1 Ağustos 2013 Perşembe

Kelebeklerin Koruyucu Azizi

Kelebeklerin Koruyucu Azizi

Kelebeklerin Koruyucu Azizi, Cecilia Galante, çok yakında Artemis Yayınları'ndan çıkacak...

Kelebeklerin Koruyucu Azizi, inanç ve şüphe, istismar ve iyileşme ama her şeyden çok dostluk üzerine yazılmış olağanüstü bir kitap.




Agnes ve Honey her zaman diğerlerinden farklıydı. Ama büyüdükçe, birbirlerinden uzaklaştılar. Dini bir komünde, katı kuralları ve korunan sırları olan Kutsanmış Dağ’da doğmuş iki kız, tamamen zıt karakterlere sahipti. Agnes’ın hayatının amacı bir aziz olmakken, Honey komünden olabildiğince uzağa gitmek istiyordu. Agnes’ın babaannesi Pete Nine, beklenmedik ziyareti sırasında komünün en karanlık sırlarını keşfetti. Kızların can güvenliklerinden şüphe eden Pete Nine, onları da yanına alarak Kutsanmış Dağ’dan kaçmaya çalışacaktı.

Komünden, Honey’nin normal olacağını umduğu hayata doğru yaptıkları yolculuk sırasında, iki genç kız hayatları boyunca süren arkadaşlık bağlarını sınama imkanı bulacak ve Agnes, sahip olduğu hayata tutunma mücadelesi verirken, kendi geleceğini kurmak için cesarete sahip olması gerektiğini ancak en büyük- en tehlikeli- yalan ortaya çıkınca anlayacaktı.

Kelebeklerin Koruyucu Azizi, yazarın kendi deneyimlerinden esinlenerek kaleme aldığı bu büyüleyici ilk roman. İnanç, dostluk ve sevginin gerçek anlamı üzerine yazılmış güçlü bir hikaye.

Sizin için kitabın ilk iki sayfasını yazdık;
Duvardaki çarmıha bakarak "Lütfen bana ne yapacağımı söyle," diye fısıldadım. "Buradan hemen şimdi çıkabilmek için, yalan söylemekten başka bir yol var mı? Bana bir işaret gönderebilir misin? Belki gözünü kırparsın ya da kafanı sallarsın. "Veya onun gibi bir şey?" Ellerimi çenemin altında kavuşturup başımı eğdim ve gözlerimi yumarak bekledim. Odanın içindeki diğer yirmi yedi çocuk, öğle sonrası dualarını mırıldanmaya devam ederken, dudakları Latince kelimelere uygun olarak düzenli bir şekilde kıpırdıyordu, içerisi sıcak ve havasızdı. Dizlerim ince halının üzerindeyken, mavi cübbemin altından gelen ter kokusunu alabiliyordum. Bazı günler, öğle sonrası duaları hiç bitmeyecekmiş gibi gelir, içimden ona kadar sayıp kafamı kaldırdım. Haçın üzerindeki İsa, elleri ve ayakları tahtaya çivilenmiş, kemikleri belirginleşmiş, gözleri gökyüzünde, işkence çeken pozisyonunda durmaya devam ediyordu. Omuzlarım düştü. İşaret yoktu.

Tamam, peki o zaman. Başka yolu kalmadı. Yalan söylemeyi düşünmek bile beni delirtiyor, hatta çıldırtıyordu. Tüm hafta boyunca o kadar iyiydim ki şimdi Honey yüzünden her şeyi mahvedecektim. Onun suçu bu. Emmanuel bu sabah bizi düzen odasına çağırdıktan sonra, Honey çekip gitmeseydi, ben de bu durumda olmayacaktım. Niye böyle şeyler yapmak zorunda ki? Dünyanın sonu değildi ya. Peter'la ikimiz de Honey'yle birlikte içeri çağrıldık ve sonra Emmanuel bize, tekrar doğu binasına gitmemizi söyledi. Nedense Honey'ye kalması emredildi ama eminim önemli bir şey değildi. En azından ben öyle düşündüm. İçimde bu sefer bir şeylerin ters gittiğine dair bir his vardı. Dört saat geçmişti, Honey'den eser yoktu. Düzen odası ziyaretlerimizden sonra hep ortadan kaybolur ama bu durum asla bir saatten fazla sürmezdi, yalanla ya da yalansız, onu bulmak zorundaydım.
Arkamda birinin boğazını temizlediğini duydum. Hafifçe kafamı çevirdim ve Peter'la göz göze geldim. Genellikle gözlerinin önüne düşen açık kahverengi saçlarını yüzünden çekmişti. Sabah başımızın belaya girmesinin sebeplerinden biri de oydu. Kendisini Honey'nin uzun yokluğundan dolayı suçlu hissettiğini de biliyordum. "Gidip onu bulacak mısın?" diye fısıldadı. Uzun ve çarpık dişleri, küçük ağzı için fazla büyüktü. Honey onda ne buluyor, hiç bilmiyorum. Eğer birileri Honey'yi dışarıda görürse, başının bu sabahkinden de büyük bir belaya gireceğini Peter da en az benim kadar iyi biliyordu.Kutsanmış Dağ'da göğe yükseliş haftasındaydık ve büyük binadaki yemeklere gidip gelmek dışında kimsenin dışarı çıkmasına izin verilmiyordu.


Bu yazı kitabın tanıtımı için yazılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder