Kitabın 72. ve 73. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Anbean Başka Kelimelerle İfade Etme Doğaçlaması
Yazar tarafından yazılmış kelimeler yerine oyuncunun kendi bulduğu kelimeleri kullanması, fütursuzluğu arttırmanın daha geleneksel bir yoludur. Bu teknik sadece provada kullanılabilir, oyuncunun yazarın izni olmaksızın metinde değişiklik yapmaya hakkı olduğu anlamına gelmez.
Oyuncu, kendi bulduğu kelimelerle metni ifade ettiği zaman, sadece kendi kelimelerini işin içine sokmakla kalmaz, metne yeni kelimeler de ekler. Böylece diğer oyuncuyla ilişkisinden doğan bütün ilave dürtüleri yaşayıp ifade etme şansı bulur. Oyuncunun bu işlemi kelimesi kelimesine yapmasına gerek yoktur; satır satır metni takip etmesi gerekmez. Buradaki doğaçlama, sahnenin içeriğinin paralelinde olunmasına ve oyunun özünün yakalanmasına dayanır. Kelimesi kelimesine kendi kelimeleriyle oynamak oyuncu için bir başka tuzaktır, çünkü sürekli yazılı metnin yazılış sırasını düşünmesini ve sonunda uygun cümleyi kurmasını gerektirir. Kafasının içinde kapana kıstırılmış olur. Metne uygun düşecek yeni kelimeleri ve davranışları önceden tasarlamaya başlar. Oysa, başka kelimelerle ifade etme alıştırması, metindeki kelimelerin diziliş mantığına bağlı kalmaksızın, kelimesi kelimesine yapılmamış ise, kendine izin verme, fırsat verme, olanları kabul etme ve o sahnenin içindeki tüm itkileri içerme konusunda oyuncuyu özgürleştirir. Oyuncu, metnin çerçevesi içinde, kendi kelimeleriyle tüm kişisel duygularını ifade ettiği için, yazılı metne de aynı fütursuz duygularla yaklaşabilir.
ÖRNEK:
(Sahnenin yazılı olan hali.)
JOE: Bu ailede kararları almak neden hep benim sorumluluğumda?
ALMA: Bu hep böyle oldu, şimdi niye değiştirmeye kalkıyorsun?
JOE: Güzel! Alma... gerçekten çok güzel!.. Ama bu babamla ne yapacağımız konusundaki sorunu çözmüyor!.. Onu bu eve, yanıma alamam çünkü bir ev dolusu çocuğum ve kötü durumda olan bir karım var!
ALMA: Bunları daha önce de duyduk, ezbere biliyoruz!
JOE: Biliyor musun Alma, bütün yaptığın ağzını açmak ve beni kızdırmak... Bu niye hep böyle oluyor? Niye herhangi bir şeyi ukalalık yapmadan mantıklı ve akıllı olarak tartışamıyorsun?
ALMA: Senden hoşlanmıyorum Joe, hiçbir zaman da hoşlanmadım ve daha da ötesi, senin mazeretlerin umurumda değil... Benim hayatım seninkinden daha kolay geçmiyor, ama ben kimsenin omzuna kapanıp ağlamıyorum, değil mi?
JOE: Hayır Alma... sen kimsenin omzunda ağlamazsın çünkü kendi babana destek olma konusu umurunda bile değil... Ben yıllarca yaptım... Elini cebine atma zamanı geldiğinde neredeydin?
ALMA: Of, bu çok çirkin... Bunun benim için ne kadar zor olduğunu biliyordun!..
JOE: Peki, tamam, özür dilerim... ama beni gerçekten kızdırıyorsun... Dinle bak Alma, onu bir bakımevine göndermenin altından parasal olarak kalkamam, zaten o da başka bir yere gitmek istemiyor. (Sessizlik.) Onu birkaç ay için yanına alabilir misin?
ALMA: Bunun ne faydası olacak Joe?.. Birkaç ay sonra yine şimdi bulunduğumuz noktada olacağız!
JOE: Peki ne yapalım o zaman?
ALMA: Eğer cevabım olsaydı... söylemez miydim sanıyorsun? Dinle Joe... eve gitmem gerek...
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder