22 Kasım 2013 Cuma

Tesla'nın Kutusu (Cep Boy)

Tesla'nın Kutusu (Cep Boy), Samantha Hunt tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | April Yayınları, Roman, 9786055162023, 455 Sayfa, Kasım/2013


Kitabın 28. ve 29. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Bryant Park on yıl kadar önce yeniden düzenlendi. Yeni peyzajda düz çizgiler geniş kıvrımları
keserek uzanıyor ve kalıcı bitkilerin olduğu çiçek tarhlarıyla süsleniyor. Yıllar önce parkın doğu
tarafında duvarlarının derinliği on yedi metre olan ve durgun, sessiz suyu New York'un ortasına
yerleştirilmiş deniz gibi içinde tutan bir rezervuar vardı. Parkı geçerken hava iyice soğumaya
başlamıştı. Kendimi güçsüz ve keyifsiz hissediyordum. Sanki parkın değil, o eski su rezervuarının
içinden geçiyordum. Soru göğsümü onca ton su üstüme çökmüşçesine sıkıştırıyordu. Başımı kaldırıp
gökte onu aradım; orada son donanma mavisi ışığı yakalamaya çalıştım. Yüzeye çıkmak için
giriştiğim her çaba dizlerimin güçsüzlüğüyle, 'Radyonun keşfiyle gelen tüm övgüleri neden Marconi
topladı?' sorusuyla köstekleniyordu. Rezervuar oradan gideli yıllar olmuştu. Ben hâlâ içindeki
suyun yüzeyine çıkmak için ayaklarımı delice çırpıyordum, ama kaslarım tahtaya dönüşmüş,
çürümüştü.

Henüz seksen altı yaşındayım. Bedenim ne zaman bu kadar yaşlandı? Bacaklarım titriyor. Dizlerimden
utanıyorum. O bu gece gelmezse yanıt gayet açık olacak, itibarı Marconi üstlendi, çünkü ben bunu
yapamadım. Evet, radyoyu icat eden benim, ama bir buluş sadece onu gerçekleştiren insanın
kafasında kalırsa neye yarar ki?

Bir, "HoEEEoo?" seslenişi daha çıkarmayı, yukarılarda uçları beyaza bürünmüş bir çırpmış belirene
kadar kendimi suyun yüzünde tutmayı başardım. Onun görüntüsü bir kapı açtı, ışığın içeri girmesini
sağladı ve ben kendimi Bryant Park'ın kuru zemininde dikilir halde buldum. Oradaydı.

Derin bir soluk aldım. Park sakin ve huzur doluydu. O gelip Goethe'nin başına kondu. Bronz Goethe
onun yumuşak konuşunun verdiği rahatsızlığa aldırmaz gibiydi. Yalnızdık. Dilim düğümlenmişti; söze
nereden başlayacağımı bilemiyordum. Yüreğim tutuştu. "Seni otelde bekledim," dedim. Yanıt vermedi; turuncu gözünü, tüm bu saçlar ağarmadan önce benim de bir güzellik olduğum zamanları hatırlayan gözünü üzerime dikmişti. Bazen aramızdaki iletişim öyle başlardı. Bazen de onu duyamazdım. Kenardaki banka oturdum. Yoğunlaşmam gerekiyordu. Goethe'nin başının tepesinde parlak bir fikir gibi görünüyordu. Aldığı solukla göğsü kabarmıştı. İçine daldığım heyecan söylediklerini işitmemi zorlaştırıyordu.
"Biraz fıstık ister misin?" diye sordum cebimden kesekâğıdını çıkartırken. Kalkıp fıstıkların birazını heykelin kaidesine dikkatle serptim ve tekrar yerime oturdum.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder