8 Aralık 2013 Pazar

Benim Gençliğim

Benim Gençliğim, Can Dündar tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Can Yayınları, Roman, 9789750714863, 219 Sayfa, Kasım/2013


Kitabın 146. ve 147. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


İffet Teyze! N'olur Düş Artık Yakamızdan

İşte yine karşımızdasın İffet Teyze...
Seni artık öyle iyi tanıyorum ki...
Kim bilir kaç kuşaktır deli kanların ateşine su döken sen değil
miydin?
Kırmızı Şapkalı Kız'ın büyükannesiydin sen. Hani şu bütün erkekleri, körpecik kızları yemek için pusuda dişlerini bileyen kurtlara benzeten...
Yatılı okullarda cadaloz bir müdireydin, mahalle aralarında çaçaron kadın, ahlak derslerinde çatık kaşlı tatminsiz hoca...
Ortaçağ'da bekâret kemeriydin; yeni çağda bekâret testi olup çıktın karşımıza...
Çağlar değişti, dünya değişti, sen o örümcekli kafanı bacak aralarımızdan çıkarıp işine bakmayı öğrenemedin.
Öcüler ve devlerle büyüttün her yeni doğanı...
İlk gençliklerimizi zehir ettin bizlere...
Sevdalarımızı cehennem kazanlarında yaktın.
Aşkı, en kirli duygu sandık sayende, nazlarımızdan utandık...
Bugünlerde elinde uzaktan kumanda cihazı, kanallar arasında gezerek çocukların iffetini korumaya çalışırken görüyorum seni...
Uzun öpüşme sahnelerinde "zap'layıp vahşi dövüşçülerin birbirlerini gırtlakladıkları nefret filmlerine geçiyorsun, evdeki çocuklar ahlaksız olmasın diye...
Kavgadan ürkmüyorsun ama sevgiden ödün kopuyor. Şiddeti kutsuyor, öpüşmeyi lanetliyorsun.
Bugünlerde elinde uzaktan kumanda cihazı, kanallar arasında gezerek çocukların iffetini korumaya çalışırken görüyorum seni...
Uzun öpüşme sahnelerinde "zap'layıp vahşi dövüşçülerin birbirlerini gırtlakladıkları nefret filmlerine geçiyorsun, evdeki çocuklar ahlaksız olmasın diye...
Kavgadan ürkmüyorsun ama sevgiden ödün kopuyor. Şiddeti kutsuyor, öpüşmeyi lanetliyorsun.
Sen hiç öpüşmedin ki...
Öyle yaptığından iğrenerek, tutkunu, ağzında bir salya gibi gizleyerek değil, içindeki yangını bir volkana dönüştürerek öpüşmenin hazzını tatmadın ki hiç...
O yüzden, "Ben nasıl doğdum anne?" sorusuna verecek akıllıca bir yanıtın da olmadı hiç...
Küçük aklın, "Leylekler getirdi," ve, "Lahanadan çıktın," dışında yaratıcı bir yanıt üretemedi bunca yıldır...
Hoş, ayrıntısı sorulsa belki sen de bilmiyordun gerçek yanıtı ama öğrenilmesine de izin veremezdin...
Kendi özgüvensizliğini, sağlıksızlığını, "ayıptır, günahtır" diye sattın bize asırlardır...
Ahlak kitaplarınla, korkunç hurafelerinle, disiplin yönetmeliklerinle gençliğimizin canına okudun.
Körelmişliğinle körelttin bizi, ezilmişliğinle ezdin.
Devletle el ele verip barikatlar ördün sevdalıların arasına... Tabuların çarmıhına gerdin çocuklarımızı... Sevişmelerimizi çaldın.
Kafamıza taktığın bekâret kemerlerin, ilk gecelerimizi cehenneme çevirdi.
Sen kızlık zarlarına tapındıkça daha bir kilitlendi vücutlarımız, "kirlendiğimizi" sandık, en arındığımız dakikalarda...
Aşk, hep bir ıstırabın adı oldu o yüzden...
Sevişmek günahtı.
Sen hiç sevişmedin ki...
Sus artık!
Ruhlarını söndürdüğün bedenler, sana birkaç yüzyıl yeter. Leyleklerini, öcülerini, duvarlarını, o her şeyi bilen çatık kaşlarını, "Ama bizim toplumumuz bunları kaldırmaz'larını, "Ya senin kızının başına gelse'lerini, "Ne yani herkes istediğiyle yatsın mı'larını, bütün kurnaz mazeretlerini günah torbana doldur ve yeterince kararttığın hayatımızdan çekil...
Yarattığın ahlakın nasıl bir şey olduğunu, Anadolu bozkırlarındaki eşeklerin dili olsa da anlatsa...
İlk gece kâbuslarında, genelev yataklarında, tuvalet duvarlarında oku dayattığın iffeti...
"Vurun kahpeye" ayaklanmalarında gör eserini...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder