Kitabın 118. ve 119. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
"İyilik yaparken yakalanmayacaksın, adın çıkar hırsıza ama kötülüğün peşinde yakalan ki, ne kadar iyi adam, hayatta kalabilmek için neler yapıyor desinler." Babamın meşhur hayat sözlüğünden...
Romanya'nın bir ucuna İstanbul'u yapıştırmıştım sanki. Eskiye dair derinlere attığım ne varsa, her gün bir daha su üstüne çıkıyordu. İstanbul'da neyle karşılaşacağımı düşünürken içimi tuhaf bir huzursuzluk teslim alıyordu.
Otel çalışanlarının tartışmalarını izlerken, David ve Maria bana doğru yürüdü. Küçük Lia ve Maria'nın elleri birbirine yapışmış gibi ayrılmıyordu. Bombaların arasından aldığım minik Lia'nın anneliğine adamıştı Maria kendini. Geceleri eğlencelerde bile görmek mümkün değildi onu. Akşam yaptığımız uzun masa sohbetlerinde bir görünür, bir kaybolur olmuştu. Daha onlar masaya oturmadan küçük Lia kucağıma tırmanmıştı bile.
Maria gülüşünün arasından atıldı.
"Kedi gibi tırmandı yine."
Sımsıkı sardım Lia'yı. Saçlarını gösteriyordu. Yeni tokalarını, oyuncaklarını anlatıyordu. Küçük Lia güvende olduğunu Maria sayesinde iliklerine kadar hissetmişti...
Yanımıza ilişen David ise küçük kızın saçlarına dokundu, sonra gözleriyle önemli bir şeyden bahsetmek istediğini işaret etti.
Maria ve Lia'nın yanımızdan ayrılmasıyla söze girdi.
"Geminin kalkışı ertelenmiş!"
David'in elinde gezdirdiği viski kadehi ve oyunculuk pozla-
rından sonra böyle bir bilgiyle gelmesine şaşkındım, içkiyi fazla kaçırmış olduğundan şüpheliydim. Ama koşarak yanımıza gelen Alexe olanları doğrulamıştı.
Geminin kalkışı 12 Aralık'a ertelenmişti. Bu gecikme, Viktorya'ya zaman kazandıracaktı. Romanya'dan uzaklaşmak istemediğini artık dile getirmiyordu ama ailesinden haber alabilmek için biraz daha zamanı olduğuna mutlu olacaktı.
Haberi odasından valizleriyle inmesini beklediğim Hüs-rev Gerede'yle paylaşmak için sabırsızlanıyordum. Günlerdir İstanbul'a beraber dönebilmek için beni ikna edemeyişine hayıflanırken, üzgün ayrılacak olmasına içim el vermemişti. Erteleme başka bir çözüm getirebilirdi. Bilmesi en azından şimdilik içimi rahatlatacaktı.
Merdivenlerden ilk Lamia teyze göründü. Hüzünlü gözlerinden, beni Bükreş'in Athene Palas'ına emanet etmek istemeyişini okuyordum. Hüsrev amca gibi buyurmazdı ama hüznü boğazıma düğümlemeyi başarmıştı. Birkaç dakika sonra valizlerle merdivenlerden inen Hüsrev amca vedalaşmak istemeyen inatçılığıyla, kolumdan zorla çekecek gibi bakıyordu. Viktorya vedalaşmak için yanımıza geldiğinde, gözlerini ikimizin üzerine dikip, "Size son kez söylüyorum. Dışarıdaki arabayı bekletmem mesele bile değil. Yanınıza hiçbir şey almadan atlayıp gelin. Burada daha fazla kalmayın. Sizi burada öylece bırakmak kanıma dokunuyor. Hele sen oğlum! Sahipsiz misin sen? Sahip çıkılmayanların gemilerinde ne işin var? Kendine bunu nasıl yakıştırırsın?"
Bu kez karşımda günlerdir beni ikna etmeye çalışan hassas adam yoktu. Açıkça söylemişti. Viktorya'nın nasıl hissedeceğini önemsemedi. Suçluyordu. Gemiye binip vatanıma leke süreceğime, Romanya'da kalmamın daha onurlu olacağını söylemesi son sözleri oldu.
Cevap veremedim. Lamia teyzeye sarıldım. Hüsrev amca gözlerimin içine bakıp arkasını döndü. Kapıdan hızla çıkıp dışarıda bekleyen arabaya bindi.
Viktorya elimi tuttu. Onlar kapıdan henüz ayrılmışken:
"İstersen hemen onlarla gidebiliriz. Ya da sen gidebilirsin, söz veriyorum arkandan geleceğim. Yapmadığın bir şey için pişmanlık duymanı istemiyorum."
Yalan söyleyemem. Sağ ayağım kapıya yöneldi. Ama sonra Viktorya'nın elini daha sıkı sardım. Sol ayağımı atmadan Lia'yla göz göze geldim. Onu burada bırakamazdım.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder