Kitabın 136. ve 137.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Dört şeritli, geniş Waterford Köprüsü'nden geçerken, keşke diyordum içimden, kente giden tek yol bu olsaydı ve biz gelmeden köprü çökseydi. Işıklar cumartesi sabahı trafiğini yavaşlattığı için, Seanie'nin Morris Mi-nor'u ağır ilerliyordu. Biraz daha ağırlaşırsa, dışarı atlayıp köprüden geri yürüyecektim.
Limerick'e yaptığımız araştırma gezisindeki gibi, bugün de Seanie'nin öğleden sonra maça yetişmesi gerekiyordu. O da en az benim kadar gergin görünüyordu; fazla konuşmuyorduk. Belki Seanie, benim sessizliğe ihtiyacım olduğunu düşünüyordu, ama yanılıyordu. Hava durumu, teybe koyduğu Beautiful South kaseti, hatta futbol üstüne zararsız bir sohbet bile, kafamı rahat bırakmayan soru karmaşasından biraz olsun uzaklaştırabilirdi beni. Heather'a ne diyecektim? Bana bilgi vermeyi reddedebilir miydi? Yoksa onunla buluşmak, beni öyle ya da böyle her zamankinden de kötü bir durumda mı bırakacaktı?
Beautiful South, Everybody's Talking'i söylüyor ve beynimdekileri dillendiriyordu sanki.
"Kaseti beğendim," dedim, kafamdaki sesleri susturmak için. Keşke birazcık daha gürültülü, birazcık daha hafif bir şey getirseydi Seanie, diye düşündüm -Blur ya da Prodigy belki.
Seanie'nin aklı müzikte değildi.
"Nance? Sen ve OD hakkında... bizim hakkımızda... açıklığa kavuşturmak istediğim bir şey var..."
"O konuyu sonra konuşuruz, tamam mı? Şu iş bittikten sonra," dedim -aslında yalvardım.
"Yalnızca daha iyi olacağını düşündüm, eğer ben-"
"Kütüphanenin nerede olduğunu bildiğinden emin misin?" dedim, boş gözlerle ileriye bakarak.
"Evet, telefon ettiğimde de sordum. Dönüşte konuşacağız ama, tamam mı?"
Kütüphanenin bir an önce görünmesini diliyordum, bir yandan da hiç görünmemesini. Kaçamak yanıtlarım Seanie'nin dikkatini dağıtmıştı. Tek yönlü bir yola ters giriş yaptı. Farlarını açıp kapayan bir otobüs korna çalarak üstümüze gelince, ikimiz de yerimizden sıçradık.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder