Kitabın 216. ve 217. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Ümitle Karışık Tehditler
Abdullah ÖCALAN'ın savcıların esas hakkındaki mütealaları-na verdiği cevap bile savunmadan daha somut ve dişli.
APO burada özede şunları belirtiyor:
• PKK'nın iç ve dış mevzilenmesi doğru hesaplanmalıdır.
• PKK'ya dayalı dış hesaplar çok iyi bilinmeli.
Öcalan savcıların esas hakkındaki mütealalarına karşılık muhtemel gelişmeleri, siyasi ve barışçı çözüm olmazsa, olacak olanları yarı tehdit, yarı umut yollu sıralıyor.
Bu maddeleri, gelişmelere ışık tutacağı için aynen veriyorum:
1- Askeri silahlı çatışma kurumsallaşarak devam edecektir. PKK'nın gerek Ülke içi, gerek Dünyanın tüm önemli Ülkelerinde ve hudutlann her iki tarafında tuttuğu mevziler, kazandığı tecrübe, lojistik alım olanakları, silah temininde kolaylıklar, mali imkanlar, aday temin etme ve daha da artan rezervler, uygun coğrafya ile birleştirilince bu işi yıllarca sürdürebileceği açıktır. Düşük ve orta düzeyde bir savaşı rahatlıkla götürebilir. Ordu da bu konuda kazandığı deneyim ve yeniden yapılanma üstün tekniği ile daha fazla bu işe girebilir, sürdürebilir. Bu askeri yaklaşımın derinleşme olasılığı gerçekten güçlüdür. Geçen on beş yılın çok ötesinde önümüzdeki yüzyıla yayılabilir. Tabii bölgenin kaygan ve her türlü ittifaka elverişli konumu, Kürtler üzerinde dünya çapında geliştirilecek politik-askeri ilişkiler, bu çatışmayı daha ileri boyutlara taşıma riskini hep bağrında taşır. Belki de dünyanın en riskli çatışma alanı olmaya adaydır. Çünkü bir çok çıkar hesabı çatışıyor. Kuzey Irak bunun küçük bir örneğidir. Nereye götüreceğini şimdiden kestirmek güçtür.
Muhtemelen Arapların yeni yaklaşımları, Saddam'lı veya Sad-dam'sız devreye girebilir. Türkiye ile çelişkilerine göre PKK ile çeşitli düzeyde var olan ilişkileri daha da geliştirecekler. Bunda, su meselesi, tarih ve ekonomik çıkarlara dayalı çelişkiler de etkide bulunacaktır. Askeri çatışmanın gelişmesinde önemli bir mihraktır. Arkasına çeşitli dayanışma içinde oldukları Ülkeleri de alarak, bu yönlü faaliyetler genelde Kürtlere özelde PKK'ya dayalı olarak artarak devam edecektir.
Iran, tarihte olduğu gibi Türkiye ile ideolojik boyut da kazanmış çelişkilerini yine gerek Hizbullah, ama daha çok da Kürtlere, PKK'ya dayalı olarak kullanacak ve çatışma ortamının derinleşerek devamında temel bir faktör olacaktır. Sınırlı ilişkilerin gelişen potansiyeli yüksektir.
Suriye, özellikle İsrail'le barışla birlikte Kuzey'e Türkiye'ye gerek Antakya, gerek su ve gerekse Irak ve hatta İran'la ilişkileri nedeni ile çelişkilerini su üzerine çıkaracak. Kürtleri, PKK'yı daha yakın bir müttefik olarak değerlendirecek, bu çatışmanın derinleşerek sürmesinde önemli bir rol oynayacaktır.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder