15 Ocak 2014 Çarşamba

Dört Mevsim Sonbahar

Dört Mevsim Sonbahar, Ahmet Altan tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9786051416144, 215 Sayfa, Mart/2013


Kitabın 60. ve 61. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Partiden birlikte çıkıyorlar. Karşı kaldırımda Çingeneler önlerine serdikleri rengârenk çiçekleri bağıra çağıra satıyorlar, sıcacık bir güneş insanları ısıtıyor.
Ali, yanındaki kıza, "Gel bir dakika," diyor.
Karşı kaldırıma geçiyorlar, Ali Çingenelerden bir demet menekşe alıyor. Bin yıl önce Tibet'te yaşamış bir kraliçenin ruhundan yapılmışa benzeyen, koyu yeşil yaprakların arasında hem mağrur hem boynu bükük duran bu mor çiçeği kıza veriyor. Kız, çiçek almaya alışkın bir kadının rahatlığıyla alıyor
çiçeği.
"Çok mersi."
"Sever misin menekşeleri? Ben çok severim. Ne olduğunu tam anlayamıyorum ama bu çiçekte sihirli bir şey varmış gibi
geliyor bana..."
"Ben de çok severim menekşeyi... Bana çiçek veren ilk partili arkadaşım sensin biliyor musun?"
"Sen şanslısın. Bana şimdiye kadar ne partili ne de partisiz hiçbir arkadaşım çiçek vermedi bugüne kadar."
Kız, Ali'nin kolundan tutuyor.
"Gel o zaman."
Yeniden çiçekçilerin yanına dönüyorlar. Kız bir demet menekşe alıp Ali'ye veriyor.
Ellerinde birer demet menekşeyle birbirlerine gülüyorlar.
"Çok mersi. Yaşamımın ilk menekşesini senden aldım."
Menekşeleriyle birlikte yokuştan aşağı yürüyorlar. Güneşli bir günde bir demet menekşe armağan almanın sevincini içlerine sindire sindire konuşmadan geçiyorlar karşı kaldırıma.
"Hâlâ partinin dergisinde mi çalışıyorsun?"
"Evet," diyor kız. "Dergiye çeviriler yapıyorum."
"Çoktandır rastlamamıştım sana."
"Öyle oldu. işler çoktu. Herhalde sizin de işler çok yoğun bugünlerde. Miting hazırlıkları falan..."
"Haklısın, bugünlerde çalışmalar çok yoğundu. İşin var mı?"
Kız bir an duraksıyor.
"Yok."
"İstersen bana gel, sana harika bir çay ikram edeyim. Çay sevmezsen içici de var."
Kız gülüyor.
"Çay severim."
Ali kapıyı açınca, minik kuş her zamanki gibi çığlıklar atarak gelip Ali'nin başına konuyor.
"Bu ne?"
"Kuş."
"Kafesi yok mu?"
"Kafesi yok, kafese koymuyorum, evin içinde dolaşıyor."
Kız merakla bir kuşa, bir Ali'ye bakıyor.
"Niye kafese koymuyorsun?"
"Kafese koyunca sıradan bir kuş oluyor."
"Koymayınca?"
"O zaman ev halkından biri oluyor. Onunla ikimiz ev halkını oluşturuyoruz."
Kız salona giriyor, Ali başında kuşuyla mutfağa yürüyüp çayı koyuyor, menekşesini minik bir cam vazoya yerleştiriyor.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder