Kitabın 480. ve 481. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
İzzet Paşa veyahut tabir-î diğer ile Mösyö Armand Colard Atina'ya muvasalat ettiğinden iki sonra bir mektupla Madam Julie Souter'i İlissos Sahili'nde bir birahanede bir vakt-i mülakat tayin etmek üzere davet ediyordu.
Mösyö Armand Colard vakt-i muayyenden evvel gelip çiçekler ile müzeyyen bahçede oturmuş düşünceli bir nazarla karşısında yayılan Atina'nın menâzır-ı nefîsesini mütehayyir-âne temaşa ediyordu. Birdenbire zayıf, uzun boylu, sarı saçlı ve yakışıklı surette giyinmiş bir kadının seri hatveler ile birahaneye doğru ilerlediğini görerek meçhul kadının üzerine tevcih-i nazar ile zihnen "Acaba kendisi midir?" dedi.
Kadın bahçeye girip dört etrafına baktıktan sonra doğrudan doğruya kendine doğru ilerlemeye başladı. Zaten o sırada birahane derûnunda İzzet Paşa, bir genç ve bir de genç kız bulunuyordu. İşbu iki kişi de yek-diğeri ile bahçenin bir köşesinde muaşaka etmekte olduklarından bilâ-fasıla birbiriyle gülerek yüksek ses ile görüşüyorlardı.
Sarı saçlı kadın Abdülhamid'in sadık bendesine takarrüb edip serbestine bir tavır ile mumaileyhe hitaben Fransızca tekellüm ederek:
"Acaba Mösyö Armand Colard ile görüşmek şerefine nail olabildim mi?"
"Evet madam! Eğer yanılmıyor İsem siz dahi evvelce burayı ma-hall-i mülakat tayin etmiş olduğumuz Madam Julie Souter'sınız."
Sarı saçlı madam mütebessimâne başım eğerek: "Evet, mösyö!"
Zaten ayağa kalkmış olan İzzet. Paşa muhatabesine bir sandalye takdim etti. Bu dakikada İzzet Paşa zihnen:
"Bu kadın uzaktan bana gayet güzel göründü fakat yazık ki yakından zannettiğim derecede olmadığını anladım. Epeyce yaşlıdır. Mamafih etvârı ve sözleri hiçbir suretle anarşistliği andırmıyor, bunda kibar takımı kadınların tavrına benzer hareketler var."
Fikren şu mütalaaları İcra ettikten sonra karşısında bulunan madama dönüp ne gibi bir şey içmek arzu ettiğini sordu.
Madam Julie cevaben: "Bira içmek arzu ederim."
Sultanın bende-i sadığı hizmetçiye lazım geleni söyledikten sonra:
"Madam! İlk dakikadan şunu itiraf etmek isterim ki ismim sahte olup, onu yalnız bir tedbir-i ihtiyatî diye takınmışım dır.
Ben bir Fransız veyahut bîr Avrupalı değilim. İllâ sultanın hizmetinde bulunan bir Osmanlı mabeyincisiyİm."
Madam cevaben:
"Bunun böyle olmasını zaten teferrüs etmekteydim. Lütfen asıl isminizi söyler misiniz?"
"Zât-ı hazret-i şehriyârînin mabeyincilerinden Arif Bey!"
Madam buna cevap olmak üzere yavaşça başını salladı.
Mabeyinci sözüne devam ederek:
"Şcvket-meab efendimiz kendisine göndermiş olduğunuz Türkçe raporu kemâl-i dikkat ile okudu. Mezkûr rapor ile birçok beyânât-ı mühimine taahhüt etmişsiniz ve buna mukabil dahi birtakım şerait dermiyan etmiş olduğunuzdan şevket-meab efendimiz benim vesâtetim ile münasebete girişmek fikrindedirler."
Muhatebesi cevaben:
"Göndermiş olduğum varakayı nazar-ı itibara almış olduğundan dolayı gayet memnunum. Şevket-meab sultanınız için mesele gayet mühimdir. Çünkü hayatlarına karşı başlanmış olan cidal kolaylık İle nihayet bulmayacaktır, zaten birtakım yeni suikasder hazırlanmaktadır. Bu ciheti İrsal etmiş olduğum varakada dahi zikretmiş idim."
"Bu hususu daha vazıh surette bildirebilir misiniz?"
"Şayet şerait üzerine bir itilaf edebilir İsek hemen birtakım yeni suikastler için muhtelif mahallerde saklanmış olan dinamitleri ve bombaları size gösterebilirim."
"Mezkur bombalan istimal edecek olan eşhası?"
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder