Kitabın 254. ve 255.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
"Sevgili kardeşim, ne zaman bir sal yapacağız kendimize ve yelken açacağız gökyüzünden aşağıya?"
Ingeborg Bachmann
Ben geldiğimde o da öbürleri gibi bizim evde yaşıyordu; tıpkı annem, babam ve tıpkı dedem gibi.
Ben geldiğimde Araş da bizim evde yaşıyordu. Aileye en son katılan bendim ve öbürlerinin varlığını doğal bir miras gibi hiç düşünmeden kabul etmiştim. Beni sevmelerini, beni koruyup beslemelerini doğal olarak beklediğim gibi... Çocuktum ve çocuklar sahip oldukları şeylerin nasıl kazanıldığını hiç bilmezler. Çocukluk böyle yaşandığı zaman güzeldir!
Aras da onlardan biriydi. Vardı ve hep olacaktı. Onsuz yaşamanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum, aklımın ucuna bile getirmemiştim. Neden getirecektim ki? Benden önce gelmişti, oradaydı, sağlamdı, güvenilirdi, akıllıydı. Beni sever, beni korurdu. Ağabeyimdi, ağabeyim olarak da kalacaktı.
Ama öyle olmadı.
Aras bir gün gitti.
Öylece ansızın, hiç haber vermeden ve bizi yokluğuna hiç hazırlamadan...
Aras bir gün çekip gitti. Temelli gitti.
Gidişi de kendi efsanesine uygundu. Tam kahramanlara özgü biçimde ayrıldı Aras. Yakışıklı, genç ve cesur! Zeki, yetenekli ve başarılı! Yine yapacağını yapmış, giderken de bir kahraman olmayı başarmıştı ağabeyim.
Oysa gitmek isteyen Ada, kalmak isteyen Aras'tı. Ve aslında temelli gidecek olanın Aras olduğuna dair hiçbir işaret yoktu.
O yaz bir sınav hengamesiyle geçti Aras için. Liseyi okul birincisi olarak bitirmişti. Karate ve yüzmede liseler arası dereceler yapmış, satrançta bölge şampiyonu olmuştu. Deniz Kuv-vetleri'nin askeri öğrenci sınavlarını kazanmış, üniversite sı-navlarına girmiş, sonuçları bekliyordu. İlk tercihi İTÜ gemi mühendisliğiydi. Aras'ın başka tercihi yoktu.
ÖSYM sonuçlarını beklerken boş duracak değildi ya?.. Amerika'da gemi inşaat mühendisliğiyle ünlü Michigan Üni-versitesi'nirı mühendislik öğrenci derneğine yazıyor, denizcilik, savaş gemileri teknolojisi, navigasyon konusunda ne bulursa sömürürcesine okuyor, gözlerinden ve ellerinden taşan zekâsını nerelere yönlendireceğini bazen şaşırıyordu.
Ve tabii Ada...
Ada'yla daha sık ve daha uzun ortadan kaybolmaya başlamışlardı. Ada tamamen Aras'a hayran, Aras Ada'nın hayranlığını kaybetmemek için her şeyi yapmaya hazır görünüyordu. Aşk bu muydu, bilmiyordum?
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder