14 Şubat 2014 Cuma

Yunus Emre Aşka Vardıktan Sonra Kanadı Kim Arar

Yunus Emre Aşka Vardıktan Sonra Kanadı Kim Arar, Kevser Yeşiltaş tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Sınır Ötesi Yayınları, Roman, 9789758312757, 189 Sayfa, Şubat/2014

Kitabın 136. ve 137. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Her insanın, dünyada görünen her şey ile bir davası vardır. Midenin acıkması ve yemeğin yenmesi bir davadır. Bir kişi ile yaşanan tüm konuşmalar, sohbetler, alışverişler bir davadır. Hatta bir bebeğin annesine muhtaçlığı da bir davadır. İnsanın nefes alması için ağaçların oksijen üretmesine ihtiyacı olması da bir davadır. Fiziki olarak arzulanan istenen herşey insanda bir dava oluşturur. Bu yüzden Taptuk Yunus, dünyadan el etek çekmenin manasını "dava gerekmez" ve "biz gelmedik davi için" demektedir. O dünyanın sunduğu tüm nimetleri, kendi kaderinin sunduğu selameti, yaşaması için gerekli tüm fiziksel ihtiyaçları terk etmesi, "dava" için gelmediğini ortaya koymaktadır. O bir savaş hâlinde değildir, barış halindedir. Buna da belli bir anlayış, idrak ve hâl sonucu ulaşmıştır. Her yaptığının bir dava olmadığını, davayı terk ettiğini, her yaptığının şuurlu olduğunu bunu sevgi, hoşgörü ve saygı ile yaptığını belirtir. "Davi, dava" uyuyanlar için, "Sevi, sevgi" uyanan şuurluların büründüğü bir hâldir. Her insan yaptığının şuuruna bilincine vardığı vakit, ilm-ü ledün lisanı olan "kuş dili"nden konuşmaya başlar ve davalığını terk eder, sevgi ile âlemlere katkıda bulunur.
Şuursuz insan bedeni, dünya ve diğer tüm insanlarla her hareketi ile davalıktır. Şuurlu insan ise, bedeni, dünya ve diğer tüm insanlarla sevgi içindedir. Buna ulaşmak için de uyanmak, varlığının bilincine varmak, özünün farkına varmak, ruhunda aksedenleri işitmek gerekir.
Taptuk Yunus, felsefesinde davilikten seviliğe geçişin, kanatlı uçarken, kanatsız uçmak olduğunu vurgular. Dav içinde olanın kanatları vardır, sevi İçinde olanın da kanatla olmadığım, çünkü o kanatlara ihtiyacı kalmadığım açıklar. Davi içinde olan kanatlara ihtiyaç duyar, sevi içinde olan artık kanada İhtiyacı kalmamıştır. Kanattan kastı, dünyasal her türlü dayanaktır. İhtiyaç duymak, esir olmak, mahkum olnıak-tır. Zihni kayıtlara, dünyanın tüm dürtülerine, bedenin tüm isteklerine karşı koyamamak, kanatlı olmaktır. Oysa sevi içinde olan, dünya ile başedebilen, arzu isteklerini dizginlemiş, kontrol eden, iyi-kötü manalarından azad olmuş, zihnin kayıtlarından kurtulmuş, mahkumiyeti bitmiş, kanatsız uçabilen insandır. Elbetteki her insan, ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Fakat bunu kontrollü olarak yapmalıdır. "Çoğu zarar verir uyutur, azı karardır insana kendini tanıtır" ilkesine uygun olması, o insanın uyanışına, farkında olmasına bir adım attırır.
Önemle belirtmeliyim ki, Hakk yolu zor bir yoldur, herkesin bu yola girmesi şart değildir. Lakin giren de geri dönmemelidir. Bu arada kalmak anlamına gelir. Hakk kapısı dileyen herkese açıktır, diyetleri fazladır, acıları çoktur, terk etmeler insana acı verdiği kadar huzur verir ancak bunu yaşamak gerekir. Yaşamak için de cesaret lazım. Öyle ya da böyle herkes bir seyirdedir, ister dünyayı doya doya nimetleri ile yaşar, uyur, uyanmak istemez, isterse de kendini "aza çeker" uyanışa geçer, eşyadan azat olur. Bu tamamen insanın kendine kalmış bir iradedir. Çünkü Hakk, insan yaratılış hamurunda "ilahi irade" katmıştır. Dilediğini yapmakta serbesttir, irade sahibidir. Her yaptığının da menfi müspet, karşılığını görecektir. Her yol insanı Hakk'a vardırır. "Yola canını koyan yarın ivazın verir" der Taptuk Yunus. İvaz'dan kastı ise "bedeli"dir. Her yapılarım bedeli vardır. İster uyuyan, ister şuurlu insan olsun, her yaptığının hesabını verecektir, karşılığını görecektir.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder