12 Mart 2014 Çarşamba

Dünya Nöbeti

Dünya Nöbeti, Alev Alatlı tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9789752892019, 505 Sayfa, Mart/2013

Kitabın 240. ve 241. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Konuşurken hiçbir jest yapmadı. Yüzünün her zaman kapalı kalan ifadesi hiç değişmedi. Yumruğunu masalara vurmadı. Nutkunun en hararetli yerlerinde zaman zaman parlayarak dinleyicilere alkışlama kumandası verir gibi tertiplere müracaat etmedi. Marks'ın, Lenin'in cümlelerini aynı monoton ifadesiyle fakat ezberden ve tam sadakatle nakletti. Her haliyle, kararlarında ve inandıklarında münakaşa kabul etmez mutaassıp bir mümindi. Kasketini başına geçirip masadan ayrılırken de galiba biraz gülümsedi.

"Dinleyiciler, onu herhalde biraz anladılar. Zaten görünüşe göre bunlar onun dilini anlayan adamlardı. Stalin'in de yaldızlı tiyatrolar yerine kaba saba binaları seçmesi de herhalde sebepsiz değildi. Nutku bitince dinleyenler onu alkışladılar. Hatta bunların bir kısmı da ayağa kalkarak alkışladılar. Fakat bu alkışlarda mübalağalı bir taşkınlık yoktu."

Aydemir, "Kafkasya'dandı. Rusça'dan başka yabancı dil bilmiyordu. Dış memleketlerde bazı kısa seyahatları olmakla beraber, hiçbir yabancı memleketi esaslı tanımıyordu" dediği Stalin'i klasik aydınlar dediği diğer liderlerinden daha gerçekçi bulmuştu, "Orjonikidze, Mikoyan, Kaganoviç, Karahan, Yenodkidze, Serkis ve sonra Teosyan ve Bcriya gibi arkadaşları da hep kendi gibi Kafkasyalılardı. Gürcü ve Ermeni'ydiler. Bunlar da Stalin gibi halkın kalabalığından gelmişlerdi. Ne yabancı memleketleri ne de yabancı dilleri biliyorlardı. Kendi sosyal kavnaklarından yani sokaktan gelen fakat bütün iç teşkilatı ellerinde tutan, tabiat, lisan ve formasyonları kendilerinkine benzeyen Rus veya yerli unsurlarla bağdaşıyorlardı. Bunların kaderi de, Rus inkılâbının kaderine bağlıydı. Öyle denebilir ki, Rusya ve Sovyet hükümeti bunlar için her şeyin başında geliyordu. Bunlar için dava, artık Rusya'nın inşasıydı. İhtilâl olmuş bitmişti. Şimdi tesviye edilecek zeminin üzerinde hemen yeni nizamın kurulması lazımdı. Yabancı mümessillerle yabancı diller konuşarak, Marksizme ait sonu gelmez teorik münakaşalar yapmaktan ziyade, ihtilâlden sonra kendilerini çarlığın tasfiyesi ve teşkilat gibi meselelere, üretimin tanzimi, parti disiplini, inşa işleri gibi çetin davalara vermişlerdi.

Artı değerin denetlenebilmesi için tarım ortaklaştırılıyor. Köylüler zoraki ortaklıklara, harmanlarını yakarak, sürülerini itlaf ederek direnmeye çalışıyorlar. 1928-1929'da Rusya, yakın tarihin en büyük iradi yıkımına sahne olurken korkunç bir kıtlık baş gösteriyor. Aleksî'nin babasının rekolteyi artıracağını umduğu her yola başvurması biraz da bu görülmedik kıtlık yüzünden. 1929 Ocak'ında şimdi artık Leningrad olan St. Petcrsburg'daki Tarım Kongresi'nden sonra yarovizatsiya tekniğini ittiren büyük bir kampanya başlatıyor. '30'da Pravda'da öncü bilim adamı olduğuna dair o yazı çıkınca, Lîsenko'nun basının gücünü fark ettiğini, Sovyet toplumunda ilerlemenin yolunun akademik olmayan dergilerde yazarak meşhur olmaktan geçtiğini anladığını söylüyorlar. Köylü geçmişi, ve asla kanıtlanmadığı gibi, tekrarlanamayan mucizevi buluşları sayesinde pek kısa bir sürede proleter bilim adamı hüviyetine bürünüyor.
Lîsenko'nun buluşları gerçekten de kanıtlanamıyor çünkü matematik ve istatistiğin kaypak bilimler olduğunu ileri sürerek, deneylerinin sonuçlarını ölçmekte kullanılmalarına izin vermiyor.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder