26 Mayıs 2014 Pazartesi

Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor

Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor, Jacques Seguela tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Pupa Yayınları, Roman, 9786055148058, 291 Sayfa, Şubat/2014
Kitabın 122. ve 123. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Aynı ay içinde Bernard Roux âşık oldu. Kızın adı Laurence'ti. Ve bizimki delicesine kıza tutulmuştu. Bu kalıp bir söz değil, bir teşhisti. Bernard tıbben akıl ve mantığı yitirmişti. Kiminin şarabı üzgündür, kimininse aşkı. Reklam dünyasının genç kurdu Bernard'ın, Publi-cis'te çalışan kuzusunu görebilmek için kapıda ateşli bir şekilde beklemesi çeşitli söylentilerin yayılmasına neden olmuştu. Laurence bu arada acayip sıkılıyordu. Bizim soğuktan donmuş âşık üç hafta boyunca ağaç oldu. Meslektaşların alaylı dedikoduları da bir yana.
Bernard bir gün toplantının tam ortasında patladı: "Kızı seviyorum ve kız da evli. Artık benim için hayatın bir anlamı kalmadı. İşi bırakıyorum. Benim payımı sen satın al. Ben emekli olacağım, gidip Güney Fransa'ya yerleşeceğim."
Dünya başıma yıkıldı. Bir aşk hikâyesi yüzünden ajansın kellesi gidecekti.
"Sana başka türlü bir emeklilik öneriyorum. Çağır sevgilini, beraber dünya turuna çıkın. İlk durak, Bern-bach'ı görmek için New York, oradan Bermuda Ada-ları'na, Brezilya'ya, Bora Bora'ya, Bali'ye gidersin. Birinci sınıf bir dünya turu olacak, hiçbir şey bu kadar güzel, bu kadar ucuz olmayacak. Bütün masraflarım ajans karşılayacak," dedim.
"Kesinlikle kabul etmez. Beni sevmiyor ki..."
"Belki seyahat etmesini seviyordur."
Ertesi sabah, perşembe günü Laurence da bizle birlikte Amerika yolculuğuna çıkıyordu. Kennedy Havaalanında bizi uzun siyah bir Cadillac bekliyordu. Arabanın kapısının üzerine üç harf işlenmişti. Şoför bir hafta boyunca emrimize amade olduğunu söyledi. Aksi gibi Fransız olunca, yani böyle kısa bacaklı, hafiften esmer ve koca suratlı olunca, Cadillac'ta hemencecik kenar semt Al Capone'ına benziyor insan. Hem şaşkın hem de komiktik. Asterix, Wall Street'e gelmişti.
DDB ajansı Manhattan'da 1930 yılından kalma şahane bir binaya yerleşmişti. Yaklaşık on kat filan tırmandık. Her katın giriş kapısında yapım, yaratım, uygulama, stil bölümü, casting, trafik, prodüksiyon, promosyon, tahminler, inceleme-araştırma, medya... gibi tabelalar vardı. Yönetim kurulunun bulunduğu kata çıkana kadar Asterix'e bile aşağılık kompleksi gelmişti. Bizi Billin odasının girişinde beklettiler. 40 dakika beklemenin sonunda dayanamadım gittim pat diye kapıyı açtım. Em-pire State Building'e bakan kapı ve pencereleriyle yeryüzündeki en büyük büroya gireceğimi sanıyordum. Sekiz metrekarelik bir hücrede buldum kendimi. Bernbach bir memur masasının başında yalnızdı. Volkswagen için kendi elleriyle bir metin hazırlıyordu. 62 yaşında dünya reklamcılığının ustası olup bir metni hâlâ bizzat yazmak, bizim ajanslarda çalışan küçük metin yazarları için ne büyük ders! Bizimkiler üç yıllık tecrübeden sonra bir metin yumurtlamak için bir asistana ihtiyaç duyarlar ve kendileri sadece başlık çıkarırlar.
Selamlaştık, oradaki insanlara tanıştırıldık, katlan gezdirdiler bize, sonra da ajansın video bandını izlemeye gittik. Bizim ajansın bandını getirmeyi gerekli görmemiştik.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder