Kitabın 157.sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
On Dokuzuncu Bölüm
Yaşadığı dehşeti üzerinden atamayan Şerif, perişan bir halde masaya çökmüş, ölen iki yoldaşını düşünüyordu. İçinde üzüntüden çok korku vardı. Bu duyguyu çok iyi tanıyordu; askeri darbe öncesinde, neredeyse her gün bir arkadaşları sivil faşistler, devletin gizli örgütleri tarafından öldürülür ya da yaralanırdı. İlk Ölümlere çok üzülmüştü Şerif ama gitgide -buna kendi de şaşarak- cinayetleri kanıksadığını fark etmiş, henüz yirmisine varmamış üniversite öğrencilerinin, ak saçlı öğretim üyelerinin, deneyimli işçi önderlerinin cenazelerinde acıdan çok korku hissetmeye başlamıştı. Yalnızca kendi canı için duyduğu bir kaygı değildi bu; ülkenin toplu bir yıkıma, karanlık bir döneme doğru savrulduğunu görmekten kaynaklanan bir tedirginlikti. Şimdi Moskova'da o yıllar önceki tedirginliği yemden yaşıyordu Şerif. Cinayetlerden çok, nedenleri ürkütüyordu onu. Birileri, onun ve yoldaşlarının yazgısını altüst edecek sinsi bir oyun planlıyorlardı. İşin kötüsü, ne bu oyunu düzenleyenler, ne de amaçları hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Kerem/in cesedini bulduktan sonra aklına gelen ilk isim en yakın arkadaşı Cemil olmuştu. Bulgaristan'daki Rila Otel'de ilk tanıştıkları günden başlayarak dün geceki konuşmalarına kadar her ayrıntıyı yeniden gözünün önüne getirmeye çalışıyor, onun polis olup olmayacağını tartıyor ama bir sonuca ulaşamıyordu.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Yaşadığı dehşeti üzerinden atamayan Şerif, perişan bir halde masaya çökmüş, ölen iki yoldaşını düşünüyordu. İçinde üzüntüden çok korku vardı. Bu duyguyu çok iyi tanıyordu; askeri darbe öncesinde, neredeyse her gün bir arkadaşları sivil faşistler, devletin gizli örgütleri tarafından öldürülür ya da yaralanırdı. İlk Ölümlere çok üzülmüştü Şerif ama gitgide -buna kendi de şaşarak- cinayetleri kanıksadığını fark etmiş, henüz yirmisine varmamış üniversite öğrencilerinin, ak saçlı öğretim üyelerinin, deneyimli işçi önderlerinin cenazelerinde acıdan çok korku hissetmeye başlamıştı. Yalnızca kendi canı için duyduğu bir kaygı değildi bu; ülkenin toplu bir yıkıma, karanlık bir döneme doğru savrulduğunu görmekten kaynaklanan bir tedirginlikti. Şimdi Moskova'da o yıllar önceki tedirginliği yemden yaşıyordu Şerif. Cinayetlerden çok, nedenleri ürkütüyordu onu. Birileri, onun ve yoldaşlarının yazgısını altüst edecek sinsi bir oyun planlıyorlardı. İşin kötüsü, ne bu oyunu düzenleyenler, ne de amaçları hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Kerem/in cesedini bulduktan sonra aklına gelen ilk isim en yakın arkadaşı Cemil olmuştu. Bulgaristan'daki Rila Otel'de ilk tanıştıkları günden başlayarak dün geceki konuşmalarına kadar her ayrıntıyı yeniden gözünün önüne getirmeye çalışıyor, onun polis olup olmayacağını tartıyor ama bir sonuca ulaşamıyordu.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder