Kitabın 146. ve 147.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Pamuk'un özellikle Batı yazınının farklı yazarlarını okumakla kalmayıp, bu yazınlardaki kuramsal gelişme ve tartışmalarla ilgilendiğini daha önce vurgulanmıştık. Kendisini sürekli geliştiren, Türk yazınındaki eksiklerin ayır-dında olan ve bu konuda Batı'daki yapıtları örnek alan bir yazar olarak yönünü daha çok Batı'ya çevirmiştir. Pamuk, yabancı dildeki kitapları kaynak dilde ya da çevirilerinden okuması, doğal olarak onda çeviri diline karşı bir duyarlılık yaratmıştır. Türkçeye kötü çevrilmiş kitaplarla da karşılaşan Pamuk, çevirilerin niteliği hakkında kısa da olsa bazı yorumlarda bulunmaktadır. Küreselleşmenin gereği olan dış dünyaya kapıların henüz açılmadığı seksenli yıllarda elektronik yayıncılığın da gelişmemiş ve yurtdışından kitapların getirtilmesinin çok pahalı ve zahmetli olması nedeniyle Türkiye'de birçok kitabı bulmak olanaksızdı. Ancak yayıncılar, Türk okurları yeni yazarlarla tanıştırmak ve dünyada çok okunan yazarların kitaplarını Türkiye'de pazarlayabilmek için yabancı yayınların çevrilmesini desteklemişlerdir. Siyasal gelişmelerin yaratmış olduğu olumsuz ortamda henüz geniş bir okur kitlesine seslenemeyen yayıncıların kadroları ve bütçeleri sınırlıydı. Her yıl kitaplara olan talebin artmasının sonucunda yayıncılar daha ucuz, hızlı ve nitelikli bir kaynak olan çeviriye ilgi göstermişlerdir. Ancak çeviri konusunda yetişmiş çok az sayıdaki çevirmenle çalışmak zorunda kalmışlardır. Buna bağlı olarak, seçim yapma olanağına sahip olmayan yayıncılar, yapılan çevirilerin niteliğini fazla sorgulamamışlardır. Ancak zamanla yayıncılık dünyasında olduğu kadar okurlarda da nitelikli çeviri bilinci gelişme göstermiştir.
Genellikle yurtdışında kalmış, yabancı bir dili belli bir düzeyde bilen ya da eğitimini yabancı dilde tamamlamış kişilere ek iş olarak yaptırılan çeviriler, herhangi bir denetimden geçmeden yayımlanmıştır. Bunda, yabancı dili iyi olan ya da İngilizce dışında başka dil bilen kişilerin yayın işlerini yürütüp işin başında olmalarının ve dışarıdan uzman desteği almanın getireceği maliyetlerden kaçınmanın da etkisi vardır. Dolayısıyla yaygın olmayan dillerden yapılan çevirilerde ya da farklı bir biçeni kullanan yazarların kitaplarının çevirilerinde sorunlar yaşanmıştır. Bazı çevirmenler yaptıkları işin ciddiyetini fark etmedikleri için, çevirilerde kaynak metinden uzaklaşmakta bir sakınca görmemişlerdir. Buna, İtalyanca, Rusça, Japonca gibi farklı dillerden çeviri yapanların sayısının az olması da eklendiğinde ikinci dilden yapılan çeviriler sorunu gittikçe derinleştirmiştir. Pamuk seksenli yıllardaki yayın dünyasının içinde bulunduğu bu koşulları çeviri açısından değerlendirerek yayıncı ve çevirmenlere yönelik şöyle bir eleştiri yapmaktadır: "Yurtdışından pek fazla kitap ithal edilmediği için, dünya edebiyatında ne olup bittiğini de, çoğu aceleyle yapılmış bu özensiz çevirilerden öğrenmeye çalışırdım" (Pamuk: 2010: 115). Çeviriler he ne kadar özensiz yapılmış olsalar da, yine de Pamuk'un dış dünyadaki gelişmelerden kopmamasını sağlayan vazgeçilmez bir kaynaklar olmuştur.
Çeviride karşılaşılan sorunlar, yayıncı ve çevirmenin dışında, diller arasındaki farktan da kaynaklanabilmektedir. Örneğin, kültürlerarasındaki farklar dilde görüldüğünden, kaynak ve erek kültürlerin, Türkçe, Rusça ya da Çince gibi dillerle arasında olan köken ve yapısal mesafeler sözvarlığının uzaklığına da yansımaktadır. Dillerin gelişmişlik düzeylerine göre, içinde yaşadığı kültürel değer ve coğrafi koşulların etkisiyle sözcük ve kavramların anlamları da değişebilmektedir.
Genellikle yurtdışında kalmış, yabancı bir dili belli bir düzeyde bilen ya da eğitimini yabancı dilde tamamlamış kişilere ek iş olarak yaptırılan çeviriler, herhangi bir denetimden geçmeden yayımlanmıştır. Bunda, yabancı dili iyi olan ya da İngilizce dışında başka dil bilen kişilerin yayın işlerini yürütüp işin başında olmalarının ve dışarıdan uzman desteği almanın getireceği maliyetlerden kaçınmanın da etkisi vardır. Dolayısıyla yaygın olmayan dillerden yapılan çevirilerde ya da farklı bir biçeni kullanan yazarların kitaplarının çevirilerinde sorunlar yaşanmıştır. Bazı çevirmenler yaptıkları işin ciddiyetini fark etmedikleri için, çevirilerde kaynak metinden uzaklaşmakta bir sakınca görmemişlerdir. Buna, İtalyanca, Rusça, Japonca gibi farklı dillerden çeviri yapanların sayısının az olması da eklendiğinde ikinci dilden yapılan çeviriler sorunu gittikçe derinleştirmiştir. Pamuk seksenli yıllardaki yayın dünyasının içinde bulunduğu bu koşulları çeviri açısından değerlendirerek yayıncı ve çevirmenlere yönelik şöyle bir eleştiri yapmaktadır: "Yurtdışından pek fazla kitap ithal edilmediği için, dünya edebiyatında ne olup bittiğini de, çoğu aceleyle yapılmış bu özensiz çevirilerden öğrenmeye çalışırdım" (Pamuk: 2010: 115). Çeviriler he ne kadar özensiz yapılmış olsalar da, yine de Pamuk'un dış dünyadaki gelişmelerden kopmamasını sağlayan vazgeçilmez bir kaynaklar olmuştur.
Çeviride karşılaşılan sorunlar, yayıncı ve çevirmenin dışında, diller arasındaki farktan da kaynaklanabilmektedir. Örneğin, kültürlerarasındaki farklar dilde görüldüğünden, kaynak ve erek kültürlerin, Türkçe, Rusça ya da Çince gibi dillerle arasında olan köken ve yapısal mesafeler sözvarlığının uzaklığına da yansımaktadır. Dillerin gelişmişlik düzeylerine göre, içinde yaşadığı kültürel değer ve coğrafi koşulların etkisiyle sözcük ve kavramların anlamları da değişebilmektedir.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder