Ergün Poyraz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ergün Poyraz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2014 Cuma

İplikçi Kirli İşler Yumağı

İplikçi Kirli İşler Yumağı, Ergün Poyraz tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Tanyeri Kitap, Siyaset İnceleme Araştırma, 9786054740024, 557 Sayfa, Eylül/2014
Kitabın 320. ve 321. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

 Tehdidi yazdı kimse ilgilenmedi
7.4.2008 tarihli Radikal Gazetesi, "Ahmet Hakan tehdidi yazdı kimse ilgilenmedi" başlığı altında şunları aktarıyordu:
"Gazeteci Ahmet Hakan, Hürriyet Gazetesi'ndeki dünkü köşesinde açıkça tehdit edildiğini yazıp, görevlilere çağrıda bulundu.
Hakan, kendisini tehdit ettiğini öne sürdüğü kişinin ilginç bağlantılarını da yazdı. Ancak yazı bir suç duyurusu niteliğinde olmasına rağmen hiçbir savcı aramadı.
Avukat Kemalettin Gülen tarafından telefonla tehdit edildiğini ileri süren Hakan, bu sözleri köşesine taşıdı. Hakan'ın verdiği bilgiye göre, aynı zamanda Fetullah Gülen'in de yakın akrabası olan Kemalettin Gülen kendisini şöyle tehdit etti:
Eğer Tayyip Erdoğan'ın başına bir şey gelirse ya da AKP kapatılırsa görürsün mantar tabancası mı patlar, yoksa başka bir şey mi patlar! Karşınızda Demokrat parti döneminin köylüleri yok... "
İstanbul Barosu'na kayıtlı Gülen'in asker kaçağı olduğu, Danıştay saldırısının faili Alpaslan Aslan'ın mahkemeye verdiği İlk ifadesinde Gülen'in adını sıkça söylediği gibi birçok bilgiyi de köşesine taşıyan Hakan, Radikal'e de şu bilgileri verdi:
31 Mart'ta 'Ey Tayyip Erdoğan gaza gelme' başlıklı yazı yazdım. O yazının son cümlesi, 'Menderes asıldığında mantar tabancası bile patlamamışa" diyerek, Erdoğan'ın son zamanlarda iktidar yanlılarının yüreklendirme gayretlerine karşı dikkatli olması gerektiğini yazmıştım. Yazı çıktığı gün Hürriyet'in santralinden "Baro'dan aranıyorsunuz" diyerek telefon bağladılar. Kibar konuşan adının Kemalettin Gülen olduğunu söyleyen avukat aradı. Karşımda kibar başlayan konuşma, giderek kabalaştı. 'Görürsün ne patlayacak' gibi tehditler savurmaya başladı.
Uyardım birkaç kez dinlemedi. Kendini kaybetti ve ben de telefonu kapattım. İlk anda umursamadım, her zaman aldığımız tehditlerden sanarak üzerinde durmadım. Daha sonra santralden numarasını kontrol ettirdim. Baro başkanıyla konuştum.
Gülen'in avukatı ile konuşup, köşede yazdığım bilgileri edindim.
Hakan, tehdit sonrasında herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığını ve bulunmayacağını söyledi, Fakat yazdıklarının açık bir suç duyurusu niteliğini taşıdığını belirterek dün saat 16-00 itibarıyla kendisini bir savcının aramadığını belirtti.
Köşesinde; "Bir gazeteciyi arayıp, görürsün mantar tabancası mı patlar yoksa başka bir şey mi?" diye tehdit etme cüretini gösterebilen adam, bence çok tehlikeli bîr adamdır..." yazan Ahmet Hakan, yetkililere çağrıda bulunarak, Gülen hakkında elindeki bilgi ve belgeleri ortaya koyacağını da söyledi.
Ahmet Hakan, eğer suçlamalar doğru değilse Kemalettin Gülen ortaya çıksın ve arayan ben değildim desin diyerek çağrıda bulundu."

Ergenekonda bütün deliller Danıştay suikastine çıkıyormuş
28 Şubat 2008 tarihli Zaman Gazetesi'nde dönemin Adalet Bakanı M. Ali Şahin'in; Ergenekon için savcılara teminat verdiği vurgulanıyor ve şu sözleri, söylediği aktarılıyordu:
Sonuna kadar gidin, hiçbir mağduriyete uğramayacaksınız." 3 Mayıs 2008 tarihli Milliyet Gazetesi'nde, "Erdoğan; Erge-nekon'da bütün deliller Danıştay suikastına çıkıyor" başlığı ile Tayyip'in kamuoyunu yanıltma amaçlı masallarına şöyle yer veriliyordu:
Ergenekon da bütün deliler ve kanıtlar, Danıştay suikastine çıkıyor. Bütün bilgileri gönderdik ama nedense yargı bu bağlantıyı kurmaktan kaçındı..."
Tayyip'in kanıt ve delil dediği; Osman Yıldırım'ın uydurup uydurup yumurtladığı yalanlarıydı.

Osman Yıldırım ve Hatip Dicle
Sabahattin Önkibar, Yeniçağ Gazetesi'ndeki köşesinden şöyle bir sual yöneltiyor:
"Sahi makbul tanıklık nasıl olunur?"
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

21 Temmuz 2014 Pazartesi

İndeki Vaiz

İndeki Vaiz, Ergün Poyraz tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Tanyeri Kitap, Siyaset, 9786054740161, 301 Sayfa, Temmuz/2014
Kitabın 176. ve 177. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Ben beş defa aynı inilti ve hicran dolu sesi işittim. Ses; of! Of! diyor ve duvar adeta vuslat hasretiyle inliyordu."
Fetullah olan şeyleri olduğundan başka gösterme maharetliyle üstat olduğu gibi, olmayan olayları da olmuş gibi anlatmakta da üstad-ı azamlığı hiç kimseye bırakmıyordu.
Ermeni ya da nam-ı diğer Kürt Said'in hayatına baktığımızda bu ucuz senaryoyu hemen hatırlıyorduk. Gülen'in ha-lüsinasyonunun hemen hemen aynısının Said'in de başından geçtiği, onun baştan sona uydurma ve gerçek dışı anlatımlara dayanan hayat hikâyesinde de yer alıyordu.
Bu üçüncü sınıf Yeşilçam senaryolarını andıran hikâyede farklı olan tek yan; aktörlerin kimliğiydi.
Asker tayını yememiş
Gülen, hayatını anlatan kitaplarda hak ve adalete ne kadar saygılı olduğunun kendince reklamını yapmak amacıyla, askerdeyken verilen yemeği, Kestanepazarı'nda talebelere ders verdiği süre içersinde abdest aldığı suyun parasını bile ödediğini söylüyordu.
Faruk Mercan tarafından kaleme alınan "Fethullah Gülen" adlı kitapta askeriyenin yemeğini yememesi şöyle yer alıyordu:
"Gülen, askerliği sürerken 1962 yılı sonbaharında hastalandı. Edirne yıllarında zaten çok az gıda alan Gülen, Ankaradaki askerlik günlerinde askerin karavanasından yemek yememişti.
Telsizci yapıldığından, "Diğer askerler düzeyinde askerlik yapmıyorum. Bana helâl olmaz" gerekçesiyle askeriyenin yemeğini İskenderun'da da yemiyordu. Hatta bu yüzden giydiği asker elbisesini de bir askeri öğrenciden satın almıştı, iskenderun'daki yiyeceği sadece zeytin, ekmek ve bazen küçük ispirto ocağının üzerinde haşladığı patatesti. Bu yemeğini yediği mekân telsiz arabasının içiydi."
Fetullah Gülen, günün 24 saatini geçirdiği Kestanepazarı'ndaki kursta beş yıl boyunca çalışıyor, bu süre zarfında bir kuruş bile para almadığını, talebeye ait bir lokma ekmeği yemediğini, bir kaşık yemeğe el sürmediğini, abdest için kullandığı suyun ve sabunun parasını bile ödediğini iddia ediyor, şunları anlatıyordu:
"Kestanepazarı'nda görev yaptığım beş senelik zaman zarfında, yaptığım görev karşılığında bir kuruş karşılık almadım, talebeye ait bir lokma ekmeği yemedim, bir kaşık yemeğe el sürmedim ve bir tek eşyayı kullanmadım. Hatta abdest için kullandığım suyun ve sabunun parasını dahi mutlaka ödedim. Rabbim'e sonsuz şükürler olsun ki, bu prensibimi şimdiye kadar da hep korudum..."
"Peki Gülen, geçinmek için parayı nereden buluyor" derseniz onun cevabı yok!.. Gerçi Gülen'in 1964 yılında tanıştığı ve bugüne kadar çok samimi bir şekilde süren ilişkilerinde hiç ara vermediği CIA Türkiye Masası Şefi Graham Fuller'e sorsak, o bu durumu aydınlatabilir!...
Ancak Fuller'e benim ulaşma olanağım yok.
Müslüman tebası da onun "Hocaefendi" olduğunu her fırsatta söylüyordu. Müslümanlığın kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'de yer alan Bakara Suresi der ki;
"Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar..."
Sadece bu kadar mı tabii ki hayır!..
"Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir; onlar orada temelli kalacaklardır..."
Faiz yediği, faiz peşinde koştuğu, mahkeme kararlarında, mahkemelere verdiği dilekçelerde sabit olan Fetullah Gülen, öteki dünyada şeytanın çarptığı gibi kalkıp cehennemde temelli kalacaktı. Bunu ben demiyorum Kur'an-ı Kerim diyor!.. Kur'an'a göre faizcilik; helal değildir... Yasaktır!... Haramdır!... Kebairciendir. Yani büyük günahlardandır.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap