artemis kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
artemis kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2013 Pazartesi

New York

New York, Hester Browne tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Artemis Yayınları, Roman, 9786051423678, 512 Sayfa, Ekim/2013




Kitabın 1.2. ve 3. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Benim adım Melissa Romney-Jones. Saat dokuzla beş arasındaysa bana Honey diyebilirsiniz. Dediğim saatler arasında çalışıyorum. Londra'nın başlıca bağımsız kız arkadaş hizmetlerini sunan Küçük Hanımefendi Âjansı'nı işletiyorum. Ofis saatleri içinde adım Honey Blennerhesket; kılıksız bekar erkeklerin kraliçesi ve tembellikten evde kalmışların baş belası. Kendi işletmem olan Küçük Hanımefendi Ajansı, akşam için bir kadının deneyimine ihtiyaç duyan umutsuz bekar beylerin sığınacakları ilk liman. Sayıca ne kadar çok olduklarını duysanız şaşardınız.
Şunu vurgulamalıyım ki İşim kulağa geldiği kadar müstehcen değil. Ancak erkeklere bakış açımı birçok yönden değiştirdiğini de İtiraf etmeliyim.

Kartvizitimde de yazdığı üzere ben -yoksa Honey mi demeliyim?- bir erkeğe, kız arkadaşının sunabileceği seks ve çamaşır yıkama dışındaki tüm hizmetleri sunuyorum. Diğer tüm problemlerini, ne kadar gelişigüzel ya da İç karartıcı olurlarsa olsunlar, büyük bir beceriyle çözüyorum ve bu da epey vaktimi alıyor. Mesela, geçen sene boyunca yüzlerce takım elbisenin alınmasında tavsiyede bulundum, büyükanne olma meraklısı iki dünürü torun fikrinden caydırdım, beş nişanın bozulmasına yardım ettim, dokuz evlilik teklifine altyapı hazırladım, çılgın partiler sonrası dingonun ahırına dönmüş üç evi temize çıkardım, düzinelerce doğumgünü hediyesi aldım, eşlere, sekreterlere, kız kardeşlere ve gizli sevgililere binlerce gül gönderdim ve ekseriyetle de çoğu erkeğin yanı başında tutmak istediği görünmez kadın gibi davrandım.

Tüm bu işleri neden Melissa olarak yapamadığımı merak ediyorsunuzdur. Birden fazla sebebim var ve hepsi de geçerli sebepler.

Öncelikli olarak, eğer Romney-Jones soyadı tanıdık geldiyse, bunun nedeni babam Martinin, Parlamento'nun, dört ayrı skandal (İki vergi, bir seks, bîr de işin aslını hala çözememiş olduğum, Lüksemburg'daki AB uyumlu bir peynir üreticisini de içeren şüpheli bir skandal) atlatmış yegane üyesi olmasıdır. İşimi ilk kurduğum zaman, babamın, neler çevirdiğimi öğrenmesini hiç istememiştim. Şimdiyse işlerim çok iyi gidiyor ve kaymağını babamın yemesini istemiyorum.İkinci olarak, eğer dürüst olmak gerekirse, gerçek hayatta senelerce, babası ve aşırı bencil ailesi tarafından sömürülmüş ve eziyet edilmiş pısırığın tekiydim. Dolayısıyla şık şıkıdım ve otoriter bir kadın olan Honey karakterine bürünmek, ayaklarımı yere sağlam basmamı ve normalde girmeye cesaret edemeyeceğim yolları arşınlamamı sağladı. Başlangıç olarak, Honey nin ayakkabıları benimkilerdenkat kat iyi. Ayakkabıların büyük çoğunluğu stiletto. İşte giydiğim kalem etekler ve vücuda oturan kazaklarla harika gidiyorlar. Ayrıca Honey, sonuç almak istediğinde sivri topuklarını yere sertçe vurmaktan çekinmiyor. Hatta durumuna göre fazla sert vurabiliyor. Öyle ki bazen ayaklarımın su topladığını eve gidene kadar fark etmiyorum.

Dürüst olayım, Honey karakterine bürünmenin seksi bir tarafı da var. Honey asla heybetli göğüslerini saklamak İçin kamburunu çıkarmaz veya arkadan nasıl göründüğünü kafasına takmaz. Ayrıca işe giderken ince çorap ve jartiyer giymenin iş dışındaki hayatımda bu kadar şaşırtıcı etkileri olacağını mümkün değil tahmin edemezdim.
Öhö öhö. Her neyse...
Üçüncü olarak mı? Günün sonunda işi aklından çıkarmayı herkes ister, öyle değil mi? Saatler boyunca bitmez tükenmez erkek problemleri ile uğraştıktan sonra kapıyı çekip gidebilmek çok güzel bir şey. Ve ben gidebiliyorum. Melissa'nın kıyafetlerini ve rahat babetlerini giydikten sonra...

O ağzıma layık gardırop bir yana, işimi gerçekten çok seviyorum. Bir kere, kimsenin beni sepetleme ihtimali yok. Ajansımı kurana kadar özgeçmişim beş farklı emlak acentesinde beş asistanlık pozisyonundan ve büyük bir talihsizlik sonucu eski ev ekonomisi öğretmenimin yanında çalıştığım görevden ibaretti. Öğretmenimin düşündüğüm gibi bir kadın olmadığını öğrenmek, bana pahalıya mal olmuştu. Şöyle diyeyim; bir erkekle akşam yemeğine çıktığım zaman, gecenin yatakta sonlanmasmı beklemezdim. Komik olan şuydu: Yürüyen cazibe Honey Blennerhesket'i zincirlerinden koparan, Bayan McKinnon'ın reçeteli korsesi (ve tanınmamak için taktığım sarı peruk) olmuştu.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Küçük Hanımefendi Ajansı

Küçük Hanımefendi Ajansı, Hester Browne tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20
İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Artemis Yayınları, Roman, 9786051422909, 512 Sayfa, Ekim/2013




Kitabın 1. 2. ve 3.  sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Adım, Melissa Romney-Jones; fakat siz bana Honey  diyebilirsiniz. Eskiden, kendimi tasvir etmem gerektiğinde, organizatör ruhlu biri olduğumu söylerdim. Güvenilir, duyarlı, bir parça utangaç... Bilirsiniz böyle tipleri. Arkadaşım Gabi, benim maharetli ve evcimen bir tanrıça olduğumu söyleyebilirdi. Ama Gabi kalçalarımı da beğenir. O yüzden, sayılmaz. Ev arkadaşım Nelson, bu kadar iyi olmanın kendi zararıma olduğunu söyler ve ardından da, sürekli züppe sevgililer bulmamla dalga geçmeden duramazdı.
Honey'yi sorarsanız, çok daha ilginç bir cevap alırsınız.
Honey, güçlü bir kasırgadır. İpek çoraplı Mary Poppins'dir. Sırf bu sene, yedisi gay olmak üzere, elli erkekle 
çıktım. On beş erkekle geçici evlilik yaptım. Birbirinden farklı yetmiş anneye, Anneler Günü kartı gönderdim. Kız kardeşlere, sekreterlere ve gizli sevgililere, kucak dolusu çiçek yolladım. Yirmi bir bekarın birlikte yaşadığı kız arkadaşı ve bekarlık günlerine dönmeye kararlı üç erkeğin, intikam peşindeki eski sevgilisi oldum. Dükkan dükkan gezdirip, kuaför koltuklarına sürüklediğim kırk üç kurbağayı, birer prense çevirdim. Dokuz erkeği, tırnak yeme alışkanlığından kurtardım. On beş toruna hediye seçtim ve en az otuz bir tane başarılı parti organize ettim.Ayrıca beş düğüne katıldım; üçüne Honey, birine Melissa ve birine de, kafa karıştırıcı bir şekilde, hem Honey hem de Melissa olarak. Bu karmaşık durumdan kurtuluşum, dişil cazibenin ve görgü kurallarının büyülü gücünün gerçek bir zaferiydi. O duruma nasıl düştüğümse, daha karmaşık...
Hayatta altın kuralım, her zaman her şeye olumlu tarafından bakmak oldu. Hayatım bu kadar karışıkken, başka çarem de yoktu zaten. Kötü şöhretli babam, muhalif kız kardeşlerim, ardı arkası kesilmeyen nakit akışı faciaları, değiştirip durduğum okullar... Gene de, herhangi bir durumla ilgili, olumlu üç şey bulabilirseniz, kötü taraflarını unutacağınızı garanti ederim.

Dean&Daniels Emlak Komisyoncusu'ndaki işimin en iyi üç yanı şuydu: Birincisi, insanların yaşamasına uygun, kusursuz bir ev bulmalarına yardım ettiğimi bilmek çok tatmin edici. İkincisi, çalışma saatleri çok uzun değil. Üçüncüsü, harcayacak param olduğu ender zamanlarda, ofise yakın mağazaların tadını çıkartabiliyorum.
Berbat yanlarından bahsetmeme gerek yok. Kendi başınıza da bulabilirsiniz.
Başka kimse zahmet etmeyince, kendi başıma belirlediğim görev tanımıma göre, iki ve üç odalı evlerin satışından sorumlu Hughy'nin ve iki katlı evler üzerine uzmanlaşan Charles'ın sekreteriydim. İkisini de yatıştırmak ve işleri düzene koymak benim görevimdi. Övünmek gibi olmasın ama bunu çaktırmadan yaptığım için, kendilerini çok becerikli sanıyorlardı.
"Elin boş mu döndün, Melissa?" dedi, öğlen yemeğinden döndüğümü -geç kalmamıştım bu arada- gören ofis müdürü Carolyn sırıtarak. "Kredi kartlarının ömrü, bir gün daha uzadı desene."
"Kredi kartlarım gayet iyi durumda," dedim, toparlayabildiğim kadar asil bir tavırla. Asil davranmaya çalışırken bile yalan söylemeyi beceremediğimden ekledim: "Uygun bir şey bulamadım zaten. Son moda kıyafetleri kendime bir türlü yakıştıramıyorum."

"Moda şımarık bir metres gibidir." Carolyn, kollarını düz göğsü üzerinde kavuşturup çok bilmiş bir ifadeyle bana baktı. Har vurup harman savuracak parası olduğunu ve sutyene ihtiyaç duymadığını ispatlamak için, kolsuz Joseph bluzları üstünden çıkarmıyordu.

"Mel'in kum saati gibi endamı var," dedi Gabi. Ardından da ukala bir aksanla, dalga geçercesine, "Sense
iğğğrençsin," diye geveledi.

Bilgisayar ekranımın üzerinden, dudaklarımı oynatarak sessiz bir "Sağol" gönderdim. Keşke Gabi'nin neşeli
özgüvenine sahip olsaydım. Özellikle de bu vücutla: Gabi'ye kalırsa, cömert kıvrımlı vücudumu kabul etmeli ve Gina Loliobrigida ya da Jayne Mansfîeld misali, etrafta kalçalarımı saran kısa pantolonlar ve daracık bluzlarla gezmeliyim. Kafamda bu fikri evirip çevirdim, cidden. Fakat gerçek dünyada, uygulamaya bir türlü cesaret edemiyorum.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap