sonsuz kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sonsuz kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2013 Pazartesi

Özgürlüğe Yelken Aç

Özgürlüğe Yelken Aç, Sue Moorcroft tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Sonsuz Kitap, Roman, 9786053846451, 390 Sayfa, Kasım/2013


Kitabın 157. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Honor geri çekildi.
Hughie bir kahkaha patlattı. "Sorun değil. Seni boğuyormuş gibi yapacağım ve sen de benim boğazıma dürtecekmiş gibi yapacaksın. Anladın mı?" deyip nazikçe sıcak ve kargacık burgacık ellerini Honor'ı boynuna koydu. "Şimdi içgüdüsel olarak ellerini benim boynuma koyup kendini serbest bıraktırmaya çalışacaksın. Ama yapacağın en kolay şey saldırganına vurmaktır.
Honor'ı bir anlığına serbest bırakarak kendi boynuna önden dokundu ve sınıfa göstermek için arkasını döndü. "Hepiniz buranızı hissedin. Orada küçük fincan gibi bir şekil var değil mi? içinde düğme gibi hafif bir şişkinlik var. Oraya hafifçe bastırın" dedi ve bir kaç insan öksürdü ve Hughie sırıttı. "Pek de rahat değil değil mi? Peki Honor" deyip ellerini tekrar Honor'ın boğazına götürdü. "İki parmağınla beni dürt ve tek bir dokunuş işi bitirecek. Nefes borusuna, o noktanın üzerine dokun,"dedi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

16 Aralık 2013 Pazartesi

Işık Yak Düşlerime

Işık Yak Düşlerime, Allison W. Scoth tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Sonsuz Kitap, Roman, 9786053846468, 351 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 181. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Gök gürültülü fırtınanın yüzünden, Tyler'ın uçağı yirmi dakika geç geliyor. Hava durumu sunucularının kısmen haklı olduğu ortaya çıkıyor. Havalar soğudu ama şiddetli yağmurlar batıya doğru gidecekmiş gibi görünmüyorlar. Önceden aramayı unuttuğum için, bayat kahve ve hoparlörden gelen enstrümantal müzik eşliğinde, Westlake'in küçük havaalanında tıkılıp kalıyorum. Mavi yapay deri sandalyeler sert fakat oldukça rahatlar... Ayaklarımı uzatıp oturarak ara sıra kalkan uçakların gökyüzüne doğru fırlamalarını, bulutlara yükselmelerini ve tamamen gözden yitene kadar giderek küçülmelerini izliyorum.
Ona söyleyeceğim şeyleri önceden düşündüm. Ona, anlaşabileceğimizi söyleyeceğim. Babam iyileşene ve ben hamile kalana kadar buradan ayrılamayacağımı ama bütün bu engelleri aştıktan sonra, evim diyebildiğim tek yer olan buradan ayrılma gücünü bulacağımı söyleyeceğim.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Kırık Dökük Yaslar

Kırık Dökük Yaslar, Deeanne Gist tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Sonsuz Kitap, Roman, 9786053846420, 439 Sayfa, Kasım/2013


Kitabın 146. ve 147. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Mack, "Seni umduğum kadar hızlı bir şekilde buradan çıkaramayacağım" dedi.
Ora Lou'nun omuzları düştü. Yetimhanenin bekleme salonunda oturuyorlardı. Ora Lou'nun yanında arkadaşı Irene de vardı. Hâlâ sessiz ve utangaçtı ama en azından ara sıra Mack'in gözlerine bakıyordu. Mack onun uysallığının birazının Ora Lou'ya da bulaşmasını diledi.
Kız kardeşi, "Ne oldu?" diye sordu.
"Birkaç tane kristal ve bir büyük çorba kâsesi kırdım ve ödemem gerekiyor."
"Senin genel hizmetli olduğunu sanıyordum."
"Öyleyim."
"O zaman kristaller ve çorba kâsesiyle ne yapıyordun?"
Mack omuz silkti. "Bazen parlatıyorum ve onların yerleştirilmesi ne yardımcı oluyorum ama bu kez masada hizmet etmek üzere eğitiliyordum" dedi.
"Hizmet etmek mi?" Ora Lou hafifçe kahkaha atarak Irene'e döndü. "Tanrım! Görmeyi çok isterim."
Irene onun gülümsemesine karşılık verdi. Gardım indirdiğinde yüzü neredeyse güzel görünüyordu.
"Ne kadar daha sürecek?" diye sordu Ora Lou.
Mack, "En az iki ay. Belki üç falan" dedi.
Ora Lou nefesini içine çekti. "O kadar uzun mu? Ama ben sana iş bulup yiyecek masraflarımı karşılayacağımı söylemiştim" dedi.
"Sadece o değil" deyip elini cebine götürdü ve otelin kendisine gönderdiği bir mektubu ona uzattı. "Mektup Ikey'den."
Ora Lou mektubu açarak küçük erkek kardeşinden gelen notu hızlıca okudu. "O yalnızca evi ve annemi özlüyor. Geçer."
"Senin için söylemesi kolay. Senin durumun geçici. Onunki kalıcı" dedi Mack.
Ora Lou mektubu Mack'e geri uzattı. "Peki ne diyorsun?"
"Hepimizi tekrar bir araya getirmek istiyorum."
Ora Lou koltuğa yaslandı, suratı düşmüştü. "Mack! Nasıl? Bu çok uzun zaman alır. Burada o kadar süre dayanabileceğimi sanmıyorum. Her öğün yemeğe benzeyen koyu bir çorba yiyoruz. Eski püskü bir battaniye dışında yatacağımız bir şey yok ve odalarımızda şömine yok. Kışın burada kalırsam donarım." Sonra yüzü aydınlanmış bir halde doğruldu. "Gidip Ikey'le birlikte yaşasam nasıl olur? Ben ve Irene. Bu onun daha iyi hissetmesini sağlar ve sen de bana yaşayacak bir yer bulmak konusunda endişelenmek zorunda kalmazsın."

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

3 Aralık 2013 Salı

Ecelin Avı

Ecelin Avı, Graham Hurley tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Sonsuz Kitap, Roman, 9786053846444, 392 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 17. ve 18. 19. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

19 Haziran, Pazartesi, sabahın erken saatleri
Bir türlü uyuyamayan Faraday, sabahın beş buçuğunda kalkmış, ikinci fincan çayını içiyordu. Hava aydınlanalı bir saat kadar olmuştu. Soluk gri ışıklar, Langstone limanının çamurlu düzlüklerine vuruyordu. Yukarıdaki çalışma odasından, taşçeviren kuşlarının çakılların arasında çalımla gezindiklerini görebiliyordu. Kuşlar ara ara durup su birikintilerini gagalıyordu. Bazıları, küçük kayıkların sıralandığı palamar hattını takip ediyordu. Bu hatta terk edilmiş bir tekne de vardı. Gelgit akıntısıyla sallanıp duruyordu. Üç taşçevirenin, bir midyenin başında kavga edişlerini seyretti. Taşçevirenler saldırgan kuşlar değildi ama son aylarda bu manzaraya birkaç defa daha şahit olmuştu. Bunun sebebinin, hükümranlık alanlarını koruma içgüdüsü olduğunu düşündü. Şehirde yaşayan taşçevirenler, doğuştan küstah oluyorlardı.
Manzaraya sırtını döndü, masanın üstünde dağ gibi yığılmış evraklara baktı. J-J'le yaşadığı onca yıl boyunca, eve hiçbir zaman iş getirmeme konusunda çok hassas davranmıştı. Bu kuralın bozulduğu zamanlar olmuştu elbette. Gecede birkaç kez telefonun çalmaması nadir bir durumdu. Ama evrak işi farklıydı. Bu evraklar, onun diğer dünyasına aitti. Sağır bir çocuğu vardı ve işine ait dünyanın iş yerinde kalması gerekiyordu.
Ama Joe-Junior, yılın en güzel mevsiminde çekip gitmiş, kendini Caen'de yaşayan bir Fransız kızına mutlulukla teslim etmişti. Kız, sırık gibi upuzun bacakları olan, keskin yüz hatlarına sahip bir sosyal hizmetler uzmanıydı. Faraday, bu konuya aylarca canını sıktıktan sonra, J-J'in yokluğunda ofiste bitiremediği işleri eve getirebileceğini düşünmüş, böylece sıkıntısı da geçmişti. Artık eski evrak çantasını raporlarla tıka basa doldurup eve gelmediği gün yok gibiydi. Güç bela hatırlayabildiği toplantı tutanakları. Katılmadığı toplantıların gündem maddeleri. Düzenlenen Ödeme Emri formları. Avrupa Birliği mevzuatıyla ilgili bilgiler. Çocuk tacizi ve riskli gruplar hakkında Sosyal Hizmetlerin anlaşılmaz kuralları. Hizmet performansı göstergesinde Evden Çalışma güncelleştirmeleri. Aşağı yukarı her şey hakkında risk değerlendirmeleri. Onu daha iyi bir dedektif yapması beklenen yüzlerce, binlerce kelime.
Faraday çayını bitirip, normalde telefonun yanında duran sarı deftere uzandı. Kontrol odasındaki nöbetçi dedektif telefonu açtı. Geçen gece olan Vakvak Amca olayı hakkında bilgi verdi. Faraday, kadını Queen Alexandra hastanesinin acil servisinde buldu. Yaralarına bakılıyordu. Olaydan hemen sonra evine gitmişti; çünkü çocukları evde yalnızdı. Bu arada üniformalı bir ekip de evine gelmişti. Kadın üstüne bir sabahlık geçirip bütün kıyafetlerini çamaşır makinesine atmıştı. Kendisini çok pis hissettiğini söylemişti. O sapık ona dokunmuştu. Onu ellemişti. Üstüne abanmıştı. Bu, bir dedektife göre yapılmaması gereken bir şeydi. Çamaşır makinesinin filtresine kadar bakılmış, deterjan kalıntısı ve yıkama topundan başka suç delili sayılabilecek bir şey bulunamamıştı.
Hastanede çekilen röntgenlerden, kadının iki parmağının kırıldığı ve bileğinin çatladığı anlaşılmıştı. Dedektif, kadının saçlarından birkaç tel ve tırnaklarının altından örnek alınması için bir polis memuru görevlendirmişti. Bir şüpheli yakalama şansını bulurlarsa, bu örnekleri karşılaştırma için kullanacaklardı. Kadın hastaneden taburcu olunca dedektif onu gölete götürmüştü. Üniformalı polisler de oradaydı. Olay yeri incelemesi yapmak için bekliyorlardı. Kadın tam olarak nerede saldırıya uğradığını hatırlamak için elinden geleni yaptı ama karanlıkta aklı iyice karışmıştı. Sonunda bütün alanı kordon altına almışlar ve doğru dürüst arama yapmak için sabahın olmasını beklemeye karar vermişlerdi.
Vakvak Amca maskeli birinin teşhircilik yaparak kadınları taciz etmesi olayı, bu yıl üçüncü kez oluyordu. Hiçbirinde de tecavüz yaşanmamıştı. Telefondaki dedektifin aklı biraz karışıktı; adam köpek tasmasından kurtulmaya mı çalışmıştı yoksa aklında gerçekten de bir şeyler var mıydı? Her iki durumda da bir şey fark etmezdi. Kadına olanlar, ağır yaralamaya giriyordu. Olay, ceza mahkemesinin bakacağı bir davaydı.
Faraday aşağı indi. Olaydaki ironik tesadüf onu eğlendirmişti. Olay yeri evinden neredeyse yüz metre kadar uzakta, Langstone limanındaydı. Pazar gecesi de evdeydi, muhtemelen kadın çığlığı duymuş olmalıydı. 

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap