29 Mart 2013 Cuma

Rüyanda karga görürsen adını söylemeyeceksin

                                   

Rüyanda karga görürsen adını söylemeyeceksin,” derdi annem. Belki bu yüzden, rüyamda hiç karga görmedim. Ama hayatım boyunca, rüyamda sık sık gördüğüm annemin, arada sırada gördüğüm babamın adlarını hiç telaffuz etmedim. Hayır! Böyle söyleyerek ikisini aynı kefeye koymuyorum. Zaten annem, hiçbir teraziye konmayacak kadar dünyadışı biriydi. Yine de babamın gölgesi, ona düşmek zorundaydı.

Büyük bir marifeti dile getirir gibi kurduğum bazı cümlelerin hayatımı kolaylaştırdığı iddiasında değilim. Üstelik, sürdürdüğüm hayat mıdır, ondan da pek emin değilim. Ya da hatırladıklarım ne? Bazen, hafızamı elime alıp seyrediyormuşum gibi hissediyorum. Sanki hafızam cam bir tüpmüş, içine tıkış tıkış pamuk doldurulmuş; pamuk ıslatılıp basılmış, ıslatılıp basılmış, arada hiç hava kalmamacasına ağırlaşıp taşlaşmış ve artık, pis bir is rengine bürünmüş... Sonra tüp düşüyor elimden. Cam tuzla buz oluyor. Cam kırıklarının arasında özgürlüğüne kavuşan taşlaşmış pamuğun kunt yüzeyi havayla temas edince incelip seyreliyor, usul usul ayrışıyor. Ayrıştıkça rengi ağarıyor. Ağaran parçacıklar kuştüyü gibi hafifleyip rüzgârla uçuşuyor.

- Filiz Özdem, Rüya Bekleyen Adam, Roman, Mart 2013, Yapı Kredi Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder