1 Ağustos 2013 Perşembe

Kaybeden Kraliçe Mahidevran

Kaybeden Kraliçe Mahidevran

Kaybeden Kraliçe Mahidevran çok yakında Artemis Yayınları'ndan çıkacak... Birkaç alıntı paylaşalım öyleyse... Akla ve aşka yenilen dünya güzeli...

Kaybeden Kraliçe Mahidevran:

"16. Yüzyılın ilk baharlarından birinde, Kafkasya'da doğdum ben. Kaberdey Prensi Babam Temruk, İstanbul'un hayranıymış. Bosfor koymuş adımı. Annemse İklimbahar demiş. Unuttum ama ben adlarımı. Bu kadar hatırlarım. 10 yaşında aldılar beni sarayımızdan. Küçük, utangaç, sıkıntılı bir kızdım. Alakasından bunalırdım insanların. Israrlı iltifatlarından usanırdım. Güzel olduğum söylendi bana, kendimi bildim bileli. Güzel. Ama benim size diyeceğim odur ki, yüce rabbim çirkin şansı vermeli tüm kullarına. Bahtım güzel olaydı keşke. 10 yaşında, sözde kendi rızamla, sözde tamamen hür olmama rağmen, köle ettiler beni, büyük Osmanlı'nın şehzadesinin haremiydim o günden itibaren. Ne öğrendiysem, haremde öğrendim. Ne yalan söyleyeyim, hayatı haremde buldum ben. Sonrasında da... Ne gün gördüysem, harem kadar gördüm. Manisa'daydık. Geceleri uyumaz, dua ederdim. Etrafımda dilini konuştuğum hiçkimse yoktu. Yalnızlığımdan duvarlarla konuşurdum. Öyle çok ağlardım ki... Gözlerimin altı hep şiş olurdu, tüm dersler boyunca. Öyle çok özlerdim ki, annemi, ağabeyimi, kardeşlerimi, yeşil yaylaları, gölümüzü... Değersiz hissederdim her an kendimi. Onca seçilmişliğime, babamın özlem şehri İstanbul'a gidecek olmama rağmen. Alın, demek geçerdi içimden, alın tüm ipeklilerimi, samur fırçalarımı, lavanta yağlarımı, yasemin esanslarımı, değerli taşlarımı, neyimi arzu ederseniz alın. Ve beni Çerkez kanımın çektiği topraklara, aileme geri verin. Bana, prensesliğimi verin. Ve alın benden, Osmanlı geleceğimi."


Kaybeden Kraliçe Mahidevran:

"Çok sessiz Allahım. Çok. Çıt çıkmıyor. Daireme çekildiğim geceler boyunca o gece geçmiyor. Hayır. Artık okuyamıyorum. Bırakın okumayı düşünemiyorum bile. Ve bedenim hiç yorulmuyor. Bütün gün hep aynı düzen. Hep aynı. Hamama gitmeyi bekler oldum. Uyku bana uzak. Serin, lavanta kokulu yastığa yanağımı dayamaya ve kendimi bitkin bir şekilde uykuya teslim etmeye özlem içindeyim. Öyle bir saray ki bu saray, neredeyse konuşmak yasak. Mutfakta bir çatal düşse yere hareme ulaşır yankısı. Velhasıl siz düşünün burada gece hayatını. Böyle bir uğultunun içinde, herkesi, her şeyi duyarım ben."

--

Kaybeden Kraliçe Mahidevran:

Güven ve güvende hissetmekle alakadar düşündünüz mü? O çok düşündü. Geceler, aylar ve lüzumsuzca uzun, geçmez yıllar boyunca.

Bir kadındı önce. Nerede, kimin himayesinde, hangi koşullarda yaşamış olursa olsun, önce insandı herkes gibi ve bir kadındı sonra. Tüm ünvanlar bir yana, en saf, en insan haliyle yaşadıkları bir yana:

Ben babamı bildim güç adına önce, vazgeçti benden, Süleyman’a güvendim sonra, kendisine güvenmemi bana hissettirdikleriyle kendisi sağladı. Bana bir hayat verdi. O hayatı kendimin bilmemi sağladı. O sağladı. Yoksa ürkektim ben. Çekinirdim. Dışarıda tutmaya eğilimliydim oralardaki varlığımı. Beni bir değerden saydı. Fikrime hürmet etti. Beni kendine yoldaş etti. Yıllarca, benimle mücadele etti. Benden ruhumu istedi, emindim. Veremiyordum ruhumu. İnanın diretti. Ona, Hafsa Sultanım gibi olamayacağımı, vazgeçmeden, çılgınlar gibi, gerek ağlayarak, gerek çığlıklar atarak, itinayla, tutkuyla ifade ettim. Tüm o kadınlar, ah o kadınlar. Dedim, Süleyman’a... Beni yerimden etme, beni kendine çekme. Aleladeliğime sal beni Süleyman, dedim. Tam yüreğimde hissettiğim o fevkalade kuvvetli hissin aşk mı, değil mi olduğunu bilemezdim. O vakit, mukayese edebileceğim hiçbir tecrübem yoktu. Ona demiştim bir çocuk gibi. Kendini, benim hayatımda atlatabileceğim bir mesafede muhafaza et. Yap bunu, dedim. Senin ellerindeyim. Ama hayır... O benim ruhumu ve aşkımı istedi. Bencildi. Benim tarafımdan yaşamak istiyordu ilahileştireceğim sevdayı. 14-15 yaşımdaydım. Şiirler yazdı bana. İhtirasla çekip aldı. O tarihten itibaren, hiç dinlenmedim. Oysa sadece, bilhassa hayatımın büyük bölümünde, şarkı söylemek, memleketler gezmek, at binmek, sürekli havadar yerlerde bulunmak isterdim. Bir de İbrahim’in kemanını dinlemek. Öyle ki, daha güzel bi şey bilmedim...

---

(Kitap sitemize yüklendiğinde aşağıdaki linkten %30 indirimle satın alabilirsiniz.)

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder