Kitabın 226. ve 227. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bundan yaklaşık iki yıl önce bir genç kız bana, vaaz veren bir rahibe tavrıyla "Siz göremiyorsunuz gerçek önünüzde duruyor; sevgi" demez mi! Acıdım haline, acımanın da sama olduğunu bile bile. Şimdi bu adam gerçeği yaşamıyor diyeceksiniz. Evet ben bir hayal ürünüyüm. Kalkmam da, yatmam da, aşık olmam da hep hayal.
Sayın Bayan, an'ı bir defa yaşıyorsunuz ve o an bir daha geri gelmemek üzere anıların derinlerine gidiyor. Ve siz bu an'dan sıkılınca gerçekle hayalin birbirine karıştığı anılara gidiyorsunuz. Söyleyin bana ne buluyorsunuz o hayalin içinde? Ne mi; hayalinize karışmış kendinizi. Ben artık şunu anladım ki; hiçbir yazarın, hiçbir filozofun dile getiremeyeceği kadar berbat ve değersiz bu hayat. îşte bunun için acıdım bana vaaz vermeye kalkan o kıza, o zavallı kıza. Siz belki hayatı, sizi birçok eşyanın kuşattığı ölçüde değerli bulabilirsiniz. Ama ben ne yapayım; bir kere kendimce evrensel hakikati bulmuşum. İşte benim de acı gerçeğim burada: evrensel hakikati buluyorsunuz ve bu durumda hiçbir serüven duygusu oluşturmuyor yaşadığınız an. Geriye tek seçenek kalıyor; daha evrensel hakikatin oluşmadığı anılara gitmek, onları tekrar tekrar yaşamak. Sizin için, regresyon adını verdiğiniz patolojik bir durumdur bu. Ama ben siz değilim. Siz olamam ki! İşte ben aşırı ihtiyaç duyduğumda bu serüven duygusunu anılarıma çekilerek yaşıyorum.
Sanmayın ben böyle doğdum. Gerçi doğuşum da bir anormallikti, ama yine evrensel hakikatten önce aptal ve budala taraflarım da vardı; mesela bir kızla baş başa tren yolunda şarap içtim, ne bileyim çağın en rezil sporu olan futbol oynadım. Ama etrafımda dolaşan insanlara aptalca yakınlık duymadım. Bir kere kişiliklerimiz farklıydı. Ne olursa olsun kişiliğimden ödün veremezdim. Böyle olmasına rağmen tüm bu negatif hayat ta bir serüvendi. Ne bileyim, bir kızla deniz kenarında güneşlenirken, kızın tüm ısrarlarına rağmen, onun vücuduna güneş yağı sürmemem kim ne derse desin benim için bir serüvendi. İşte gerçek serüven bu olmalı; kural dışı yaşamak. Zaten şöyle bir baktığımızda, uygarlığı yaratanların çoğu kural dışı yaşamışlardır. Bakın Sayın Bayan, yüce ruh Tostoy'un hayatının sonuna doğru evini terketmesi bir serüvenden başka nedir ki!
Not: Bu mektup sanırım anlaşılamadığından dolayı cevaplanmadı.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder