18 Kasım 2013 Pazartesi

İçimizde Bir Yer

İçimizde Bir Yer, Ahmet Altan tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Deneme, 9786051416267, 151 Sayfa, Mart/2013

Kitabın 102. ve 103. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Bazı sahneler, bazı cümleler vardır ki, okyanusların en karanlıklarında yüzen fosforlu balıklar gibi hafızanızın derinliklerinde ışıklar saçarak yalnız başlarına dolaşırlar.
Kendi içinize kapandıkça, yalnızlaştıkça, hayatın görünen yüzünden kaçıp diplere kaçtıkça, o sahnelerle cümlelerin ışığı daha keskinleşir, renkleri daha canlanır, onlara dokunmak istersiniz.
Tuhaftır, bu tür cümlelerle sahneler, siz onlara yeniden dokunduğunuzda sizi ilk rastlaştığınız yaşlarınıza geri götürürler.
Ve siz onları hayatınızın bugününe çekmeye, onları yaşamaya çabalarsınız.
Çocukluğunuzla yaşlılığınız arasında ışıklı kelimelerden bir köprü kurulur ve siz o cümleyi ilk kez duymuş olan çocuğun heyecanıyla o köprüden geçecek birini beklersiniz.
Ben, Çehov'un Martı piyesini Kemerlerin o yıllarda yeni açılmış olan Harbiye!deki tiyatrosunda seyrettiğimde herhalde on iki on üç yaşındaydım.
Piyesi çok iyi anlamamıştım.
Ama orada bir sahne ve bir cümle vardı.
Genç kız, âşık olduğu yaşlı yazara bir madalyon hediye ediyordu.
Madalyonun arkasında, yazarın kitabının adı ve bir sayfa numarası kazılıydı.
Yazar, kendi kitabını açıp o sayfayı bularak benim asla unutamadığım o cümleyi okuyordu:
"Eğer bir gün hayatıma ihtiyacın olursa gel ve al onu."
Cümlenin gücü çocuk zihnimi dağlamıştı.
Bir insan, kendi hayatını sunacak kadar çok seviyordu birisini.
Cümle, bir hayal sahnesi yaratmıştı içimde.
Bir gece trenindeyim. Piyesteki yazar gibi yaşlıyım. Dışarıda yağmur yağıyor.
Tren pencerelerinin ışıkları, rayların yanındaki ıslak ağaçlara, taşlara, tarlalara yansıyarak parlak izler oluşturuyor.
Başını, trenin hafifçe buğulanmış penceresine dayamış, bana bakan bir genç kadın, pencereye vuran gölgesinden yağmur damlaları akarken, kırık, biraz kederli ama çok kararlı bir sesle bana bu cümleyi söylüyor.
"Eğer bir gün hayatıma ihtiyacın olursa gel ve al onu."
Ben ona gülümsüyorum.
Çaresizliği saklamaya çalışan bir gülümseme bu.
Genç kadın, söylediği cümlenin küçümsendiğini düşünüyor ama o kadar çok seviyor ki, bu yanılgı bile onu cümlesinden ve duygularından vazgeçilmiyor.
Bir zaman sonra ben ölüyorum.
Genç kadın bir adamla evleniyor.
Aradan yıllar geçiyor.
Ve bir akşam, kocasına bu sahneyi anlatıyor.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder