21 Kasım 2013 Perşembe

Olasılıksız

Olasılıksız, Adam Fawer tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | April Yayınları, Roman, 9789756006054, 470 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 278. ve 279. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Caine, Nava'ya Penn Garı'ndan nereye gideceklerini sormak üzereyken bunların bir rüya olduğunu hatırladı. Bir an için unutmuş, bu rüyayı gerçekmiş gibi yaşamaya başlamıştı. Rüyadayken nereye gittiğinin bir önemi var mıydı? Olmadığını düşünse de kafasının içindeki bir ses aksini iddia ediyordu. Ama nereye gidecekti ki? Bu soruyu sorar sormaz cevabını hemen buldu. Ne yapması gerektiği çok açıktı. Yine kardeşinin sözlerini hatırladı.
Kendine somut bir şeyler bul. Güvenli olabileceğin bir yer ya da yanlarında güvende olabileceğin insanlar...
Philadelphia'ya, Jasper'in yanına gitmeliydi. Ona yardımcı olabilecek tek kişiye yani. Belki, o bir çıkış yolu bulurdu bu hayal dünyasından. Bunun yapılacak en akıllıca şey olduğuna karar veren Caine muşamba kaplı koltuğa gömülüp şehri camdan seyretmeye daldı. Radyodaki DJ saatin 09:47 olduğunu söyledi, sonra da 'İnsanlar Gariptir' diye bir şarkı çaldı.
Şarkı bitince Nava, Caine'ye emirler vermeye başladı. "Tren garına girdiğimizde başını sakın kaldırma. Tavanda kameralar var. Hareket etmeden durduğunda da şunu okuyormuş gibi yap." Taksinin koltuğundan kaptığı ıslak bir gazete uzattı. "Anladın mı?"
Caine başını salladı.
"İlk sen gir gara. Ben hemen arkanda olacağım. Eğer olay çıkarsa kaç. Beni bekleme. Ben kendi başımın çaresine bakabilirim. Önemli olan senin ortadan kaybolman."

Nava, Caine'nin cebine bir cep telefonu sıkıştırdı. "Eğer ayrılmak zorunda kalırsak hızlı aramadaki son numaraya bir ekle ve ara. Benim dışımda herhangi biri cevap verirse, bil ki öldüm. Telefonu at ve kaç. Anladın mı?"
"Kesinlikle."
34. Sokakla 8. Cadde'nin kesiştiği yerde taksiden inip yürüyen merdivenlerle gara indiler. Yer altına indiklerinde Caine Amtrak trenlerine doğru ilerledi. Bu yolu yüz defa gidip gelmişti ve yere bakarken bile önünden geçtiği dükkânların isimlerini sayabilirdi. Nava'nın yakında olduğunu da hissedebiliyordu. Garın ortasındaki dev panonun önünde durduğunda, başını kaldırıp bakmak istedi.
Nava onun ensesinde, "Bir sonraki tren sekiz dakika sonra. Washington'a gidiyor. Ona bineceğiz," diye soludu.
Mükemmel. Philadelphia yol üstündeydi. Trene bindiklerinde Caine, Nava'yı Philadelphia'ya gitmeye ikna edebilecekti. Eğer edemezse de onu ekerdi. İnsan bir yanılsamayı ekebilir miydi acaba? Birkaç dakika sonra 183 numaralı trenin 10:07'de Washington'a doğru hareket etmek için 12. peronda hazır olduğu anons edildi.
Nava, Caine'nin dirseğine yapıştı, kalabalığın gittiği yöne doğru ilerlerlerken onu çekiştirdi. Bir şelalenin akıntısına kapılmış gibi alttaki perona gidiyorlardı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder