Agnostik ya da ateist olsanız bile, sonunda bazı özel anlarda, 'acaba beni koruyan bir güç mü var?' gibi klişe cümlelerin başınızın içinden geçmesine -hayretle de olsa- bakakaldığınız oluyordur. Ya da mucizeler... Yanı başınızda gerçekleşen, yaşamınızı değiştiren mucizeler. Dostluk ve aşk birer mucizedir!
Gece yarısını filanca geçe bir saatte, dokuzuncu kattaki odamın camına sarkıtılan bir taşa sarılı olarak yollanan davetiyeye uyarak, dokuz yüz on üç numaralı odaya gidişim sırasında böyle düşünüyordum. Tehlikeli bir ataklıktı benimkisi. Normal insanlar tarafından bir araya toplanıp, bilinçli ve sistematik bir normalleştirme operasyonu için bir enstitüde hapsedildiğimiz anlaşılmıştı. Türümüz ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı.
"Madam Piri,
Sizi 913 numarada bekliyoruz. Lütfen acele ediniz. Dostlarınız."
Sanırım benimkisi merak veya saflıktan çok, aşktı! Aşk başımı öyle döndürüyordu ki, bütün duygu hatlarım felce uğramış, zaten bizim gibi seçilmiş özel insanlarda çok az bulunan savunma, sakınma ve gizlenme güdülerim yok olmuş, yerini oluk oluk akan heyecan ve sevinç almıştı.
Oysa bir tuzak olabilirdi bu. Bizler için ölüm tehlikesinden daha fazla yok edici olan normalleştirilme işleminin önemli bir parçası olabilirdi. Ama âşıktım ve hiç düşünmeden fırladım.
Dokuz yüz on üç numaralı odanın kapısını çaldığımda saat sabahın üçüydü.
— Kim o?
Müthiş seksi alto sesiyle kim olduğumu soran Carmen'di. Biraz rahatladım.
— Benim, Afife Pirî.
Bir takım tıkırtılar, belli belirsiz koşuşturmalar oldu. Beni upuzun ve ıssız koridorun bir ucunda, gecenin en koyu vaktinde tek başıma ve yalnız hissettirecek 'bir süre' beklemek zorunda kaldım. İçimden bir ses, aslında Romain'i görebilmek umudunun beni buraya getirdiğini fısıldadı utangaçça... Biraz sırtım ağrıdı.
Kapı açıldığında, kırmızı ipek sabahlığına sarılmış, yorgun ama dağınık güzelliği içinde bambaşka bir pırıltı saçan Carmen belirdi karşımda. Bu, onun odası değildi.
Bana kuşkuyla baktı. O sırada başımın içinden geçen 'beni koruyan birisi mi var?' cümlesini görmedi.
— Benim; Afife Pirî, demek zorunda kaldım.
'Evet' anlamına başını salladı. Pek inanmamış bakışlarla, kapıyı ancak yan yana geçerek, içeri süzülebileceğim kadar açtı. Ben girdikten sora, telaşla koridoru kolaçan etti.
Şık, ipek robdöşambırı içinde, öfkeye çalan bir dalgınlıkla sigara içen Cyrano'yu gördüm içeride.
— İyi geceler Mösyö de Bergerac, sigara içtiğinizi bilmiyordum, dedim.
— Yeni başladım, dedi dalgın dalgın.
— Piponun keyfi kaçtı son günlerde... Sonra beni fark etti, ayağa kalkıp elimi tuttu,
— Ah Matmazel Pirî, iyi sabaha doğrular! Yalnız mıydınız? Mesajı aldığınızda yalnız mıydınız, başka bilen var mı?
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder