Kitabın 62. ve 63. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bu durumun telafisi güç hatta imkansız neticeler doğurması söz konusu olabilir mi?
Bu süt bu mayayı tutar mı ona iyi bakmak lazım. Bütün iyi niyetiyle evde de yoğurt yapmaya çalışır bazı insanlar veya fazla masraf olmasın diye, dışarıdaki yoğurt pahalı diye evde yapalım der. Maya bazen tutmayıverir, süt kesiliverir mesela. Niye olduğunu da anlamazsın, bir de bakmışsın ki sulu, berbat birşey olmuş... Onun için, bizi nasıl bir geleceğin beklediğini kimse bilemez. İçinde olduğumuz an tarihin kendisi değil, hadiselerin bizleri nereye sürükleyeceğini tam manasıyla kestiremeyiz. Gelecekten emin olup da tarihin kaydettiği en büyük hüsrana uğramış şahsiyetler, ülkeler mezarlığıdır tarih.
Problemleri çözmek için meşru siyaset imkanının layıkıyla önünün açık olduğu kanatinde misiniz?
Önceden öyle miydi ki? Genel başkanlar saptıyor herşeyi. Kim milletvekili olacak, kim belediye başkanı olacak. Belediye encümen üyelerine kadar bir veya birkaç kişinin saptadığı bir sisteme demokratik diyebilir misiniz?
Sadece AK Parti'den söz etmiyorsunuz herhalde?
Elbette hayır. Genel bir problemden söz ediyorum. Sistem böyle.
Problem yalnızca parti içi demokrasi meselesi değil, bir de temsil problemimiz var. Bunu da sadece kişilerle veya konjonktürle de izah etmemek lazım. Bugünün problemlerinin kökenini 12 Eylül'e kadar götürmek mümkün; Siyasi Partiler Yasası, %10 barajı vs. Bu baraj meselesi bir defa korkunç bir haramilik. Seçimlerde verilen oyların %59'u, temsil kabiliyetine sahip oyların da %49'unu karşısına alıp Meclis'te %62 çoğunluk elde etmek çalıntı bir iktidar değildir de nedir?
Peki sicili pek iç açıcı olmayan bir hükümetin adil bir seçim ortamını tesis edebileceğine inanıyor musunuz?
Elbette hayır. Ben Kılıçdaroğlu'na el feneri önermiştim bir defasında. Sandık görevlilerine el feneri dağıtalım demiştim. Biliyorsunuz geçtiğimiz seçimlerde, hem de birkaç defa, sayım yapılacağı zaman ceryanlar kesildi, ardından elektronik sistem çöktü. Her türlü manipülasyona gebe bir sistem. Şimdi bir de Suriyeli mültecilerin seçmen kütüğüne kaydettirilip oy kullandırılacağı yönünde iddialar var. İnanılır gibi değil. Seçmen sayısı ve seçim güvenliğine ilişkin bu kuşkuların giderilmesi gerekir, demokrasinin sağlıklı işlemesi ve halkın iradesinin doğru bir şekilde seçimlere yansıması için...
Bununla ilgili bir araştırma da yapıldı biliyorsun. 2007 ve 2009 seçimleri arasındaki 20 aylık dönemde sandık seçmen listelerine 7.697.208 seçmen eklenmiş. Halbuki Türkiye geneli ortalama seçmen sayısı artışı yıllık 950.000 civarında, eklenmesi gereken seçmen sayısının 1.590.000 civarında olması gerekiyor. Bu durumda 2009 sandık seçmen listelerine 6.107.208 seçmen olması gerekenin üzerinde eklenmiş.
Bu durumun telafisi güç hatta imkansız neticeler doğurması söz konusu olabilir mi?
Bu süt bu mayayı tutar mı ona iyi bakmak lazım. Bütün iyi niyetiyle evde de yoğurt yapmaya çalışır bazı insanlar veya fazla masraf olmasın diye, dışarıdaki yoğurt pahalı diye evde yapalım der. Maya bazen tutmayıverir, süt kesiliverir mesela. Niye olduğunu da anlamazsın, bir de bakmışsın ki sulu, berbat birşey olmuş... Onun için, bizi nasıl bir geleceğin beklediğini kimse bilemez. İçinde olduğumuz an tarihin kendisi değil, hadiselerin bizleri nereye sürükleyeceğini tam manasıyla kestiremeyiz. Gelecekten emin olup da tarihin kaydettiği en büyük hüsrana uğramış şahsiyetler, ülkeler mezarlığıdır tarih.
Problemleri çözmek için meşru siyaset imkanının layıkıyla önünün açık olduğu kanatinde misiniz?
Önceden öyle miydi ki? Genel başkanlar saptıyor herşeyi. Kim milletvekili olacak, kim belediye başkanı olacak. Belediye encümen üyelerine kadar bir veya birkaç kişinin saptadığı bir sisteme demokratik diyebilir misiniz?
Sadece AK Parti'den söz etmiyorsunuz herhalde?
Elbette hayır. Genel bir problemden söz ediyorum. Sistem böyle.
Problem yalnızca parti içi demokrasi meselesi değil, bir de temsil problemimiz var. Bunu da sadece kişilerle veya konjonktürle de izah etmemek lazım. Bugünün problemlerinin kökenini 12 Eylül'e kadar götürmek mümkün; Siyasi Partiler Yasası, %10 barajı vs. Bu baraj meselesi bir defa korkunç bir haramilik. Seçimlerde verilen oyların %59'u, temsil kabiliyetine sahip oyların da %49'unu karşısına alıp Meclis'te %62 çoğunluk elde etmek çalıntı bir iktidar değildir de nedir?
Peki sicili pek iç açıcı olmayan bir hükümetin adil bir seçim ortamını tesis edebileceğine inanıyor musunuz?
Elbette hayır. Ben Kılıçdaroğlu'na el feneri önermiştim bir defasında. Sandık görevlilerine el feneri dağıtalım demiştim. Biliyorsunuz geçtiğimiz seçimlerde, hem de birkaç defa, sayım yapılacağı zaman ceryanlar kesildi, ardından elektronik sistem çöktü. Her türlü manipülasyona gebe bir sistem. Şimdi bir de Suriyeli mültecilerin seçmen kütüğüne kaydettirilip oy kullandırılacağı yönünde iddialar var. İnanılır gibi değil. Seçmen sayısı ve seçim güvenliğine ilişkin bu kuşkuların giderilmesi gerekir, demokrasinin sağlıklı işlemesi ve halkın iradesinin doğru bir şekilde seçimlere yansıması için...
Bununla ilgili bir araştırma da yapıldı biliyorsun. 2007 ve 2009 seçimleri arasındaki 20 aylık dönemde sandık seçmen listelerine 7.697.208 seçmen eklenmiş. Halbuki Türkiye geneli ortalama seçmen sayısı artışı yıllık 950.000 civarında, eklenmesi gereken seçmen sayısının 1.590.000 civarında olması gerekiyor. Bu durumda 2009 sandık seçmen listelerine 6.107.208 seçmen olması gerekenin üzerinde eklenmiş.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder