Kitabın 280. ve 281. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bir de, ta başından itibaren, Stills ve Young arasında kaçınılmaz bir kişilik çatışması da vardı. "Grup kurulduğu zaman," diye hamlıyordu Stone, "bize Richie Furay'ın grubun solisti olduğunu söylediler. Stephen'in grubun lideri olması gerekiyordu ve Neil'le Stephen baş gitaristlerdi ama bu konuda hep kavga ediyorlardı. Sürekli olarak gırtlak gırtlağa geliyorlardı ve bu konuda kavga ediyorlardı. Sonunda Neil kendi şarkılarını çalmak istiyordu."
O zaman bile Neil, gruptaki yalnız adamdı. Şarkıları o kadar kendine özgü ve aşırı derecede kişiseldi ki, Stilisin hiç efor sarf etmeden yaratabildiği çok daha ticari materyale hiç benzemiyordu. Ahmet'in sözleriyle, "Stephen'in şairliği gerçekçiydi, daha çok blues kökenliydi ve biraz Latin ritmine kayıyordu. Neil'in müziği ise daha soyuttu. Müzik konusunda, bana hemen anlam ifade etmeyen bir sürü düşüncesi vardı. Sesi değişik ve titrekti. 1920'lerde kübist bir resme bakmaya benziyordu - bir Picasso'ya bakarsanız, 'Bunun ne olduğunu bilmiyorum,' dersiniz. Fakat resmin tamamına baktığınızda, müthiş bir eserdir."
Sahnede baş gitaristliği dönüşümlü olarak sürdürürken birbirlerini yeni doruklara sürükledikleri zamanlar dışında, Stills'le Young'un neredeyse hiçbir ortak noktası yoktu. Bateristin sadece kendisinin duyabildiği temposuna ayak uyduran Young, uzun meslek hayatı boyunca, farklı müzik türlerinde başka hiç kimsenin yazamayacağı şarkıları kaydederek kendini sürekli olarak yeniden keşfedecekti. Young'dan çok daha hırslı ve azimli olan Stills, Young'un sözleriyle, "müthiş bir müzisyen" olup, can havliyle büyük bir başarı yakalamanın peşindeydi ve "en kısa sürede, Londra'da Beatles'la beraber olmak istiyordu."
Bir gün Young bir kayda ya da provaya gelmeyince, her an patlamaya hazır olan Stills, Young'un Laurel Kanyonunda kız arkadaşı birlikte yaşadığı bungalova dalarak, kız arkadaşının gitarını kapıp Young'un başında parçalamakla tehdit ederken, "Meslek hayatımı mahvediyorsun! Meslek hayatımı mahvediyorsun!" diye bağırmıştı. Young sahnede sara nöbetleri geçirmeye başlayınca Stills, Stone'nin sözleriyle, Young'un "saçmalıklarla dolu olduğunu, sahte krizlerinden birini geçirdiğini" söylemiş, "Sanki 'bugün çalmak istemiyor ve şimdi de bayılıyor,' demişti.
Ne Stills ne de Young, sonradan, Greene ve Stone'nin müziklerine yaptıklarını söyledikleri şeyden memnun değildi. Stone'nin sözleriyle, "Bunlar, hayatlarında stüdyoya girmemiş ve kayıt konusunda hiçbir bilgisi olmayan birkaç gençti. Yere oturuyorlardı ve ne yaptıklarının farkında bile olmuyorlardı. Kayıt sırasında müzik aletlerinin seviyesini değiştiriyorlardı. Yaptığımız her şeyde her günün her saniyesinde bizimle birlikte kabindelerdi. Sanki plağı ellerinden alacaktık. Neil yıllarca plağın berbat olduğunu düşündü. Neil'le Stephen bunu söylemekten asla vazgeçmedi."
Grup, Buffalo Springfield adını taşıyan çıkış albümlerinin son şarkısının kaydını tamamladıklarının ertesi günü Greene'yle Stone'ye telefon ederek, bütün kayıtları silmelerini ve sıfırdan yeniden başlamalarına izin vermelerini istedi. Stone bunu yapmayı reddetti ve Springfield'i ülke çapında tanıtabilmek için plağın peşinde olan Ahmet de Stone'yi destekledi.
Ahmet'e "müzikten anlayan" bir "müzisyen işadamı" diyen Young sonradan, "Ahmet hep, 'Bu plak, lanet olası demolar kadar iyi değil, dostum,' diyordu... Ahmet o demoları dinlemiş ve bizi, o demoları esas alarak Atlantic'e bağlamıştı. Sonra Charlie'yle Brian, hiçbir şekilde o kahrolası demoların yanına bile yaklaşamayan bir plak yaptı," diyecekti. Aslında, Ahmet grup demoları kaydetmek için stüdyoya girdiğinde, anlaşmayı zaten imzalamıştı.
Albüm Aralık 1966'da piyasaya çıktığında, hiçbir başarı gösteremedi ve grup, Greene'yle Stone'yi suçladı. Menajerler hit olmadan grubu nasıl tanıtacaklarını bilemiyordu. Springfield'i açılış gösterisi olarak yollara çıkarmak veya onları kulüp ortamına indirmek istemeyen Greene'yle Stone, grubun Los Angeles'te sürünmesine izin verdi.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder