Kitabın 156. ve 157. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
KOZANALI MOLLA SÜLEYMAN
1840 Selanik-Kozana-Kayleboyu köyü... Kozana, Rumeli'nin Küçük Balkan olarak da bilinen bölgesinde, Üsküpler ve Kayalar'la birlikte önemli bir Türk ve Müslüman yerleşim merkeziydi. Bu bölgede daha ziyade, Konya ve civarı illerden buraya göç etmiş, akıncıların torunları ile Yörükler yaşardı. Dedik ya, Süleymanoğulları çok severdi, ata isimleri olan "Süleyman"ı. Kayleboyu köyündeki hikâyemiz de işte yine bir Süleyman, "Kozana'lı Molla Süleyman'la başladı. Ki o zaman molla diye, iyi eğitimli, bilgili, akil insanlara denirdi.
İstanbul'da eğitim görmüş, varlıklı Süleyman Bey'in, sonradan kendi gibi, Molla Hüseyin diye anılacak bir oğlu vardı. 1840 yılı bahar ayında, karısı Hasibe Hanım, bir erkek evlat daha verdi Molla Süleyman'a. Süleyman, yine bir peygamber adı verdi yeni doğan oğluna ve kulağına eğilip üç kez "İlyas, İlyas, İlyas" diye okudu adını bebeğin, ezanla birlikte. İlyas bebeğin yaşama katıldığı yılda Kozana, Selanik'e yaklaşık yüz yirmi kilometre mesafede, üç dağın arasında ku-rulmuş, çevresinde seksen altı tane Türk köyü bulunan, yemyeşil, zengin doğası, verimli topraklarıyla önemli bir yerleşim merkeziydi. Burada yaşayan Türkler de bu verimli toprakların kıymetini bilir, büyük bir maharet ve sevgiyle bu toprakları eker, biçer, bağ bahçeyle uğraşır, hayvan yetiştiriciliği yaparlardı. İki delikanlı, Hüseyin ve İlyas, bu cennet misali topraklarda büyüyüp geliştiler, toprağa bağlı diğer insanlar gibi sağlıklı, güçlü kuvvetli birer delikanlı oldular. Evlenme vakti geldiğinde Molla Hüseyin, Fatme Hanımla evlendi. Çiftin evliliklerinden, sırasıyla Hasne, Sait, Hatice, Arize, Eşref isimli beş çocukları oldu. Molla Hüseyin, daha sonra, ardıllarının köyün adını soyadı olarak alacakları, "Sarıkaya" köyüne yerleşerek, yaşamına orada devam etti.
Oğullardan küçük olan İlyas'in yolu ise, yine kendi boylarından Sümbül Hanım'la kesişti. Sağlıklı, kırmızı yanaklı, bir erkek gibi güçlü kuvvetli Sümbül Hanım, Derviş ve Süleyman adında iki erkek, Hayriye ve Gülsüm adında iki de kız evlat verdi kendisine. Kayleboyu köyünde, dedeleri Molla Süleyman'ın köşkünde erkekler, sağlıklı, çalışkan ve terbiyeli delikanlılar, kızlar da örf ve âdetlere uygun, güzel ve sağlıklı genç kızlar olarak yetiştiler.
Anadolu'dan Rumeli'ne göç etmiş, geçmişlerine, inançlarına bağlı bu çalışkan, iyi huylu ve üretken insanlar, birlikte yaşadıkları yerel halk tarafından da çok sevilirdi. Bunun nedeni, Osmanlıların fethettikleri topraklardaki yerel halkın inanış ve etnik değerlerine yeterince saygı göstermeleriydi büyük ihtimal. Karşılıklı saygı, ihtilafları yok ederdi. Yeter ki kötü niyetli birileri, bu dostluk ve huzur ortamına, siyasal, dini ve etnik nedenleri sebep gösterip, çomak sokmasın.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.1840 Selanik-Kozana-Kayleboyu köyü... Kozana, Rumeli'nin Küçük Balkan olarak da bilinen bölgesinde, Üsküpler ve Kayalar'la birlikte önemli bir Türk ve Müslüman yerleşim merkeziydi. Bu bölgede daha ziyade, Konya ve civarı illerden buraya göç etmiş, akıncıların torunları ile Yörükler yaşardı. Dedik ya, Süleymanoğulları çok severdi, ata isimleri olan "Süleyman"ı. Kayleboyu köyündeki hikâyemiz de işte yine bir Süleyman, "Kozana'lı Molla Süleyman'la başladı. Ki o zaman molla diye, iyi eğitimli, bilgili, akil insanlara denirdi.
İstanbul'da eğitim görmüş, varlıklı Süleyman Bey'in, sonradan kendi gibi, Molla Hüseyin diye anılacak bir oğlu vardı. 1840 yılı bahar ayında, karısı Hasibe Hanım, bir erkek evlat daha verdi Molla Süleyman'a. Süleyman, yine bir peygamber adı verdi yeni doğan oğluna ve kulağına eğilip üç kez "İlyas, İlyas, İlyas" diye okudu adını bebeğin, ezanla birlikte. İlyas bebeğin yaşama katıldığı yılda Kozana, Selanik'e yaklaşık yüz yirmi kilometre mesafede, üç dağın arasında ku-rulmuş, çevresinde seksen altı tane Türk köyü bulunan, yemyeşil, zengin doğası, verimli topraklarıyla önemli bir yerleşim merkeziydi. Burada yaşayan Türkler de bu verimli toprakların kıymetini bilir, büyük bir maharet ve sevgiyle bu toprakları eker, biçer, bağ bahçeyle uğraşır, hayvan yetiştiriciliği yaparlardı. İki delikanlı, Hüseyin ve İlyas, bu cennet misali topraklarda büyüyüp geliştiler, toprağa bağlı diğer insanlar gibi sağlıklı, güçlü kuvvetli birer delikanlı oldular. Evlenme vakti geldiğinde Molla Hüseyin, Fatme Hanımla evlendi. Çiftin evliliklerinden, sırasıyla Hasne, Sait, Hatice, Arize, Eşref isimli beş çocukları oldu. Molla Hüseyin, daha sonra, ardıllarının köyün adını soyadı olarak alacakları, "Sarıkaya" köyüne yerleşerek, yaşamına orada devam etti.
Oğullardan küçük olan İlyas'in yolu ise, yine kendi boylarından Sümbül Hanım'la kesişti. Sağlıklı, kırmızı yanaklı, bir erkek gibi güçlü kuvvetli Sümbül Hanım, Derviş ve Süleyman adında iki erkek, Hayriye ve Gülsüm adında iki de kız evlat verdi kendisine. Kayleboyu köyünde, dedeleri Molla Süleyman'ın köşkünde erkekler, sağlıklı, çalışkan ve terbiyeli delikanlılar, kızlar da örf ve âdetlere uygun, güzel ve sağlıklı genç kızlar olarak yetiştiler.
Anadolu'dan Rumeli'ne göç etmiş, geçmişlerine, inançlarına bağlı bu çalışkan, iyi huylu ve üretken insanlar, birlikte yaşadıkları yerel halk tarafından da çok sevilirdi. Bunun nedeni, Osmanlıların fethettikleri topraklardaki yerel halkın inanış ve etnik değerlerine yeterince saygı göstermeleriydi büyük ihtimal. Karşılıklı saygı, ihtilafları yok ederdi. Yeter ki kötü niyetli birileri, bu dostluk ve huzur ortamına, siyasal, dini ve etnik nedenleri sebep gösterip, çomak sokmasın.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder