15 Mayıs 2014 Perşembe

İlk Kişi Ve Diğer Öyküler

İlk Kişi Ve Diğer Öyküler, Ali Smith tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Everest Yayınları, Öykü, 9786051417264, 173 Sayfa, Nisan/2014

Kitabın 100. ve 101. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Bence yasaktır onu yapmaları, diyorsun. Neredeymiş bu yer?
Hatırlamıyor musun? diyorum.
Hakikaten hatırlamıyorsun. Orayı da, orayı bana gösterdiğini de, kapıyı açık tutmak için dergini katlayıp altına sıkıştırdığını da hiç hatırlamıyorsun. Eve dönerken orayı yangın çıkmazı diye adlandırdığımızı hatırlamıyorsun. Hiçbir şey hatırlamıyorsun.
Yatağa geri dön hadi, diyorsun. Beni sabahleyin ara. Beni öğlen tatilinde ara. Ama şimdi git uyu. Sabaha daha çok var. Yarın ararım ben seni. iyi geceler.
Dediğin gibi yapıyorum. Yatağa geri dönüyorum. Ama sonra, bunu yapmamı bana sen söylediğin, ben de yaptığım için kendi kendime kızıyor ve yorganı üstümden atıyorum. Yataktan
kayıp yere düşüyor.
Karanlıkta yere oturup yorgana sarınıyorum.
Neden basamaklardan inip kadına yardım etmediğimi ya da en azından yardıma ihtiyacı var mı diye bakmadığımı soruyorum kendime. Salondan çıkarken yer göstericilerden birine neden bundan bahsetmediğimi soruyorum. Neden böyle yaptım, birinin zor durumda olabileceğini bildiğim halde neden öyle pervasızca, tek kelime etmeden sinemadan çıkıp gittim?
Telefonum elimde vızıldıyor. Ekranda senin aradığın yazıyor.
Uyandırdım mı? diyorsun.
Evet, diye yalan atıyorum. Çok derin uykudaydım. Uyandırdın.
Özür dilerim, diyorsun.
Önemli değil, diyorum. Ödeştik şimdi.
Sana söylemek istediğim bir şeyi hatırladım, diyorsun.
Sinema ve çıkış kapısı hakkında mı?
Hayır, dün kasabadan eve yürürken başıma gelen bir şey hakkında, diyorsun.
Yeni evine doğru yolda sakin sakin yürürken kafana bir şeyin çarptığını, sonra da kafandan sekip yola, tam önüne düştüğünü anlatıyorsun. Başını eğip kaldırımdaki cisme bakmışsın. İki yana sallanmakta olan minik bir McDonalds süt kutusuymuş bu. Az önce yanından bir otobüs geçmiş. Üst katında bir grup ergen kız varmış. Otobüsün arka camından sana orta parmak gösteriyorlar-mış. Sonra bir diğer yayanın, senden ileride yürümekte olan bir kadının yanından geçmelerini izlemişsin. Kızlar üst pencereden ona da aynı küçük süt kutularından atmışlar. Bazıları kadına isabet etmiş. Kadın otobüsteki kızların kendisine orta parmak gösterdiklerini görmüş. Sokağın ortasında durmuş. Eğilip o minik süt kutularından birini yerden almış ve otobüse geri fırlatmış.
Bu beni güldürüyor. Sen de gülüyorsun; farklı odalarda, farklı evlerde, şehrin farklı bölgelerinde, sabahın saat dördünde ikimiz de birbirimizin kulaklarına gülüyoruz.
Dışarıda gün ağarıyor. Kuşlar uyanmakta. Karanlıkta olmanın ve belki saatin kaç olduğunu bilmemenin nasıl bir şey olacağını düşünüyorum. Sana kadından bahsediyorum, yangın kapılarından nasıl geçtiğinden, oturduğu koltuğun üstünde ve altında kalan eşyalarından.
Oradan çıkış yok, diyorum. Sen nasıl oluyor da hatırlamı-yorsun hayret. İçeride yalnızca kilitli bir kapı ve yanında kilitli bir kapı daha vardı hani.
Nasılsa bu konuda yapabileceğin bir şey yok artık, diyorsun. Biri o kadını bulmuştur, diyorsun. Mesele hallolmuştur muhtemelen, diyorsun. Mevzuat o çıkışın olması gereken hale getirilmesini şimdiye kadar çoktan sağlamıştır, diyorsun. Kadın da bir keresinde bana anlattığın şu adam gibi duvarın içinden yürüyüp geçmiştir belki, diyorsun.
Hangi adam gibi? diyorum.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder