Kitabın 102. ve 103. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Karlı, buz gibi bir havanın hüküm sürdüğü ocak ayıydı. Günlerden çarşambaydı. Bütün gün evde oturmuş, yakında başlayacak sınavlara hazırlık yapı-yordum. O sırada kapı zili çaldı. Elimdeki ders notlarını sehpaya bırakıp kapıyı açtım. "Hoş geldin teyze," dedim.
Teyzem ellerini yumruk yapmış, avuçlarına sıcak nefesini üflüyordu. "Çabuk kapıyı kapat, ev soğumasın. Dışarısı çok soğuk."
Hemen kapıyı kapattım. Siyah paltosunu çıkartıp portmantoya astı. "Tarhana çorbası yaptım. Sıcak sı-cak bir kâse içmek ister misin?" diye sordum,
"İçerim," dedi. "Zaten bugün sinirden boğazımdan tek lokma geçmedi."
"N'oldu teyze? Yoksa hastanede tatsız bir şey mi oldu?"
Teyzem acı acı güldü. "Her gün tadı tuzu olmayan bir ortamda çalışıyorum Suada. Hasta insanların ortamında bulunmaktan benim de ruhum hastalandı artık. Bazen bu mesleği seçtiğim güne lanetler okuyorum. Keşke zamanında imkânım varken tarihçi olsaydım. Neyse, şimdi yine eski meseleleri deşmeyelim. Benim bugün asıl kızgınlığım Aliya'ya"
"Aliya İzzetbegoviç'e mi?
"Evet. Bu adam bir gün beni delirtecek."
"İzzetbegoviç'e çok haksızlık etmiyor musun teyze? Adamcağızdan alıp veremediğin ne senin?"
"Bence iyi bir siyasetçi değil o. Boşnakların, masaya yumruğunu vuran güçlü bir lidere ihtiyaçları var. Bugünlerde her türlü çirkinliğin kaynadığı bir kazandayız. Kazan fokur fokur kaynıyor. Neredeyse taşmak üzere Suada, Boşnakların bu dünyada var olabilmesi için silaha ihtiyaçları var. Peki, bu adam ne yapıyor? Yerel güçlerin sahip olduğu üç-beş tane silahı da onların ellerinden alıp Sırpların kontrolündeki orduya teslim ediyor."
"Savaş artık bitti teyze. Bugün televizyon kanalları izlemedin mi yoksa? Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlıkları Avrupa Topluluğu tarafından resmen tanındı. Barıştan yana olmak, bir lideri kötü kılmaz. Bence Aliya İzzetbegoviç de iyi bir lider."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Teyzem ellerini yumruk yapmış, avuçlarına sıcak nefesini üflüyordu. "Çabuk kapıyı kapat, ev soğumasın. Dışarısı çok soğuk."
Hemen kapıyı kapattım. Siyah paltosunu çıkartıp portmantoya astı. "Tarhana çorbası yaptım. Sıcak sı-cak bir kâse içmek ister misin?" diye sordum,
"İçerim," dedi. "Zaten bugün sinirden boğazımdan tek lokma geçmedi."
"N'oldu teyze? Yoksa hastanede tatsız bir şey mi oldu?"
Teyzem acı acı güldü. "Her gün tadı tuzu olmayan bir ortamda çalışıyorum Suada. Hasta insanların ortamında bulunmaktan benim de ruhum hastalandı artık. Bazen bu mesleği seçtiğim güne lanetler okuyorum. Keşke zamanında imkânım varken tarihçi olsaydım. Neyse, şimdi yine eski meseleleri deşmeyelim. Benim bugün asıl kızgınlığım Aliya'ya"
"Aliya İzzetbegoviç'e mi?
"Evet. Bu adam bir gün beni delirtecek."
"İzzetbegoviç'e çok haksızlık etmiyor musun teyze? Adamcağızdan alıp veremediğin ne senin?"
"Bence iyi bir siyasetçi değil o. Boşnakların, masaya yumruğunu vuran güçlü bir lidere ihtiyaçları var. Bugünlerde her türlü çirkinliğin kaynadığı bir kazandayız. Kazan fokur fokur kaynıyor. Neredeyse taşmak üzere Suada, Boşnakların bu dünyada var olabilmesi için silaha ihtiyaçları var. Peki, bu adam ne yapıyor? Yerel güçlerin sahip olduğu üç-beş tane silahı da onların ellerinden alıp Sırpların kontrolündeki orduya teslim ediyor."
"Savaş artık bitti teyze. Bugün televizyon kanalları izlemedin mi yoksa? Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlıkları Avrupa Topluluğu tarafından resmen tanındı. Barıştan yana olmak, bir lideri kötü kılmaz. Bence Aliya İzzetbegoviç de iyi bir lider."
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder