18 Ağustos 2013 Pazar

Limon Yapraklarının Kokusu

Limon Yapraklarının Kokusu

Limon Yapraklarının Kokusu, Clara Sanchez | Pegasus Yayınları, Roman, Çeviren Deniz Torcu, 416 sayfa, 9786053430285, Mayıs 2013.

Limon Yapraklarının Kokusu hem bir kadının kendini bulmasının hem de gizli kalmış tarihsel gerçeklerin gün ışığına çıkarılmasının öyküsüdür.

"Harika bir kitap... Sırlarla dolu karanlık bir anlatı. Samimi ve gerçekçi çizilmiş karakterleri ve kendinizi kaptırdığınız bir olay örgüsü var. Bu kitabı ve sürpriz sonunu uzun süre unutacağımı sanmıyorum." -York Press-

                   

- 1 -

Rüzgârın Ellerinde

Julian

İnsanın içine işleyen ürkek siyah gözleriyle bana bakan kızımın neler düşündüğünü biliyordum. Gözlerini annesinden, ince dudaklarını da benden almıştı, ama büyüyüp serpildikçe gitgide annesine benzedi. Raquel'in ellili yaşlarındaki bir resmini alıp karşılaştırsam, tıpatıp benzediklerini görebilirdim. Kızım, artık kimsenin umurunda olmayan bir geçmişe takıntılı bir deli; hiçbir detayı, hiçbir yüzü, uzun ve zor bir Alman ismi bile olsa hiçbir ismi unutmayan fakat popüler bir filmin adını hatırlamakta zorluk çekebilen çaresiz bir ihtiyar olduğumu düşünüyordu.

Her ne kadar mutlu bir yüz ifadesi takınmaya çalışsam da yine de ona acı veriyordum, çünkü yaşlı ve deli olmamın yanında tıkanmış bir damarım da vardı ve beni korkutmak istemeyen kardiyoloğum kanın akmak için alternatif bir yol bulacağını söylemiş olsa da bana pek öyle gelmiyordu. Kızıma yaklaşırken onu son kez öpeceğimi düşündüm ama bunu ona fark ettirmemeye çalıştım. Beni bir son görüşü illa ki olacaktı ve ben bu son görüşmemizde hayatta ve bavullarımı hazırlıyor olmayı tercih ederdim.

İşin aslı, dünyaya dağılmış Nazileri avlamak üzere kurulmuş Merkez'den emekli olduğumuzdan bu yana görmediğim Salvador Castro, yani Salva'dan mektup almasaydım, bu halimle bu çılgınlığa kalkışmazdım. Amaçları gittikçe eskiyen ve o canavarların ölüp bizden kurtulmasıyla her gün biraz daha ölen Merkez de kendi kendini emekli ediyordu aslında. Onları diken üstünde tutan ve kaçmalarına yardım eden şey korkuydu, onlardan nefret ettiğimiz için bizden korkuyorlardı. Koşarak kaçmak için nefretimizin kokusunu almaları yetiyordu.

Buenos Aires'teki evimde zarfa dokunduğumda ve gönderenin adresini gördüğümde ölecek gibi oldum, sonra duygulandım. Salvador benim gibilerden biriydi; benim gerçekte kim olduğumu, nereden geldiğimi ve ölmemek için veya tam tersi durumda neler yapabileceğimi bilen tek kişiydi. İnananların ve benim gibi inanmayanların "cehennem" dediği, yaşamla ölüm arasındaki o daracık koridorda henüz çok gençken tanışmıştık. Bu cehennemin bir adı vardı: Mauthausen, cehennemin farklı veya daha kötü bir yer olacağına inanamıyordum. Düşüncelerim bu cehennemden bir kez daha çıkmak için mücadele verirken, beyaz bulutların arasından geçiyorduk ve hostesler yanımdan geçerken arkalarında güzel parfüm kokuları bırakıyorlardı; ben de yirmi bin milden daha yükseklerde, rüzgârın ellerinde, rahat bir şekilde koltuğumda oturuyordum.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder