kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2013 Perşembe

Nerdesin Aşkım?


Nerdesin Aşkım? Arzum Uzun Tarafından yazılmıştır.  http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Artemis Yayınları, Roman, 9786051423531, 400 Sayfa, Eylül / 2013





Kitabın 1.2. ve 3. sayfaları yazılmıştır. Tanıtım amaçlıdır.

"Ekekler ve kadınlar hakkında bilmeniz gereken tek şey, kadınların deli,erkeklerin aptal 
olduğudur. Ve kadınların deli olmasının temel nedeni, erkeklerin aptal olmasıdır." GEORGE CARLIN


COCO'NUN   AYAK   BİLEKLERİMİ   ISIRMASIYLA   GÜNE   BAŞLA-
dığımda saat, takriben, kuşların bokunu henüz yemediği o dakikaları göstermekteydi. Kendimi eziyet yatağımdan kurtarıp güçbela kanepeye atışımın üzerinden uzun zaman geçmemişti. Sol ayağımla bir iki tekme savurup mendebur ve bir o kadar da gıcık ex-sokak hayvanatını kendimden uzaklaştırmaya çalışmadım değil. Yapamadım!

Büyük bir güçle sivri dişlerini zavallı bileklerime geçirip bana, eve aldığım şeyler konusunda ne çok yanlış yaptığımı hatırlatmak istercesine, ısırdıkça ısırdı, pislik!

Kendi karnını doyuramayan. kendini yeterince sevmeyi bile beceremeyen biriydim. Kedi beslemek neyimeydi benim? İnsan kendi doğasının yüceliğine ve yapabileceklerine o kadar çok güveniyor ki bazen, hemen bir sonraki adımda da aynı şiddetle çuvallıyor. Umur dünyası işte! Karşımdaki de dört ayaklı kanıtı Coco! Coco kedi adı olarak zaten saçmayken, erkek bir kedinin adı olarak ultra saçmaydı. Bense o kadar akıllı ve şuurlu bir insandım ki, sokaktan sırf o cici vicdanım ve Cem'in o gün de bugünkü kadar çekici görünen memeleri yüzünden aldığım bir kedinin tacizlerine her sabah kurban gidiyordum! Hayatımdaki her şey inatla rahatsız ediciydi. Bir tür çile dolduruyordum, kaderimi dürteyim!
Son bir tekmeyle Coco'yu bertaraf ettikten sonra biraz daha uyumayı denedim, beceremedim. Nihayetinde büyük bir öfkeyle yerimden kalkıp mutfağa geçtim ve su ısıtıcısını çalıştırdım. Coco Bey'i mamaladım. En azından berbat bir  kahve içerek ve gülümseyerek güne merhaba diyebilirdim, değil mi? Tamam, Gülben Ergen'in, arkasına saklandığı acı dolu gülümsemelerinden biri olmazdı bu. Saba Tümer'in ağlamamak için attığı kahkahalarından biri de. Ama kesinlikle işe yarayabilirdi.

Mamayı gören Coco, anında cilvelenmeye başladı. Bu kadar basitti, değil mi? Bir avuç rüşvetle, dünyadaki her şeyin sevgisini satın alabilir, sonra da seni sevdiğini düşünerek avunabilirdin. Mesela söz konusu insanlar olduğunda ilgini ve özverini verirdin onlara, sonra da seni çok sevdiklerine inanarak ayn, salaklıkla devam ederdin hayatına. 

Görünen o ki, öyleydi!
Kahveyi fincana koyup bir Lucky yaktıktan sonra sevmek sevilmek üzerine tüm düşüncelerimi   unutmayı çalışarak tekrar gülümsemeyi denedim. Tam başarır gibiydim ki, yatak odasından gelen Cem'in horultusuyla yüzleştim! Tepeden tırnağa titredim şerefsizim! Tüylerim ürperdi! İşte sevgim, işte horlamanın kapılarını ardına kadar açan özverim!

Rabbim ne demeye, hemen her konuda fazlasıyla mü-kemmel yarattığı bir adama, belirgin tek kusur olarak bu frekansta anırmayı eklemişti ki? Herhalde vardı bir bildiği. Ya ben, ya ben? Ayı gibi horlayan bir sevgiliye ne demeye tahammül ediyordum? Cevabı açıklıyorum: Kimideki en iyi opsiyon oydu.
Şimdi... Şöyle olmuştu; önceki sonbahar, canımı anca kurtardığım   badirelerin  ertesinde,  bu  bahara  çıkamam diye düşünüyordum. Hayatımın en can sıkıcı skandallarını arka arkaya yaşarken, bir daha asla biri beni sevmeyecek, istemeyecek, arkamdan iş çevirmeden durmayacak, sadece yanımda olmayı başaramayacak sanıyordum.

Tarihin en klişe psikiyatrik hatasını işleyip deli doktoruma, Cenk Tangöllüoğlu'na köpek gibi aşık olmuş, kendisi tarafından yüksek doz lityum dayanmak suretiyle, neredeyse öte yana göçmeye yüz tutmuştum.
Mevzuya uyan masam, sözde beni tedavi etmek maksadıyla, o pisliği haberim olmadan yediğime içtiğime karıştırmaya belki aylarca devam edeceklerdi. Ve ben, yine bilmeden, ilaçla alkolü karıştıracak, eşek cennetini boylayacaktım bir gün. 


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Derin Basitlik

Derin Basitlik

Derin Basitlik

Derin Basitlik, John Gribbin tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Alfa Yayınları, Bilim, 312 Sayfa, 9786051067780, Eylül / 2013





Kitabın İlk Sayfasından;
1
Kaostan Doğan Düzen
17. yüzyıldaki bilimsel devrimin öncesinde dünyaya, bugün bilim insanlarının terimi kullandığı bağlamdan biraz farklı, ama çoğu insanın günümüzde kullandığı anlamda bir "kaos" hükmediyormuş gibiydi. Dünyanın karışıklığını temellendirenin basit ve sistemli yasalar olabileceği kimsenin aklına gelmiyordu. Havanın ve rüzgârın davranışları, kıtlıkların meydana gelişi ve gezegenlerin yörüngeleri hakkında yapılan akıl yürütmelerin vardığı yer, en nihayetinde bütün bunların, Tanrı’nın veya tanrıların keyfine kalmış olduğuydu. Evrende düzenin nereden kaynaklandığı sorusuna cevap olarak, fiziksel nesnelerin bir harmoni ve düzen ihtiyacına her nerede olursa olsun tepki vermesi gösteriliyordu. Evrenin merkezinde yer aldığı düşünülen dünyanın etrafındaki gezegenlerin ve güneşin yörüngelerinin dairesel olduğu varsayılıyordu; çünkü daireler kusursuzdu. Nesneler yere düşüyordu; çünkü dünyanın merkezi evrendeki simetrinin ve aslında her şeyin merkezindeydi, dolayısıyla da en güçlü cazibe noktasıydı. Hatta MÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Samoslu filozof Aristarkhos, dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediği sıralarda bile yörüngesinin dairesel olduğuna inanıyordu.

Kitabın İlk Sayfasından yapılmış olan alıntı tamamen tanıtım amaçlıdır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

30 Ağustos 2013 Cuma

Susuzluk ve Tören

Susuzluk ve Tören

Susuzluk ve Tören, İki Kan Kumsalı Romanı Birarada! Alex Duval'ın kaleminden, http://kitapgalerisi.com'da %30 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Artemis Yayınları, Roman, Çeviren Zeynep Arıkan, 400 sayfa, 9786051423524, Eylül 2013.

Susuzluk ve Tören tutkulu, romantik ve sır dolu iki roman...

Çok güzel bir kız ve arkadaşlarının karanlık bir sırrı var. Büyük bir aşk başlamak üzere...


- Bir -

Malibu.

Josan Freeman, tertemiz California havasını içine çekti. Artık Malibu'da yaşıyordu. Burada, VW Karmann Cabriolet Beetle'ını Pasifik Sahil otoyolunda süren ondan başkası değildi. Bu fikir, okyanus üstündeki güneş kadar çekici, arabanın yanında -tam yanı başında- uzanan beyaz kumlar kadar baş döndürücüydü. Kenara çekebilir ve hemen şu anda...

"Bu ev amma deli işi?"

Jason, isteksizce bakışlarını Malibu'dan çekti ve kız kardeşi Danielle'in işaret ettiği eve baktı. Danielle, daha iyi görebilmek için gözlüklerini indirdi. Kızın kül rengi gözleri meraktan fal taşı gibi açılmıştı.

"Tenis kortu var!" diye bağırdı. "Bahse girerim şu cam kubbe de kapalı havuz içindir. Etrafı görmene izin verdikleri söylenemez, ne dersin? Tüm o kafeslerle çiçekler..." Araba ilerlerken Dani, başını çevirip arkaya baktı. TiVO'yu tüm ayrıntılarıyla incelemeye çalışıyordu. "Babamın şu yeni işi, red-de-di-le-mez işi, hani uğruna tüm arkadaşlarımı terk etmek zorunda kaldığım iş? Milyonlarca dolar veriyorlar. Neden böyle bir yerde yaşamıyoruz?

"Böyle yerler tonla dolara mal oluyor," dedi Jason, ona. "Ayrıca yeni evde bizim de bir havuzumuz var."

"Açık yüzme havuzu," dedi şikayet eder gibi bir tonla Dani. Fakat jason, onun sesinden eğlendiğini anlayabiliyordu. Bu şehirde herhangi bir şeyden şikayet etme fikri gülünçtü.

"Havuzu eleştirme. Harika bir böbrek şeklinde ve renkli fayans detayları var," dedi Jason, buruk bir gülümsemeyle emlakçıyı taklit ederek.

Dani, Bianca teyzesinin hediyesi olan Oliver Peoples güneş gözlüklerini tekrar taktı. Bianca teyzeleri mükemmel bir moda anlayışına sahip olmanın yanısıra bu yeni işi babalarına öneren ve evi bulmalarına yardımcı olan da oydu.

Kitabın İlk iki sayfasını sizin için yazdık;

                                       BİR
Malibu.
Jason Freeman, tertemiz California havasını içine çekti. Artık Malibu’da yaşıyordu. Burada, VW Karmann Cabriolet Beetle'ını Pasifik Sahili otoyolunda süren ondan başkası değildi. Bu fikir, okyanus üstündeki güneş kadar çekici, arabanın yanında -tam yanı başında- uzanan beyaz kumlar kadar baş döndürücüydü. Kenara çekebilir ve hemen şu anda...

"Bu ev amma deli işi?"
Jason, isteksizce bakışlarını Malibu’dan çekti ve kız kardeşi Danielle'in işaret ettiği eve baktı. Danielle, daha iyi görebilmek için gözlüklerini indirdi. Kızın kül rengi gözleri meraktan fal taşı gibi açılmıştı.

"Tenis kortu var!" diye bağırdı. "Bahse girerim şu cam kubbe de kapalı havuz içindir. Etrafı görmene izin verdikleri söylene¬mez, ne dersin? Tüm o kafeslerle çiçekler..." Araba ilerlerken Dani, başını çevirip arkaya baktı. TiVO'yu tüm ayrıntılarıyla incelemeye çalışıyordu. "Babamın şu yeni işi, red-de-di-le-mez işi, hani uğruna tüm arkadaşlarımı terk etmek zorunda kaldığım iş? Milyonlarca dolar veriyorlar. Neden böyle bir yerde yaşamıyoruz?"

"Böyle yerler tonla dolara mal oluyor," dedi Jason, ona. "Ayrıca yeni evde bizim de bir havuzumuz var."

"Açık yüzme havuzu," dedi şikayet eder gibi bir tonla Dani. Fakat Jason, onun sesinden eğlendiğini anlayabiliyordu. Bu şehirde herhangi bir şeyden şikayet etme fikri gülünçtü.

"Havuzu eleştirme. Harika bir böbrek şeklinde ve renkli fayans detayları var," dedi Jason, buruk bir gülümsemeyle emlakçıyı taklit ederek.

Dani, Bianca teyzesinin hediyesi olan Oliver Peoples güneş gözlüklerini tekrar taktı. Bianca teyzeleri mükemmel bir moda anlayışına sahip olmanın yanı sıra bu yeni işi babalarına öneren ve evi bulmalarına yardımcı olan da oydu.

"Doğru. Ama havuz 11. sınıfın bitmesine iki kala ülkenin öbür ucuna sürüklenmeye değmez," dedi Dani, dümdüz bir şekilde.

Jason içini çekti. Tüm arkadaşlarını geride bırakmak zorunda kalmanın Danielle'i gerçekten üzdüğünü biliyordu. Michigan'da en az otuz tane "en iyi arkadaşı" vardı ve hiçbirinden ayrılmak istememişti.

"Hey, şu Sörfçü Haham denen adamı duydum," dedi, Dani' nin aklını memleket özleminden uzaklaştırmaya çalışarak. "Gerçek bir hahammış. Elli yaşlarındaymış ve sörf dersleri veriyormuş. Ruhani sörf dersleri. Ne bileyim işte, kendini suya ya dabaşka bir şeye bırakman gerektiğini anlatıyor. Malibu’da ders veriyor.

Bu okuma parçası kitabın tanıtımı için yazılmıştır.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Yalnız Gezgin

Yalnız Gezgin

Yalnız Gezgin, Jack Kerouac'tan hem gezi hem öykü kitabı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Ayrıntı Yayınları, Çeviren  Funda Uncu, 192 sayfa, 9789755397658, Eylül 2013.

Yalnız Gezgin, sadece kaleme aldıkları metinlerle değil aynı zamanda bir yaşam tarzı olarak temelleri atılan Beat Kuşağı'nın öne çıkan yazarı Jack Kerouac'tan bir gezi yazıları ve öyküler toplamı diyebileceğimiz bir denemeler bütünüdür...

“Kötü bir niyetim yok. Sadece başka bir dünyaya gitmek istiyorum ben.”

                        

Yalnız Gezgin, Lonesome Traveler adıyla Kerouac'ın ilk otobiyografik eseri olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın çalkantılı hayatı boyunca kalemi elinden bırakmaması takdire şayan iken, Yolda'nın ilk yazıldığı dönemde içeriği yüzünden kendine uzunca bir süre yayıncı bulamaması da biliniyor. Ancak gerekli kırpmalar ve bazı yerlere uygulanan sansür sonucunda 1957'de yayımlanabilen Yolda, daha sonra orijinal metni içeren edisyonuyla okurlarla buluşmuştu.

Yalnız Gezgin'i gezilerini, çektiği acıları, hayat tarzını bir anlamda metinlerine de yansıtan Kerouac'ın ne tamamen denemesi ne de tamamen kurgusal bir özellik kazanan bir kitabı. Bir katolik olarak yetiştirilen Kerouac aldığı bir futbol bursuyla üniversiteye başlamış olsa da sonradan yaşadığı bir sakatlık nedeniyle hem futbolu hem de okulu bırakmıştı. Bunun ardından Amerikan Donanma Kuvvetleri'ne katılmış ancak uyumsuzluğu nedeniyle kendine konan "şizoid" tanısıyla ordudan da atılmıştır.

Yalnız Gezgin'in temellerini atacak olaylar o günlerden beri Kerouac'ın zihninde toplanmaya başlamıştı demek ki. Ordudan atılmasından sonra Budizm ve doğu felsefesine ilgi duymaya başlayan Kerouac aşağı yukarı aynı dönemde William S. Burroughs, Allen Ginsberg, Neal Cassady, Gregory Corso, John Clellon Holmes gibi isimlerle Beat Kuşağı'nı oluşturmaya başlamıştı. (Tabii bu Budizm merakı o dönemde dünyanın her yerinde büyük bir meraka ve yeni bir yaşam tarzına yol açan Hermann Hesse'nin Siddhartha'sıyla da alakalı olabilir.)

"Gemiye binmek için Staten Adası’ndan kahrolası Pedro’ya 5.000 kilometrelik yol yapmamın sebebi sadece gemiye binip dünyayı görmek, Swettenham Rıhtımı'nda güzel zaman geçirmek, Bombay’da kız tavlamak, pis Karaçi’deki uyurları ve neyzenleri bulmak, Kahire’deki Kazbah’da kendi devrimimi başlatmak ve bunu Marsilya’dan öteki tarafa doğru yaymak değildi, sebebi sensin, eskiden yaptığımız şeyler..."

Yalnız Gezgin, Yolda, Big Sur, Zen Kaçıkları gibi kitaplarını bilen, okuyan, takip eden "Beat Ruhu"nu taşıyan okurlara çok iyi gelecek bir Kerouac kitabıdır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

29 Ağustos 2013 Perşembe

Can Dostumun Yolculuğu

Can Dostumun Yolculuğu

Can Dostumun Yolculuğu, Bruce Cameron'dan bir devam kitabı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Yabancı Yayınevi, Roman, Çeviren Seda Çıngay, 400 sayfa, 9786056370878, Eylül 2013.

Can Dostumun Yolculuğu, ilk kitap olan Can Dostum'un devam kitabıdır. Bruce Cameron ilk kitabında başlattığı insani sorgulamayı bu kitabında da devam ettiriyor: İnsanın dünyada olmasının sebebi nedir?

                   

Can Dostumun Yolculuğu, "Neden buradayız?" gibi temel bir soruyu alıp, bir insan ve en sadık arkadaşıyla yaşanan bir hayata eklemliyor ve buradan bir sonuca varmaya çalışıyor.

Can Dostumun Yolculuğu, ilk kitap Can Dostum gibi insana yer yer üzüntü yer yer de sevinç veriyor.

Can Dostumun Yolculuğu, okuyanlara mutlaka "iyi ki okumuşum" dedirtecek günümüz çağdaş roman örneği.

“Son derece büyüleyici… Okurlar bu muhteşem romanı bir çırpıda okuyacaklar ve başından sonuna kadar ağlayacaklar.” –Publishers Weekly

“Sarsılmaz bir sadakatin ve tüm sınırları aşan bir sevginin dokunaklı öyküsü…” –Book Reporter

“Köpekleri sevmeseniz de, hatta hiç köpek sahibi olmamış olsanız da bu kitabı çok seveceksiniz.” –Squidoo.com

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

27 Ağustos 2013 Salı

Sarışın Vampir 4, Ölümün Gölgesi

Sarışın Vampir 4, Ölümün Gölgesi

Sarışın Vampir 4 - Ölümün Gölgesi, yine Christopher Pike'tan nefes kesici bir kitap. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim | Pegasus Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Sevinç Seyla Tezcan, 448 sayfa, 9786053431206, Eylül 2013.

Sarışın Vampir 4, serinin ilk üç kitabından farklı olarak hiç görülmemiş bir mücadeleye tanık ediyor okurlarını.


Sarışın Vampir 4, Ölümün Gölgesi çarpıcı bir alt başlığa ve hikâyeye sahip. Çünkü bu sefer beş bin yaşındaki vampir Alisa, bütün düşmanlarından çok daha güçlü ve çok daha kurnazdır, yaşının ve gücünün beraberinde getirdiği tecrübenin karşısında onunla savaşmak neredeyse imkânsızdır. Ve Alisa tabii ki bu avantajlarının farkındadır. Ancak bu sefer yeni doğmuş bir vampirin vücudunda hapistir. Yapabilecekleri kısıtlıdır. Tam da bu sırada düşmanları harekete geçer ve onun da bir şeyler yapması lazımdır.

Sarışın Vampir 4'te Alisa böyle bir durumdayken onun düşmanlarından olan ölümsüz Telar ırkı, insanlığın önemli bir bölümünü ortadan kaldıracak bir virüsü yayma hazırlığındadır. Alisa var olan durumu nedeniyle Telar ırkıyla baş edemeyeceğinin farkındadır ve bu yüzden mistik ve gizemli bir birlik olan SYK'dan yardım ister. Ancak Alisa'nın bilmediği şey SYK'nın da kendi çıkarlarını korumak için sakladığı sırlardır...

                       

Sarışın Vampir 4, karşısındaki düşmanlara karşı kendi tarafında tereddütsüz güvenebileceği kimsesi olmayan Alisa'nın mücadele hikâyesidir. Ancak Alisa'nın mücadele hikâyesi düşmanlarını yenmek için içinde var olduğunu bildiği ama henüz kullanmadığı karanlık tarafını kullanmasıyla başlar. Alisa yoksa hep karanlık tarafında mı kalacaktır?

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Gece Nöbeti

Gece Nöbeti

Gece Nöbeti, Sergey Lukyanenko'dan muhteşem bir fantastik şölen. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve 1 iş günü içinde kargoya teslim | Pegasus Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Ferda Yaraş, 528 sayfa, 9786053431213, Eylül 2013.

Gece Nöbeti, karanlığı ışıktan ayırmamıza yaran tek eylem!

Gece Nöbeti, fantastik edebiyat severlere unutulmaz bir şölen hazırlıyor. Birçok edebiyat eleştirmeni ve okura göre Dostoyevski, Ölüler Şafağı, Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi serileriyle eşdeğerde görülüyor.

Gece Nöbeti Rus yazar Sergey Lukyanenko, ülkesinde alışılmadık bir başarıya imza atarak 1 milyonun üstünde kopya sattı.

                    

Gece Nöbeti'nde uzun dönemlerden beri bizimle birlikte yaşayan "Diğerleri" denilen yaratıklar var. Bunlar arasında vampirler, cadılar, ak ve kara büyücüler, şekil değiştirenler de dahil. Fizikötesi güçleriyle içimizde yaşıyorlar, bu dünyanın paralel bir realizme, gölgeler içinde saklı kalan Alacakaranlık'a girip çıkabiliyorlar ve Karanlık ile Aydınlık arasındaki bozulmaması gereken dengeyi koruyorlar. Bu yüzden sürekli tetikteler.

Gece Nöbeti'nde gece ile gündüzün daimi bekçilerinin görevi yaklaşık bin senedir süregelen ateşkesi muhafaza etmek, bu ateşkesi alt üst edebilecek her türlü ihlali cezalandırmak... Ve rivayet odur ki, kehanete göre "Diğerleri"nin arasından çok güçlü biri ortaya çıkacak ve iyi ile kötü arasındaki bu hassas dengeyi ebediyen değiştirecek. Eğer bu kişi kötülerin yanında yer alırsa bütün dünya daha önce hiç görülmemiş bir kargaşaya sahne olacak.

Gece Nöbeti, iyi düşünülmüş, iyi hesap edilmiş, üzerine çok kafa patlatılmış muhteşem bir fantastik kitap.

"Gece Nöbeti, sıra dışı gücün destanı." -Quentin Tarantino-

"Bram Stoker'ın Drakula'sından sonra okunabilecek en ustaca kurgulanmış ve büyüleyici kitap." -Süddeutsche Zeitung-

"Eşsiz! Dostoyevski ve Ölülerin Şafağı'nın olağanüstü karışımı!" -New Statesman-

"Sergey Lukyanenko'yu tanımıyorsanız, hemen tanımaya başlamalısınız! Günümüz Rusyası'nın en popüler yazarlarından. Ve en iyilerinden!" -New York Times-

"Gece Nöbeti, özgün ve alaycı. Zengin ve yenilikçi anlatımıyla okuyucuyu şaşırtıyor." -The Independent -

"Gorki Park'ta geçen bir Harry Potter için kendinizi hazırlayın... Romanda, büyüleyici sahnelere ve olağanüstü, özenli her tür detaya yer verilmiş. Vampirlerin ergen bir çocuğu baştan çıkarması tüyler ürpertici; Lukyanenko, Alacakaranlık'tan her bahsettiğinde içine doğru çekildiğimi hissettim. Anton ve arkadaşlarının sahip olduğu fantastik güçler dehşete düşürecek kadar güzel." -Ron Charles, The Washington Post Book World-

"Rusya'nın soğuğundan çıkma tüyler ürperten bir gerilim romanı..." -Sunday Sport-

"J. K. Rowling'in Rus versiyonu... Muhteşem bir kitap... Şaşırtıyor, bağımlısı oluyorsunuz... Şiddet yerine gerilim, psikolojik dram ve bir doz da espri var." -Daily Telegraph-

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Baltasar ile Blimunda

Baltasar ile Blimunda

Baltasar ile Blimunda, Jose Saramago'dan bir başyapıt daha. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve 2 iş gün içinde kargoya teslim | Kırmızı Kedi Yayınevi, Roman, Çeviren Işık Ergüden, 364 sayfa, 9786054764525, Eylül 2013.

Baltasar ile Blimunda, 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Jose Saramago'dan etkileyici ve okurunu sarsan bir kitap.

              

Baltasar ile Blimunda, üç asır önce muharebelerin ve yaygın hastalıkların kol gezdiği Portekiz'de geçiyor. Kraliyet ailesi heyecanla yolunu gözledikleri veliaht için bir manastır inşa ettiriyorlar. İnsanın uçabilmesini sağlayacak bir alet olan Passarola'yı yaratmaya çalışan Peder Bartolomeu da kahramanlarımız arasında. Baltasar, muhareberde bir kolunu kaybetmiş bir adam; Blimunda ise görünmeyeni görebilen, cadılık yapmakla suçlanan annesi engizisyon mahkemeleri kararıyla yakılan kimsesiz bir kız.

Baltasar ile Blimunda'da bu iki karakter dışında inşa edilecek olan Mafra Manastırı ve insanın uçabilmesini sağlayacak olan Passarola da roman karakterlerinden biri olarak kullanılmış. Deha ile delilik arasında seyreden kıl gibi ince çizgiyi anlatan, aynı zamanda tarihsel gerçeklik payı olan vakaları özgün kalemiyle başkalaştırabilen Saramago her zamanki gibi okurlarını aksiyonu bol, akıl dolu cümlelerle de dolu olan sarsıcı bir edebiyat şölenini çıkarıyor.

Baltasar ile Blimunda, yetkin çevirmen Işık Ergüden'in Türkçesiyle dilimize kazandırılmış usta işi bir yapıt.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Çemberin Dışındakiler

Çemberin Dışındakiler

Çemberin Dışındakiler, Craig Silvey'ın yeni romanı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirimle | Martı Kitabevi, Roman, Çeviren Nilgün Birgül, 400 sayfa, 9786053481782, Eylül 2013.

Çemberin Dışındakiler, yaşamın kıyısına terk edilmiş insanların içlerine kapanık oldukları dünyayı gözler önüne seriyor.

"Gözler Karanlığa da Alışır..."


"Tanrı'nın Unutulan Çocukları'yla çok sayıda ödül kazanan Craig Silvey, yine çok farklı ve dokunaklı bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor." -Sydney Morning Herald-

Çemberin Dışındakiler'de insanın başına gelen talihsiz bir olayda kendi kendine iyileşme sürecinde zorluk yaşayacağı ve bu zorlukların üstesinden gelmenin en etkili yolunun, başka bir felaketzede ile birlikte hareket etmenin doğru olacağını anlatıyor.

Çemberin Dışındakiler'de Eleanor geçirdiği bir kazadan sonra gözlerini kapkara bir dünyaya açtı. Görme duyusu haricinde diğer duyuları da keskinleşen Eleanor'un bir gece bir ses dikkatini çekti. O ses tıpkı kendisi gibi yaşamın kıyısında kırgın bir yürek olan ve muhteşem çelloya hayat veren bir gençti...

Çemberin Dışındakiler, insanın sahip olduğu birtakım özelliklerin kaybedilmesinin ardından henüz her şeyin bitmediğine, daha kendimizde ve yaşadığımız şu kısacık hayatta keşfedecek ne çok şey olduğuna dair sarsıcı bir kitap.

En zor zamanlarda bile bir çıkış yolu mutlaka vardır...

"Mizahi ve derinlemesine yazılan, kimi kez hüzünlendirip çoğu kez neşelendirmeyi başaran bu roman kesinlikle okunmalı." -Melbourne Weekly-

"Çemberin Dışındakiler, hayatın kenarında kalmış insanların iç dünyasını anlamaya dair zekice yazılmış bir roman." -The Bulletin-

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda

Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda

Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda, Yılmaz Özdil'den bir kitap daha. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla | Doğan Kitap, İnceleme, 352 sayfa, 9786050916355, Eylül 2013.

Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda, Yılmaz Özdil'in sadece bir buçuk sene arşiv taraması yaptığı, bu sefer gazete yazılarından derleme değil sıfırdan yazılmış bir kitap.


Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda, Yılmaz Özdil'i okumaya doyamayan okurlara çok iyi gelecek bir inceleme araştırma kitabı.


Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda tanıtım bülteni:

Bir tablo hayal edin.
Sanat eseri.
Miras. Size ait.
Tuvali, Türkiye coğrafyası.
Boyası, şehit kanı, alın teri.
Her sabah uyanıyorsunuz.
Gururla seyrediyorsunuz.
Ama, birileri her sabah sizden önce uyanıp o tablonun başına geçiyor
ve orasına burasına minik minik fırça darbeleri atıyor.
Her sabah bir minik fırça darbesi.
Usta işi.
Küçük küçük değişiyor tablo.
Aniden değil.
Milim milim.
Alıştıra alıştıra.
Yedire yedire.
Aradan yıllar geçiyor.
Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
Komple değişmiş.
Dedim ya, kanıksamışsınız.
Bakıyorsunuz bakıyorsunuz...
Tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.
Peki ne yapılabilir?
Fark, nasıl fark edilebilir?
Orijinal'in aslında ne kadar değiştiği...
Ne hale getirildiği...
İlk bakışta nasıl anlaşılabilir?
Tek çare var. Kıyas.
Tablonun ilk haliyle...
Son halini yan yana koymalı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

J. D. Salinger'ın 5 yeni kitabı yayımlanıyor

J. D. Salinger'ın 5 yeni kitabı yayımlanıyor

The New York Times'ın 25 Ağustos tarihli bu haberinde Gönülçelen ya da bilinen adıyla Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabıyla tüm dünyada efsaneleşen yazar J. D. Salinger'ın beş tane yeni kitabının çıkacağı iddia edildi.


Michael Cieply ve Julie Bosman'ın yazısına göre J. D. Salinger'ın vefatının ardından, yazarın sağlığında kaleme aldığı ama yayımlatmadığı eserler nihayet basılabilecek!

Beş yeni hikâyeyi kapsayan Glass Ailesi birinci kitap. Caulfield ailesinin öykülerinden oluşan Peter Pan'ların Sonuncusu ve En İyisi ikinci kitap. Salinger'ın savaş yıllarında yaşadığı askerlik dönemini anlatan bir kısa roman, yazarın ilk evliliğini ve 2. Dünya Savaşı yıllarını anlatan başka bir roman ve Vedanta felsefesi üzerine hikâyeler yazdığı beşinci kitap.


(J. D. Salinger ve Emily Maxwell, 1953)

Kitaplar yayıncı Simon & Schuster etiketiyle raflarda olabilir.

Salinger münvezi hayat tarzıyla biliniyordu. Yaşamın son otuz yılında ne kitap yazdı ne röportaj verdi.

Sel Yayıncılık, Salinger üzerine yazılmış en kapsamlı biyografi olan Üzüntü, Muz Kabuğu ve Salinger'ı Haziran 2011'de yayımlamıştı.

23 Ağustos 2013 Cuma

Hovarda

Hovarda

Hovarda, aşk romanları yazarı Katharine Ashe'in Türkçedeki son romanı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Epsilon Yayınları, Roman / Aşk, Çeviren Banu Belgi, 389 sayfa, 9789944827072, Ağustos 2013.

"Hovarda, çok katmanlı, zengin karakterlere sahip bir tutku ve macera romanı." - Romance Reviewers Today

"Aşk romanı severlerinin kaçırmaması gereken bir kitap." - The Season

                   

- Birinci Bölüm -

Şehirlerini gördüğü, akıllarını öğrendiği birçok insan vardı, denizin ortasında hayatını kazanmak için uğraşırken elemle doluydu yüreği. -Homeros, Odysseia

"Tanrı aşkına Kaptan Kızıltaş! Kes kafasını da bitir şunun işini."

Güvertenin katran sıvanmış zemininde, deri kaplı uzun bacaklarından destek alarak dikilen Alexander 'Kızıltaş' Savege, yerdeki büzülmüş ve sinmiş surete bakarken şapkasının geniş siperi çocuğun üstünde gölge oluşturuyordu. Oğlan zayıf kollarını, buz gibi kıyı sularının uçuk bir gri-mavi karşımı renge bürüdüğü başına sarmıştı. On dört yaşından bir gün bile büyük olamazdı. Böylesi sefil bir hayatı yaşamak için çok küçüktü henüz.

Nasırlaşmış avucuyla yüzünü sıvazlayan Alex'in gri gözlerindeki bakış, yaklaşan yağmurun kokusunu taşıyan tuzlu havayı içine çekince gölgelendi. Gemisi Şövalye'nin iki yanında sıralanmış, her an savaşa hazır hale getirilebilecek on tane demir top ve bir çift çevik mil vardı. Kabzasını kavradığı palası neredeyse kolu uzunluğundaydı.

Vahşet; bir korsanın cehenneme giriş biletidir. Bir zamanlar Alex için anne sütü kadar doğal, şimdiyse kendi lanetiydi.

Bakışlarını teni kestane renginde olan, kesik kulaklı, pis pis sırıtan insan azmanı dümencisine çevirdi. Koca Mattie her zaman kan dökme taraftarıydı. Etraflarına toplanmış beş düzine denizcinin de yüzlerinden aynı keyifli beklenti okunuyordu.

Alex içini çekti. Onların bu durumda olmalarının sebebi kendisiydi. Ne de olsa çoğu, geçmişte kaptanlarının bıçağını nasıl bir büyük hızla ve kolaylıkla fırlatabildiğine tanık olmuştu.

Altmışlı yaşlarda yanakları buruş buruş bir denizci, "Kopar kafasını kaptan!" diye bağırdı. "Ya da burnuyla kulaklarını kes!"

Abanoz renkli bir denizci söz karıştı. "Kaburgalarından şişle kaptan, '13'te batırdığımız yirmi toplu yelkenlideki Fransıza yaptığın gibi."

Eliyle kılıcının kabzasını sert bir şekilde kavrayan Alex suratını ekşitti. Sert bakışları salmastraya kenetlendi.

"İşlediğin suç yüzünden ölmeye hazır mısın Billy?" Derinden gelen haşin sesi, St. James erkekler kulübünde veya güzel bir leydinin yatak odasında o güne kadar hiç duyulmamış bir tonlamadaydı. Hatta bu sesi çıkartabildiğini bilseler; annesi, kız kardeşi ve pek çok tanıdığı şoka girerdi.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Köpek ve Yıldızlar

Köpek ve Yıldızlar

Köpek ve Yıldızlar, yazar Peter Heller'ın Türkçedeki ilk kitabı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Kolektif Kitap, Roman, Çeviren İlke Doğan, 288 sayfa, 9786058611900, Eylül 2013.

Köpek ve Yıldızlar, kayıplarla dolu bir dünyada, tüm olanaksızlıklara rağmen aşkı, güzelliği ve yakınlığı yeniden keşfetmek için her şeyini tehlikeye atmaya hazır bir pilotun, hem savaşçı hem de hayalperest bir adamın ağzından anlatılan, insan olmanın anlamı üstüne nefes kesici bir kitap.

            

Köpek ve Yıldızlar'dan;

"Sanki bir ikiliğin içinde yaşıyordum, ölümün farklı tonlardaki griliklerini kaplayan mavileri ve yeşilleriyle hayatın yoğun ısrarından kaynaklanan bir ikilikte, ve ben birini diğerine eklemleyebiliyor, hangarın soğuk gölgesine adım atıp geri çıkmak kadar kolay bir şekilde birinden diğerine girip çıkabiliyordum. Ya da adım atmama gerek yoktu, o gölge, bir bulut gölgesi gibi tüylerimi diken diken ederek geçiyordu üzerimden.

Yaşam ve ölüm birbiriyle iç içe yaşıyordu. Bana öyle geliyordu. Ölüm hepimizin içindeydi, daha sıcak geceleri beklerdi, tehlikeli bir organizma, bir böcek, tıpkı şu an dağlarda ölen karaağaçtaki böcek gibi. Ve yaşam ölümün içindeydi, grip gibi güçlü ve inatçı. Olması gerektiği gibi."

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Aylak Adam Yayınları'ndan Eylül Kitapları

Aylak Adam Yayınları'ndan Eylül Kitapları

Aylak Adam Yayınları düşünce ve edebiyat dünyamızı zenginleştirmeye devam ediyor. Yayınevinin kitapları http://kitapgalerisi.com'da %20 indirimli ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla bulunmaktadır...


Prof. Dr. Muharrem Tosun'un Çeviri Eleştirisi Kuramı kitabı çok büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Tosun, Amerika ve Avrupa kaynaklı eleştiri kuramlarını kapsamlı bir şekilde ele alıp bu kuramların çeviriye ve çeviribilime yansımalarını incelemektir. Kitap, gerek çeviri bölümü akademisyenleri ve öğrencileri gerekse de genel anlamda eleştiri kuramlarına ilgi duyan edebiyat, sosyoloji, felsefe severler için önemli bir başvuru kaynağı olacaktır.



Oscar Wilde'ı bir Sosyalist olarak düşünmek, pek çok insan için şaşırtıcıdır oysa Wilde, bu düşünceleri ile yer yer Marx'ın sosyalist düşüncesine ve Komünist idealine yaklaşır. İnsanların başkaları için kendilerinden vazgeçercesine çalışmasını istemez; sermayenin tek bir elde toplanmasının getireceği zararlardan, mülkiyeti koruyan bir devlet anlayışının halkını nasıl ezdiğinden ve hiçleştirdiğinden bahseder... Haksız mıdır?


Zühal Şiirleri, Çapkın Törenler, Tatlı Şarkılar, Sözsüz Romanlar adlı şiir kitaplarıyla tanınan, şiirimizin büyük ustalarını da derinden etkilemiş Fransız şiirinin büyük ustası Verlaine, bu kez bir başka büyük ustanın kaleminde yeniden hayat buluyor. Stefan Zweig'ın kitapları içinde en naifi olan bu eser, büyük bir şairin karanlıkta kalan en saklı taraflarını, zaaflarını, umutlarını, çaresizliklerini adeta şiirsel bir dille anlatıyor. Bir insanı anlamanın ve anlatmanın güzelliği sizleri bekliyor.


Avusturyalı dahi yazar, dil ustası, gazeteci, oyun yazarı, kısacası büyük bir düşün ustasının Türkçedeki en önemli eseri Güven Savaş Kızıltan'ın nitelikli çevirisiyle yeniden gün ışığına çıkıyor.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Öpüşmek Yasaktı Düşünmek de

Öpüşmek Yasaktı Düşünmek de

Öpüşmek Yasaktı Düşünmek de, Selçuk Erez'in son romanı. http://kitapgalerisi.com'da %30 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Everest Yayınları, Roman, 275 sayfa, 9786051416700, Ağustos 2013.

Öpüşmek Yasaktı Düşünmek de, İstanköyaltı Bodrum ve Eldebran'a Gideyim mi? gibi kitapların yazarı Selçuk Erez'in son romanı. Taksim Meydanı ve Gezi Parkı çevresinde evrilen bir yaşamöyküsü... ekseninde sıra dışı bir aşk var...


İsmail Paşa, İhsan Hanım ve Ichtyosaurus

Öğle uykumdan bir gümbürtüyle uyanıyorum. Deniz tarafından sesler geliyor:

"Hooop gümmm! Hooop gümmm!"

Annem, halam ve şu anda bile gözümün önünde olan ama artık kim olduklarını bilmediğim, anımsamadığım bazı kadınlar, zemini çinko kaplanmış, parmaklıkları ahşap bir balkona çıkmış, denize bakıyorlar.

"Hooop gümmm! Hooop gümmm!"

Bir yaz günü. Ya temmuz olmalı, ya ağustos. Hava çok sıcak; balkondan bakınca kıyıya yakın duran birkaç kayık görülüyor. Bu kayıklarda bir sürü abiler ve ablalar, içlerinden birini altı okka yapmış denize atıyorlar. Ardından sıra başkasına geliyor. Kimin kurban seçileceği nasıl belirleniyor, anlamak güç; biri "İsmail!" diyor, hep birden İsmail'e yöneliyorlar.

"Hooop gümmm!"


İlk kurban yüzüp gelip kayığa çıkarken İsmail kendini suda buluyor. Bu İsmail, amcamın oğlu İsmail.

Suya atanlar da, atılanlar da İkinci Dünya Savaşı öncesi moda olan mayolar giymişler: Erkeklerinki zamanla pek değişmedi ama kızların giydikleri sanki bir etek ve altında da ayrıca bir mayo var gibi kat kat bir şey.

"Hatırladığın en eski olay nedir?" diye sorduklarında aklıma önce bunlar geliyor.

Yıllar sonra annem, burasının, babaannemin İstanbul'da, Bakırköy'de kiraladığı ev olduğunu ve benim de o tarihte yaklaşık iki buçuk yaşlarında olmam gerektiğini söylemişti:

"Demek ki çocuğun belleğinde kalan en eski izlenim, Bakırköy'denmiş!"

Babam karşı çıktıydı:

"İnsan, ancak üç yaşından sonra, olmuşları bitmişleri anımsar!"

Galiba annem haklıydı; insanın belleği bazen kural dinlemez, tarifleri aşar, daha gerilere bile sarkar. Bu şıkta böyle davranmasının öyle köklü, öyle dörtbaşı bayındır nedenleri vardı: Büyükbabamın büyükbabası, Makedonya Sarıgöl'den geldiğinde, bir zamanlar Makrihori, sonra da Makriköy olarak bilinen Bakırköy'e yerleşmişmiş. O tarihte bu yeri sevmesi de, benimsemesi de buranın Sarıgöl'e benzemesindenmiş. Makriköy, büyükbabamın büyükbabasının doğup büyüdüğü yer gibi kırı bol, ağaçlıkları zengin, avlıkları engin bir yermiş.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Yara

Yara

Yara, ödüllü yazar China Mieville'in kaleminden Türk okurlarla buluştu. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim... | Yordam Kitap, Fantastik Roman, Çeviren Güler Siper, 672 sayfa, 9786055541934, Temmuz 2013.

Yara, 2003 yılında Britanya Fantazi Ödülü'nü kazandı, Arthur C. Clarke Ödülü'ne aday gösterildi.

Yara, sonsuz olasılıklara açılan bir gerçeğin ve hiç bitmeyecek bir gücün arayışındaki Armada'nın, tıpkı Bellis'in mektupları gibi bilinmeze uzanan yolculuğunun keskin bir zekâ ve yaratıcı bir dille kurgulanmış hikâyesi.

               

- Birinci Kısım -

Kanallar

Şehrin sadece on beş kilometre dışında, nehir hızını yitiriyor, Demir Körfez'i besleyen tuzlu halice akıyor.

Yeni Crobuzon'dan çıkarak doğuya doğru giden tekneler daha aşağıda bir alana giriyorlar. Güneyde barakalar ve tarım işçilerinin, tekdüze besinlerine katkı olsun diye balık tutmaya çalıştıkları, çürümüş küçük iskeleler var. Çocuklar, yolculara çekinerek el sallıyor. Arada sırada kaya çıkıntıları ya da bir karaağaç koruluğu gibi ekime direnen yerler de göze ilişiyor, ama toprak genellikle taşsız.

Güvertelerden baktıklarında denizciler, tarlaların sınırını oluşturan çitlerin, ağaçların ve böğürtlen çalılıklarının ötesini görebiliyorlar. Burası Tahıl Ambarı'nın anızlarla kaplı ucu, şehri besleyen çiftliklerin uzun kıvrımı. Mevsime göre, ekinlerin arasında dolaşan, kara toprağı süren ya da anız yakan kadınları ve erkekleri görmek mümkün. Mavnalar tarlaların arasında, toprak ve bitkilerin sakladığı kanallarda gizemli gizemli dolaşıyor. Hiç durmadan büyük şehirlerle tarlalar arasında gidip geliyor, kırsal bölgeye, kimyasal maddeler, yakıt, taş, çimento ve lüks tüketim malları taşıyorlar. Yanlarında çuvallar dolusu tahıl ve etle, üzerinde mezralar, malikaneler ve değirmenlerin olduğu dönümlerce ekili alanın ötesindeki şehre geri dönüyorlar.

Taşıma hiç bitmiyor. Yeni Crobuzon hiç doymuyor.

(...)

Kurukafagünü, 26 Rinden, 1779. Terpsikor

Tarmuth'tan demir almamızdan bu yana neredeyse bir hafta geçti. Ayrıldığıma memnunum. Çirkin ve öfkeli bir kasaba orası.

Gecelerimi, tavsiye edildiği gibi, bana ayrılan bölümde geçirdim ama gündüzlerim bana aitti. Nasıl bir yer olduğunu gördüm. Halicin kuzeyine ve güneyine doğru yaklaşık bir buçuk kilometre uzanan, suyun ikiye bölündüğü, kurdele gibi ince bir sanayi şeridi. Birkaç bin kişilik nüfusuna, her gün şafak vakti şehirden gelip, Yeni Crobuzon'dan tıka basa dolu teknelerle ve arabalarla işlerine giden büyük bir kalabalık da katılıyor. Barlar ve genelevler, kısacık kara izinlerine çıkan yabancı denizcilerle dolu.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Robert Capa'yı Beklerken

Robert Capa'yı Beklerken

Robert Capa'yı Beklerken, önümüzdeki yıl filme uyarlanacak bir kitap. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla... Yazar Susana Fortes | Doğan Kitap, Roman, Çeviren Seda Ersavcı, 216 sayfa, 9786050916218, Ağustos 2013.

Robert Capa'yı Beklerken'i okumaya başladığınız anda Nazilerin Yahudilere yaptıkları katliamın nasıl da şiirsel ve iç acıtıcı bir şekilde cümlelere döküldüğünü hemen fark ediyorsunuz.

Robert Capa'yı Beklerken okunduktan sonra bir süre daha okuruyla kalan kitaplardan. Bir yandan savaşın acımasızlığına tanıklık ederken bir yandan da aşkla ve fotoğrafla direnenlerin hikâyesi…


Robert Capa'yı Beklerken, sayfa 12:

Karakter veya prensip meselesi. Aceleyle çıkma vakti geldiğinde duygular işleri daha da kötüleştirmekten başka bir şeye yaramıyor. Babası daima gözyaşlarıyla tuhaf bir mücadele içindeydi. Çocukken onlara ağlamayı yasaklamıştı. Erkekler mahalle kavgasına tutuşur ve kaybederlerse eve dönüp şikâyet edemezlerdi. Patlak bir dudak veya mor bir göz yenilgi için fazlasıyla yeterli kanıtlardı. Fakat ağlamak yasaktı. Kadınlar için aynı kural geçerli değildi tabii. Ama o kardeşlerine hayrandı ve onlara uygulanandan farklı bir davranışı hayatta kabul etmezdi. Böyle büyüdü. Dolayısıyla gözyaşına yer yoktu. babası ne söylediğini iyi biliyordu.


Robert Capa'yı Beklerken, sayfa 21:

Bazen kişi kendini evinden yüzlerce kilometre uzakta, Latin Mhallesi'ndeki bir çatı katında, tavandaki nem lekelerinin ve gemi düdüğü gibi öten boruların arasında, hayatında bundan sonra ne olacağını bilmez bir halde, oturma izni ve Stuttgart'taki arkadaşlarının ara sıra gönderdiği paradan başkasına sahip olmadan bulabilir; kişi oturduğu yerden ayrılmasının en eski sebeplerini keşfedebilir, hayatlarının en uzun bin metresini yol almaya mecbur bırakılan bütün diğerlerinin hissettiği kederin aynısını ruhunda hissedebilir ve o an aynaya bakıp buna rağmen yüzünde kararlı bir mutluluk arzusu, coşkulu, yılmaz, sarsılmaz bir direnç olduğunu fark edebilir. "Belki de" diye düşündü, "bu gülümseme benim tek geçiş iznimdir." O günlerde bütün Paris'teki en kırmızı dudaklar.

Robert Capa'yı Beklerken, sayfa 39:

André alnına düşen saçlarını geriye atıp, odaklanmadan, anlık düşünceler içinde, yeniden mekânın arka tarafına doğru baktı. Bazen sanki başka bir yerdeymiş gibi uzaklara gidiyordu. Hepimiz bir şeyler özleriz; bir ev, çocukken oynadığımız sokak, bir çift eski kayak, okul botları, okumayı öğrendiğimiz kitap, bardaktaki sütü bitirmemiz için mutfaktan gelen ve bizi azarlayan ses, evin arkasındaki dikiş atölyesi, pedallardan çıkan tıkırtı. Vatan diye bir şey yok. Bu yalnızca bir icat. Var olan tek şey, bir zamanlar mutlu olduğumuz bir yer. Gerta, André'nin ara sıra o yere gidiyor olduğunu fark etti. Herkesle sohbet ediyor, arada bir yüksekten atıyor, gülüyor, sigara içiyor ve birden bakışlarına o noktayı yerleştiriyor ve sonra uzaklara gidiyordu. Çok uzaklara.

---

Bu alıntılar tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

20 Ağustos 2013 Salı

32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 2-10 Kasım 2013 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece’de düzenlenecek.


32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Onur Konuğu olarak belirlenen Çin Halk Cumhuriyeti;

2-5 Kasım 2013 tarihleri arasında Uluslararası Salonda yer alacak. Çin’den 100’ün üzerinde yayınevi katılacak, fuar süresince yazarların katılımıyla etkinlikler düzenlenecek. Çin edebiyatının önemli isimleri fuarın konuğu olacak. Çin Halk Cumhuriyeti yayın sektörünün önde gelen temsilcileriyle Türkiye’den yayıncılarla bir araya gelerek sektörel buluşmalar gerçekleştirecektir. Çin Halk Cumhuriyeti’nin programında söyleşiler, paneller, kaligrafi atölye çalışmaları, profesyonel buluşmalar ve bir de sergi de yer alacak.


32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı onur yazarı Taner Timur

1958 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olan Taner Timur, aynı fakültede asistanlığa başlar.1968 yılında doçentliğe, 1979 yılında ise profesörlüğe yükselir. 12 Eylül darbesinin ardından görevinden istifa eden Taner Timur çalışmalarını Paris’te sürdürür. 1992 yılında döndüğü üniversitedeki görevine 2002 yılına kadar devam eder.

Tarih alanında yaptığı çalışmalarını özellikle Osmanlı Tarihi, Türk Devrim Tarihi, Türkiye’nin Siyasal Tarihi üzerine yoğunlaştıran Taner Timur’un çok sayıda bilimsel makalesi ve kitabı bulunmaktadır.

32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'yla ilgili bütün gelişmeler http://www.istanbulkitapfuari.com/ adresinden takip edilebilir.

Aradığım Sensin

Aradığım Sensin

Aradığım Sensin, ülkemizde de çok sevilen Stephanie Laurens'in yeni romanı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla... | Epsilon Yayınları, Roman / Aşk, Çeviren Kübra Tekneci, 300 sayfa, 9789944827089, Ağustos 2013.

Aradığım Sensin, Şeytanın Gelini, Uygun Bir Eş, Doludizgin gibi çok beğenilen aşk romanları yazarı Stephanie Laurens'in Türkçede yayımlanan son romanı. Kübra Tekneci'nin çevirdiği kitap yazarın sadık okur kitlesini yine çok mutlu edecek...


Aradığım Sensin, sayfa 7:

Sıcak örtülerin arasında yüzükoyun yatan, kirli sakallı yanağı hâlâ yumuşak yastığın üstünde olan Max uyuyormuş gibi yapmayı düşündü. Ama Masterton onun uyanık olduğunun farkındaydı. Ve Max da onun bunu bildiğinin farkındaydı. Bazen bu lanet olası adam, Max'ın aklından geçen düşünceleri bile ondan önce bilirdi ve Max teslim olup onun odadaki varlığını tanıyana kadar vazgeçmeyecekti.

Aradığım Sensin, sayfa 13:

Caroline şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onca adam dururken nasıl olur da bu adam dük olurdu? Babasının ahbabı olamayacak kadar genç olması gerçeği dışında, karşısındaki centilmen hiç şüphesiz bir zamparaydı. Hem de birinci sınıf bir zampara. Kara kaşlı, sert hatlı yüzünün, katı dudakları ve çenesinin mi, yoksa odaya girerken etrafına yaydığı miskin özgüvenin mi böyle düşünmesine neden olduğunu bilmiyordu Caroline. Ama adamın sakin bir küstahlık takınıp mavi gözleriyle saçlarından ayaklarına kadar onu süzmüş olması ve sanki hiçbir şeyi es geçmediğinden emin olmak istercesine aynı yolu izleyerek bakışlarını yukarı çıkarması ne tür bir adamla karşı karşıya olduğu konusunda hiçbir şüphe bırakmamıştı. Vasisinin çatısı altında olduğunu bildiği için de, adamın mavi gözlerinde beliren ve gördüklerinden hoşlandığını belirten ışıltıyı fark edince gülümsemesini gizlememişti. Şu anda, oldukça kavrayışlı görünen o mavi gözler hâlâ üzerindeyken, zemindeki halı ayaklarının altından çekilmiş gibi hissediyordu.

Aradığım Sensin, sayfa 23:

Max da daha önce böylesine çekici bir kadınla tanışmadığını düşündü. Öyle ya da böyle, vesayetin kurallarını bozacaktı. Odaya çöken küçük sessizliği köşedeki büyük duvar saatinin tıkırtısı bölüyordu. Bayan Twinning onun arkasındaki deri ciltli kitaplara ilgiyle bakarken, Max da bu fırsattan istifade ederek genç kadının yüzünü dikkatle incelemeye koyuldu. Bayan Twinning canlı bir espri anlayaşının ve Max'ın kadınlarla olan deneyimlerinde nadiren rastladığı bir soğukkanlılığın hâkim olduğu taze bir yüze sahipti. Hiç şüphesiz karakterli bir kadındı.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter