2 Ocak 2014 Perşembe

Delilik ve Modernizm

Delilik ve Modernizm, Louis A. Sass tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Alfa Yayınları, Bilim, 9786051068244, 748 Sayfa, Ocak/2014
Kitabın 140. ve 141. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.



Rol Mesafesi                                                                               
R.D. Laing'in tedavisindeki David adında genç bir şizoid, "kendi kendiliği" dediği şeyle "kişiliğini" ayırıyordu; kişiliği dediği şey, başkalarının onu tanıdığı ya da görmek istediği kişiydi. Kendi başına olduğu zaman, ideali, tamamıyla açık       sözlü, özü sözü doğru bir kimse olmaktı; ama başkalarının bulunduğu ortamda, rol yapıyor hissetmek gereksinimi duyuyordu; oynadığı rol, velev ki sadece kendinin rolü olsun.       Okul yıllarında çoğunlukla oynadığı roldü bu; oldukça soğuk, vaktinden önce gelişmiş, esprili bir çocuk karakteri sergiliyordu; on beş yaşına geldiğinde, kendisinin dediği gibi, "ağzı bozuk" olduğu için sevilmeyen bir tip olduğunun farkına varmış, kişiliğini daha sempatik yapmaya karar vermiş, sonuç olarak da "başardığım" sanmıştı."
Bu ayrılmaya benzer durum, çok çeşitli görünümler sergileyebilen, şizoid kişilerde gözlemlenebilir. Örneğin bu kişiler sivrilik yaparlar ya da toplumdaki alışılagelmiş davranışlara aykırı davranabilirler, isyankâr olurlar ya da son derece uysal görünürler. Aşırı derecede formalitelere uyarlar ya da tam tersi davranıp, tutum, hatta kişilik değiştirirler; kılıktan kılığa girerler, yani ne yapacakları önceden kestirilebilir.100 Bu davranışları çok çeşitlilik gösterse de ortak yanları yok değildir: sahtelik, "sankilik" kokarlar. David, sanki sadece sivrilik rolü yapıyormuş gibiydi, yapmacık bir davranışla, sahnede pelerin ve bastonla züppe rolünü üstlenmiş gibiydi. Kretschmer, (ağır basan yanı duygusuzluk olan) Ernst Katt adında bir şizoid kişiden söz eder; normal sayılan bir meslekte çalışmaktan veya alışılmış yaşam tarzından kaçan, "Yaşamın tepesinde dönüp duran ilginç görünümlü büyülenmiş güzellik ruhu" rolünü oynayan züppe/derbeder karışımı bu kişi, bir de bakarsınız, günün birinde, durup dururken: "Ben bir sucuğum" diye çıkıverirdi.
Gözlemci için bu kişiler kimliksiz görünür; kendilerini sahnede oynadıkları rolle özdeşleştirememişlerdir -yani oynadıkları rolün dışındadırlar- rolünü yaptığı kişinin normal iç duygularından ya da niteliklerinden uzaktırlar.103 Anlamı belirsiz de olsa, insan, kronik bir ayrılık duygusu hisseder; sanki bu rolün ardında gizli bir niyet vardır ya da sergilediklerinden çok daha anlamlı özel bir dünyaları olduğu sezilir. Sosyolog Erving Goffman'ın bulduğu rol mesafesi deyimi bu olayı iyi canlandırıyor: insan davranışını, bir yandan kendi içinden, bir yandan da tepkilerini tahmin etmeye çalıştığı hayalî bir başka kişinin görüş açısından inceliyor ve yargılıyor. Goffman'ın işaret ettiği gibi, rol mesafesi denen şey, rolün kendisinin yadsınması değildir, daha çok, kişinin sahnede oynadığı rolün canlandırdığı ve normalde bilgilendirdiği hissedilen "fiilî kendiliğin" yadsımamasıdır. Şizoid kişilerin öteki özellikleri gibi, bu olay da modern dünyada özel bir yer işgal etmiştir; şimdi bunun bazı kültürel belirtilerini ve kaynaklarını görelim.
Çağdaş Batı toplumundaki temel kanılardan biri, her bireyin, kendi eylemleri ya da toplumda oynadığı toplumsal rollerden başka, hatta onlardan önce gelen, bir çeşit bir iç varlığa ya da kişiliğe sahip olduğudur. Bununla birlikte, tarihî ve antropolojik araştırmaların gösterdiğine göre, bu kavrama, dünyanın her yerinde rastlanmıyor; Batı uygarlığını benimsememiş geleneksel toplumlarda olmadığı gibi, modern çağın öncesinde Batıda da yoktur bu kavram. Eski Yunanlar ya da Vikingler gibi kahramanlık çağı toplumlarında, ilkel denen toplumların çoğunda, insanlar, kimliklerinin gerektirdiği haklardan, vecibelerden, toplumsal konumlarından ayrı tutulamazdı. Toplumsal kurallar, ayrıcalıklar ve görevler ağı içindeki yerinizi bildiğinize göre, kim olduğunuzu da biliyordunuz; ne var ki, söz konusu ağ, bütün düşünceleri ve hareketi güden o temel çatı, hemen hemen hiç sorgulanmazdı. Ayrıca kişiden beklenen, iyi ya da kötü varsayılan şey, ifadesini eylemde bulurdu. Özel psikolojik alana ait herhangi bir kavramdan, kişi içinde gizli şeyler yokmuş gibi hemen hemen hiç söz edilmezdi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder