Kitabın 272. ve 273. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bu tartışmanın bir yere varmayacağı açıktı. Bu tür durumlarda başvurulan bütün alışılagelmiş ifadeleri tekrarlamak dışında, Remeslov'un söyleyecek yeni bir şeyi yoktu, Rassudov da aynı ölçüde Tvortsov'dan sık sık duyduğumuz şeyleri tekrar ediyordu. Tartışma uzadıkça uzadı, ama akşam bir performansım olduğu için eve gittim Daha sonra, Tvortsov'un sözlerini tamamlamak için kullandığı ünlü ifadesini hatırladım: "Beni işitiyorsunuz, ama dinlemiyorsunuz. Uygun bir biçimde işitmek ve dinlemek, bakmak ve görmek zordur!"
Eve koştum, yemek yedim ve gösteri için tiyatroya tam zamanında döndüm Soyunma odama girdikten sonra, kanepeye uzandım Aceleyle eve gitmek ve tiyatroya dönmek beni yormuştu. Ama uyuyamadım, çünkü yandaki yeşil odada oyuncular çok yüksek sesle konuşuyordu. Biri hikâyeler anlatıyordu ve bu da benim uyumamı engelliyordu. Öteki tarafta, Rassudov'un soyunma odasında, Remeslov'la tartışma devam ediyordu.
"Tartışmaktan yorulmadılar mı?" diye düşündüm
Ama daha sonra Rassudov'un eve gittiği ve Remeslov'un da ona eşlik ettiğini, birlikte yemek yediklerini ve tiyatroya döndüklerini öğrendim
Görünüşe göre Remeslov'un "günlüklerden" yaptığı alıntılar etkisini göstermişti ve ikisi iyi arkadaş olmuştu. Aynı konu üzerine saat birden altıya kadar tartışarak bir rekora imza atmışlardı!
Yeşil odadan gelen yüksek alkış sesi, bir kez daha dikkatimi çekti. Para için yazılan kitaplarda uzmanlaşmış olan bir başka oyuncu arkadaşımız "Usta Nyrov" onurlandırılıyordu. Yaptığı işin mali avantajlarını açıklıyordu. Ne yazık ki açıkladığı yeni projesini tam olarak duyamadım
"Size açıklayamam," diye bağırdı Rassudov.
"Öncelikle, siz değil Misha demelisin," diye düzeltti Remeslov.
"Misha, Tvortsov'un bize öğrettiği her şeyi on dakikada açıklayamam"
"O halde, saat birle altı arasında yapılan tartışmada, ilk adlarını kullanmaya başlamışlar," diye düşündüm
"Şimdi iyi dinleyin," dedi Rassudov, uzun bir konuşmaya hazırlanarak.
"Harika," diye düşündüm "Rassudov'dan alınacak bir ders, uykusuzluğa iyi gelir."
"Bir meyveyi ya da bitkiyi yetiştirmek için ne yapmamız gerekir? İlk önce zemini temizlemeniz, tohumu bulmanız, ekmeniz ve sulamanız gerekir. Bizim için de aynısı geçerli. Düşünce ve duygularımızı temizlemeliyiz. Daha sonra rol ve oyunun tohumunu bulmamız, oyuncunun zihnine eklememiz ve susuz kalmaması için sulamamız gerekir."
"Anlıyorum," dedi Remeslov, dikkatlice.
"Rolün boy verdiği tohum, yazarın çalışmasının ürettiği tohum, yazarın kalemi eline almasına yol açan düşünce, duygu ve rüyalardan doğar. Oyuncu oyuna âşık olur ve rolü onu cezbeder. Tvortsov, bunu üst görev kavramıyla özetliyor. Bunun oyuncunun zihnine bırakılması ve deyim yerindeyse, oyuncunun buna gebe kalması gerekiyor. Nemirovich-Danchenko bu yaratıcı süreci kutsal gerçek olarak tanımlar."
Rassudov'un günlüklerini karıştırdığını işitebiliyordum: "İncil'in Yuhanna bölümünde şöyle yazar: 'Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.' Nemirovich-Danchenko da 'Oyunun tohumunu oyuncunun kalbine ekmemiz gerekir," der. Tıpkı toprağa ekilen bir tohum gibi. Ölürse, tohum köklerini salar ve yeni bir bitki gelir. Bu bizim için yeni bir sanat eseridir."
Bunun ardından, Rassudov'un söylediklerinin hiçbir cümlesini duyamadım
Rassudov'un uyku ilacı işe yaramıştı. Kanepeye uzanmış ve çevremdeki her şeyle bağlarımı koparmıştım Öte yandan, kendimle de bağlarımı kopardım, takip etmeyi bıraktım!
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Eve koştum, yemek yedim ve gösteri için tiyatroya tam zamanında döndüm Soyunma odama girdikten sonra, kanepeye uzandım Aceleyle eve gitmek ve tiyatroya dönmek beni yormuştu. Ama uyuyamadım, çünkü yandaki yeşil odada oyuncular çok yüksek sesle konuşuyordu. Biri hikâyeler anlatıyordu ve bu da benim uyumamı engelliyordu. Öteki tarafta, Rassudov'un soyunma odasında, Remeslov'la tartışma devam ediyordu.
"Tartışmaktan yorulmadılar mı?" diye düşündüm
Ama daha sonra Rassudov'un eve gittiği ve Remeslov'un da ona eşlik ettiğini, birlikte yemek yediklerini ve tiyatroya döndüklerini öğrendim
Görünüşe göre Remeslov'un "günlüklerden" yaptığı alıntılar etkisini göstermişti ve ikisi iyi arkadaş olmuştu. Aynı konu üzerine saat birden altıya kadar tartışarak bir rekora imza atmışlardı!
Yeşil odadan gelen yüksek alkış sesi, bir kez daha dikkatimi çekti. Para için yazılan kitaplarda uzmanlaşmış olan bir başka oyuncu arkadaşımız "Usta Nyrov" onurlandırılıyordu. Yaptığı işin mali avantajlarını açıklıyordu. Ne yazık ki açıkladığı yeni projesini tam olarak duyamadım
"Size açıklayamam," diye bağırdı Rassudov.
"Öncelikle, siz değil Misha demelisin," diye düzeltti Remeslov.
"Misha, Tvortsov'un bize öğrettiği her şeyi on dakikada açıklayamam"
"O halde, saat birle altı arasında yapılan tartışmada, ilk adlarını kullanmaya başlamışlar," diye düşündüm
"Şimdi iyi dinleyin," dedi Rassudov, uzun bir konuşmaya hazırlanarak.
"Harika," diye düşündüm "Rassudov'dan alınacak bir ders, uykusuzluğa iyi gelir."
"Bir meyveyi ya da bitkiyi yetiştirmek için ne yapmamız gerekir? İlk önce zemini temizlemeniz, tohumu bulmanız, ekmeniz ve sulamanız gerekir. Bizim için de aynısı geçerli. Düşünce ve duygularımızı temizlemeliyiz. Daha sonra rol ve oyunun tohumunu bulmamız, oyuncunun zihnine eklememiz ve susuz kalmaması için sulamamız gerekir."
"Anlıyorum," dedi Remeslov, dikkatlice.
"Rolün boy verdiği tohum, yazarın çalışmasının ürettiği tohum, yazarın kalemi eline almasına yol açan düşünce, duygu ve rüyalardan doğar. Oyuncu oyuna âşık olur ve rolü onu cezbeder. Tvortsov, bunu üst görev kavramıyla özetliyor. Bunun oyuncunun zihnine bırakılması ve deyim yerindeyse, oyuncunun buna gebe kalması gerekiyor. Nemirovich-Danchenko bu yaratıcı süreci kutsal gerçek olarak tanımlar."
Rassudov'un günlüklerini karıştırdığını işitebiliyordum: "İncil'in Yuhanna bölümünde şöyle yazar: 'Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.' Nemirovich-Danchenko da 'Oyunun tohumunu oyuncunun kalbine ekmemiz gerekir," der. Tıpkı toprağa ekilen bir tohum gibi. Ölürse, tohum köklerini salar ve yeni bir bitki gelir. Bu bizim için yeni bir sanat eseridir."
Bunun ardından, Rassudov'un söylediklerinin hiçbir cümlesini duyamadım
Rassudov'un uyku ilacı işe yaramıştı. Kanepeye uzanmış ve çevremdeki her şeyle bağlarımı koparmıştım Öte yandan, kendimle de bağlarımı kopardım, takip etmeyi bıraktım!
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder