16 Ocak 2014 Perşembe

Mahşerin İnsanları

Mahşerin İnsanları, Bekir Yıldız  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |   Everest Yayınları, Öykü, 9786051416915, 248 Sayfa, Ocak/2014


Kitabın 140. ve 141. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


"Dizgi operatörlüğü yaparken hikâye yazıyor muydunuz?"
"İlk operatörlüğe Remzi Kitabevi'nde başladım. O zaman Matbaacılık Okulu'nda okuyor ve geceleri çalışıyordum, ilk yıllar öğrenme çabası içinde olduğum için, dizdiklerimi iyi kavrayamıyordum. Bu yıllarda hikâye yazmadım ama, ilerleyip beceri kazandıktan sonra, başkalarının yazdığı hikâye ve romanları dizerken 'Ben de bunlar gibi yazabilirim,' diyordum."
"İlk çıkışınızda-, yazdıklarınızın etkisinde kalmadan çocukluğunuzun ve ilkgençliğinizin geçtiği bölgenin birikimlerinden olu/an kendi orijininizi yazdınız gene de."
"Bu şöyle bir şey. Benim her zaman üzerinde durduğum, hayatın durmadan atan ve değişen nabzını yakalayabilmektir. Bu nabız bizim toplumumuzda çok hızlı atmaktadır. Bir edebiyat ürününde bunun adına tempo diyebiliriz. Sorunuzda belirttiğiniz orijin sorunundan çok, gerek Matbaacı lık Okulu'nda, ondan önce bitirdiğim Sanat Enstitüsü'nden edindiğim teknikle, o yıllar dizerken konudan çok anlatımın hantallığı beni ilgilendiriyordu. Köyü hâlâ değişmez gibi görüp insanlarını değişmez gibi veren bir yazar, bana gerçekten hantal geliyordu. Dikkat edilirse, kendi yazdıklarımda bu tempo vardı ve ilk hikâye kitabımla son hikâye kitabım arasında bir tempo çizelgesi görülebilir."
"Çalışmalarınızın yoğun olduğu hikayecilikte yönteminiz ya da üslubunuz hakkında bir açıklama yapar mısınız?"
"Yıllar önce, bir gün dolmuşla Taksim'e çıkıyordum. Önde iki arkadaş oturuyordu. Biri ötekine uzunca bir şeyler anlattı. Sonunda dinleyen sıkıldı. "Hikâyeyi bırak da arkadaş, ne demek istiyorsun, onu bana söyle," dedi.
"Ben de  hikâyeye hep  böyle yaklaştım.  Yani hikâyeyi, hikâye olmaktan kurtarmaya çalışıyorum. Tavuk kesildikten sonra, yumurta olmaya aday bir sürü yumurta çıkar karnından. Şimdi bile benim beynimi çıkarabilseler ve okunabilse, içinde yüzlerce hikâye var. Demek istediğim şu: Yazmak, hem teknik, hem yaratıcılık isteyen bir iştir. Şunu kesinlikle söyleyebilirim, hiçbir hikâyem ne hayatta olduğu gibidir ne de ilk duyduğum gibidir. Kimi hikâyelerim, estetik bakımdan iyi olmayabilir. Ama kimi eleştirmenlerin, olanı aktarmak gibi olayı kolayından aldığımı söylemelerine için için hep gülmüşüm dür.
"Örneğin son kitabımda yayımlanan 'Sevdalı Ekmek' hikâyesini, üç yıl önce Moskova'da bir Türkoloğa anlatmıştım. Bir ara bana yazdığı mektupta o hikâyeyi neden yazmadığımı sordu. Şimdi bu kitabı yollayacağım, tabii bu hikâye o anlattığım değil, işin ilginç yanı, tabutçunun ölü beklemesi gibi, hikâyenin eksik bulduğum yanı, sanki Van depremiymiş gibi, bu depremle o olay bağlandı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder