16 Ocak 2014 Perşembe

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle, Mustafa Ulusoy  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |   Kapı Yayınları, Roman, 9786055107307, 278 Sayfa, Ocak/2014


Kitabın 194. ve 195. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Dünyadayken insanların yolu iki şeye; aşka ve ölüme mutlaka düşerdi. Aşka düşmeyi "aşk ölmektir" diye tanımlayanlarınız da vardı, "aşk dirilmektir" diye de. Aşkın bu tanımları bana anlaşılmaz gelirdi. Çünkü iki bilinmeyeni birbirine göre tanımlamak gibiydi bu.
Daha önce de söyledim, ben hiç ölmedim, ölüm nedir hiç bilemedim. Hayatımda hiç âşık da olmadım, birine tutkuyla bağlanmadım, günlerce birini düşünüp hayallere dalmadım, birinin beni terk etmesinden korkup kaygılanmadım, ayrıldıktan sonra yanımda olmasını istemedim, özlemeyi tatmadım. Kimse için uykusuz geceler geçirmedim. Ne bir aşk mektubu yazdım ne bir aşk mektubu yazıldı benim için. Kendi kişisel öykümde aşka yer yoktu.
Kırmızı, tutkulu bir sevilme duygusuyla dolu kahramanımdı benim. Onun mutlak sevilme arzusu, insan kalbinin sevme gücünü öğretti bana. Sevgi, aşk, tutku konusunda bildiklerimin çoğunu ona ve o gece babasıyla konuştuklarına borçluyum. Yaşamadan bilmek ne kadar bilmek sayılırsa tabii. Kırmızı'nın başına gelenleri gördükten sonra yaşamak ister miydim, o da ayrı mesele. Şimdi iki insan arasında olanı öğrendiğim geceye dönüyorum. Yani Kırmızı'nın Gri'nin mektubunu konuşmak için babasının evinde geçirdiği geceye.
Kızarmış tavuğun kırmızıya çalan rengine gözünü dikip tam kıvamında pişip pişmediğini çatalın ucuyla kontrol ettikten sonra, pilav yapmak için tencereye koyduğu tereyağının yavaş yavaş eriyişini seyretti Beyaz. Kırmızı'nın zihninin Gri'den gelen mektuplarda olduğunu bilerek.
Beyaz, yemek yapmayı ciddiye alırdı. Yemeğe düşkünlüğünden değildi bu. Mutfakta kendini laboratuardaymış gibi hissederdi, malzemelerin tencerede ateşle o harikulade tat, koku ve biçimlere dönüşmesine tanıklık etme fırsatını yakaladığı için.
Babasıyla mutfakta olmak Kırmızı'ya çok iyi gelmişti. Evlendiğinde de kocasıyla birlikte yemek yapıp sohbet edebilecek miydi? Çevresindeki evliliklere bakınca, sadece sohbet etmekle bile yetinebilirdi. Evlilik düşleri göz alıcıydı ama Gri'nin mektubunu da unutmuş değildi.
"Ben seni senin sevdiğin gibi sevemedim, diyor. Bencil tutkularından bahsediyor. Bir sorgulama içinde olduğunu anlıyorum yazdıklarından. Bu benim için iyiye işaret. Bir de şu varlığın şahidi olmak meselesinden bahsetmesi var ya, bu Gri'de alışık olmadığım bir derinliğe işaret ediyor."
"Şöyle yapalım mı kızım? Mektubu şimdilik bir kenara koyalım ve iki insan arasında var olan şeyin ne olduğuna odaklanalım. Varacağımız sonuçlara göre de mektubu yeniden ele alalım, ne dersin?"
"iki insan arasında olan şey. Kulağa güzel geliyor. Peki, o zaman soruyorum, iki insan arasında olan şey nedir?"
Beyaz'ın yüzü âdeta tencerede eriyen tereyağına döndü. Kalbi derin bir kasvetle boğulur gibiydi. Belli etmeden kızının yüzüne baktı, ikisi arasında var olan şeyi düşündü. "Ben ve kızım.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder