Sophie avını izleyen yırtıcı hayvanlar gibi gece boyunca dikkatini Lily üzerinden hiç çekmedi. Dük sürekli yanındaydı ve itiraf etmeliydi ki şüphe çekici tek bir şey yapmamıştı. Ta ki o ana dek...
Oluşabilecek gerilimi böylesine tetikte beklemeseydi tartıştıklarını anlamayabilirdi ama Sophie kuzeninin belli belirsiz çarpılan yüzünden canının yandığını ya da en iyi ihtimalle sıkıldığını söyleyebilirdi. Sonra adamın pençe şeklindeki elinin Lily'nin kolunu tuhaf bir açıyla büktüğünü ve onu yavaşça çıkışa doğru sürüklediğini fark etti.
Başkalarının da dikkatini çekip çekmediğini anlamak için etrafına bakındı. Herkes kendi halinde sohbet ediyor ya da ilginç balonun tadını çıkarıyordu. Dükün nişanlısına nasıl davrandığından ziyade yarı çıplak kızların salınışı daha çok ilgilerini çekmiş görünüyordu. Muhtemelen akıllarındaki tek şey yarın anlatacakları hikâye için yeterince malzeme toplamaktı. Brendan da ortalarda yoktu. Lanet olsun!
Sophie babasından yardım istemeyi düşündü önce. Ama hayır... Yanılıyorsa sonradan bir açıklama yapması gerekecekti ve ne diyeceğini gerçekten bilmiyordu. Onları izlemeye devam ederken boşa vakit kaybediyor olabilirdi. Son kez etrafına bakındı ve hata ettiğini bile bile çift salondan henüz çıkmışken peşlerine takıldı.
iki dakika kadar onları takip etti. Ne yazık ki ev labirent gibiydi, yanı Lily'nin beyaz eteğinin döndüğü köşeleri gözden kaçırırsa kaybolması işten bile değildi. Son köşeyi döndükten sonra ikisinin bir kapının önünde durduğunu gördü, adam kapıyı cebinden çıkardığı bir anahtarla açmaya çalışıyordu.
Lily'nin sesi endişeli ve çatlaktı.
"Charles lütfen, yokluğumuzu fark ederlerse rezil olurum. Amcam ne düşünür? Artık istemiyorum lütfen."
Adanı cevap vermek yerine kızı açtığı kapıdan içeri itekledi. Sophie hemen sonra kilitte dönen anahtar sesini duydu. Şimdi ne yapacaktı? Geri dönüp yardım isteyebilirdi, fakat olayın büyüyüp Lily'nin de dediği gibi rezalete dönmesini göze alamazdı. Nereden bakarsa baksın fazla seçeneğinin olmadığı ortadaydı.
Kararlılıkla derin bir nefes alıp kapıya doğru yürüdü ve kulağını kapıya dayadı. Çıt bile çıkmaması duymayı beklediği çığlıklardan bile daha çok kanını donduruyordu.
Tokmağa hızla asılıp seslendi. "Lily iyi misin?"
Cevap alamayınca daha yüksek sesle bağırdı. "Lily aç kapıyı"
"Sophie... Sophie sen misin?"
"Evet benim... Hemen yardım çağırıyorum."
İçeride bir hareketlilik oldu ve hemen ardından kapıya yaklaşan ayak seslerini duydu Sophie. Soluk alıp vermesine fırsat bile kalmadan büyük kapı açılınca istemeden bir adım geriledi.
"İyi geceler güzel leydim," dedi dük insanı huzursuz eden bir gülüşle.
Sophie çenesini havaya dikerek otoriter bir tavırla, "Lily'yi gönderin lütfen," dedi. Öleceğini bilse yapacağı son şey korkusunu belli etmekti.
Dük tembelce başını çevirip odaya doğru baktığı sırada Sophie'nin ciddiye alınmadığına dair güçlü hisleri vardı.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Oluşabilecek gerilimi böylesine tetikte beklemeseydi tartıştıklarını anlamayabilirdi ama Sophie kuzeninin belli belirsiz çarpılan yüzünden canının yandığını ya da en iyi ihtimalle sıkıldığını söyleyebilirdi. Sonra adamın pençe şeklindeki elinin Lily'nin kolunu tuhaf bir açıyla büktüğünü ve onu yavaşça çıkışa doğru sürüklediğini fark etti.
Başkalarının da dikkatini çekip çekmediğini anlamak için etrafına bakındı. Herkes kendi halinde sohbet ediyor ya da ilginç balonun tadını çıkarıyordu. Dükün nişanlısına nasıl davrandığından ziyade yarı çıplak kızların salınışı daha çok ilgilerini çekmiş görünüyordu. Muhtemelen akıllarındaki tek şey yarın anlatacakları hikâye için yeterince malzeme toplamaktı. Brendan da ortalarda yoktu. Lanet olsun!
Sophie babasından yardım istemeyi düşündü önce. Ama hayır... Yanılıyorsa sonradan bir açıklama yapması gerekecekti ve ne diyeceğini gerçekten bilmiyordu. Onları izlemeye devam ederken boşa vakit kaybediyor olabilirdi. Son kez etrafına bakındı ve hata ettiğini bile bile çift salondan henüz çıkmışken peşlerine takıldı.
iki dakika kadar onları takip etti. Ne yazık ki ev labirent gibiydi, yanı Lily'nin beyaz eteğinin döndüğü köşeleri gözden kaçırırsa kaybolması işten bile değildi. Son köşeyi döndükten sonra ikisinin bir kapının önünde durduğunu gördü, adam kapıyı cebinden çıkardığı bir anahtarla açmaya çalışıyordu.
Lily'nin sesi endişeli ve çatlaktı.
"Charles lütfen, yokluğumuzu fark ederlerse rezil olurum. Amcam ne düşünür? Artık istemiyorum lütfen."
Adanı cevap vermek yerine kızı açtığı kapıdan içeri itekledi. Sophie hemen sonra kilitte dönen anahtar sesini duydu. Şimdi ne yapacaktı? Geri dönüp yardım isteyebilirdi, fakat olayın büyüyüp Lily'nin de dediği gibi rezalete dönmesini göze alamazdı. Nereden bakarsa baksın fazla seçeneğinin olmadığı ortadaydı.
Kararlılıkla derin bir nefes alıp kapıya doğru yürüdü ve kulağını kapıya dayadı. Çıt bile çıkmaması duymayı beklediği çığlıklardan bile daha çok kanını donduruyordu.
Tokmağa hızla asılıp seslendi. "Lily iyi misin?"
Cevap alamayınca daha yüksek sesle bağırdı. "Lily aç kapıyı"
"Sophie... Sophie sen misin?"
"Evet benim... Hemen yardım çağırıyorum."
İçeride bir hareketlilik oldu ve hemen ardından kapıya yaklaşan ayak seslerini duydu Sophie. Soluk alıp vermesine fırsat bile kalmadan büyük kapı açılınca istemeden bir adım geriledi.
"İyi geceler güzel leydim," dedi dük insanı huzursuz eden bir gülüşle.
Sophie çenesini havaya dikerek otoriter bir tavırla, "Lily'yi gönderin lütfen," dedi. Öleceğini bilse yapacağı son şey korkusunu belli etmekti.
Dük tembelce başını çevirip odaya doğru baktığı sırada Sophie'nin ciddiye alınmadığına dair güçlü hisleri vardı.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder