6 Mart 2014 Perşembe

Fadik Ve Kırmızı Bavul

Fadik Ve Kırmızı Bavul, Fadik Sevin Atasoy tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Artemis Yayınları, Roman, 978605142354, 253 Sayfa, Mart/2014

Kitabın 141. ve 142. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"En son Almanya'daymışsınız?"
"Evet?"
"Ve vizeniz bugün sona ermiş."
"İyi de ben Iskoçya'ya gidiyorum ve Britanya vizem hâlâ geçerli."
"Bugün gidemiyorsunuz, uçuşu bugün gerçekleştiremeyeceksiniz. Belki yarın, belki..."
"Belki ne zaman?" diye gerilerek sordum.
"Bilemiyoruz, bu esnada Fransa'da kalmanız gerekecek ve Schengen vizenizin tarihi geçtiği için pasaportunuza işlem yapıp size vize verilmesini beklemeniz gerekiyor," dedikten sonra ağzına kadar pasaport dolmuş olan kutunun içine benimkileri
de atarak yüzüme bile bakmadan, "Evet, sıradaki!" diye seslendi.
Çaresizlik içinde sıradan ayrıldım. Kontuarın etrafındaki oturma yerleri bebekli anneler ve yaşlılarla dolup taşmıştı. Havalimanı zemini ise perişanları oynayan diğer yolcularla boydan boya kaplanmış, insandan oluşmuş bir mayın tarlasına benzeyen bu alanda kimseyi ezmeden ilerlerken az ötedeki bir kıçlık boşluğu gözüme kestirmiştim. Aynı yere gözünü diktiğini anladığım rockçı oğlanı türlü akrobatik hareketlerle alt edip, kazandığım zaferi mabadımı o boşluğa yerleştirerek kutladım.
Yaklaşık yine bir dört saati bulan bekleme süresince, on defa bu mayın tarlasını aşarak Fransız memurların bulunduğu bölüme uğramış, bana verecekleri vizenin çıkıp çıkmadığını sormuş, her defasında yüzüme bakılmadan iki qui, bir no cevabı almıştım. Diğer ülkelerin vatandaşları teker teker hava yolunun uçuş gününe kadar Paris'te kalmalarını sağladığı otel fişlerini alıp uzaklaşırken ben ve birkaç Ortadoğulu, bizi de adam yerine koyacakları anı bekliyorduk. Yerde yanımda oturan Hintli çift benimle aynı süreyi bulan bekleyişleri boyunca meditasyon yapmış, az önce de son derece sakin ve kibar bir biçimde yer hosteslerine vizelerini sorup olumlu yanıt aldıktan sonra sarmaş dolaş havalimanından
ayrılmışlardı.
Gıpta içinde onların sabır sanatındaki ustalığını gözlemlerken, bavulumla bagaj teslimde ayrıldığım için kendi kendime telkin vermekte yetersiz kalışımı içten İçe kınamıştım. Bay Burns'le buluşmama engel olan bu kadersizlik nedeniyle sabır taşım delinmişti. Ruhumun karanlığındaki "sosyolog zebani" uyanmış, Babylon efsanesinin sona erdiğini bana hatırlatarak, aynı havayı soluduğumuz bu dünya gezegeninde biz insanoğlunu evraklar, vizeler ve pasaportlar üzerinden ayrıştıran zalim düzeni kuranlara içten içe sayıp sövmeye başlamıştı. Duvardaki saat gece yarısını vurduğunda, yorgunluktan kapanan gözlerimi zar zor açıp uyuşmuş mabadımı son bir gayret, yerden kaldırmış, birkaç mayını istemeden ezerek nihayet danışmaya varmıştım.
"Affedersiniz, benim vizeden bir haber var mı?"
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder