18 Mart 2014 Salı

Gelibolu

Gelibolu, Peter Hart tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Alfa Yayınları, Tarih, 978605106841, 566 Sayfa, Mart/2014


Kitabın 242. ve 243. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


SEDDÜLBAHİR: GERÇEK GELİBOLU SAVAŞI

Yarımada'dayken nerede olursanız olun, yerin üzerinde ya da altında, denizin üstünde ya da içinde veya havada olun bir şeyden kurtulamazsınız, Kurşun değilse, top mermisi; top mermisi olmasa, karın ağrısı olurdu. Humma yoksa titreme olurdu; ve çoğu kez de ikisi birden olurdu. Pireler sürekli bizimle birlikteydi.
Yüzbaşı Albert Mure, 115 Kraliyet İskoç Alayı, 88. Tugay 29. Tümen

25 Nisan 1915'teki Seddülbahir çıkarmalarının sonrasında, 29. Tümenin askerleri arasında her tarafa sinen, neredeyse elle tutulur bir bitkinlik havası oluşmuştu. Kendi anlatımlarına göre karaya çıkmada mucizeler yaratmışlardı; yine de Türk savunması beklendiği gibi kırılmamıştı. Harapkale Tepe'nin alınması, Alçı Tepe'ye doğru ilerlemenin mahmuzu değildi; aksine bir yeniden düzenleme ve pekişme döneminin habercisiydi. Eşyalarıyla birlikte bütün bir tümeni karaya çıkarma işlemi de beklenenden fazla zaman alıyordu; açıkçası kumsallar, her şeyden önce liman değildi. Tümgeneral Sir Aylmer Hunter-Weston da, daha fazla ilerlemeye kalkışmadan Fransız 1. Tugayının (Metropolftaine) gelmesini beklemek istiyordu; ama 26 Nisan akşamına kadar çıkarmaya başlamamışlardı bile. Fransız Yabancılar Lejyonu'ndan Er Cornelius Jean de Bruin, Ertuğrul Koyu'nda karaya çıkan askerler arasındaydı. Gelenek olduğu üzere, bir takma adla askerlik yapıyordu; gerçek adı Dick Cooper'dı. Onun hikâyesi, İtilaf Güçlerini kuşatan kaosu gösterir.

Türkler hemen Çanakkale'den top ateşine başladılar. İlk top ateşi deneyimimdi ve pek sevmedim. Duraksamadan yürümeye başladık. Kamp yapmak yoktu; o gece bir tepenin başında dinlendik. Düşmanın nerede olduğuna dair bir fikrimiz yoktu. Zifiri karanlıktı ve sağanak yağmur yağıyordu, 1. Bölük kayboldu ve Yüzbaşı Rousseau beni, dört beş adamla birlikte farklı yönlere gidip onları bulmak ve tabura geri getirmekle görevlendirdi. Yağmurda ve karanlıkta, kayalara ve ölü bedenlere takılarak bir buçuk saat kadar yürüdüm; sonunda bir tepeye tırmandım ve zirvede bulanık bir siluet gördüm. Canlı bir insan gördüğüme sevindim ve doğrudan ona yaklaşıp .Fransızca konuştum. Adam bir çığlıkla tüfeğini bırakıp kaçtı, Türkçe dua ediyordu. îşin iyi tarafı; o kadar irkildim ki, ben de aynısını yaptım; yani ben de tüfeğimi bırakıp koştum.
Er Cornelius Jean de Bruin, Yabancılar Lejyonu, 1. Afrika Hareket Alayı, 1. Tugay (Metropolitaine), 1. Tümen, CEO

Karaya çıktıktan sonra Fransızlara, Boğaz'ın yanı başında, sağdaki mevzi verildi. Bu, Fransızlara hattın sağında geleneksel onur konumunu verirken, aynı zamanda onları muharebenin geri kalan süresi boyunca Asya yakasındaki bataryaların en berbat ateşine ve yolları üzerinde bulunan Kereviz Dere'nin henüz görülmeyen dehşetine mahkûm eden anlamlı bir hamleydi. 88. Tugayı ortada, 87. Tugayı solda ve 86. Tugaydan kalanların yedekte olduğu 29. Tümen de Fransızlarla birlikteydi. Ancak 27 Nisan günü saat 16.00'da ileri harekât başladı. Bu, Alçı Tepe'ye doğru planlı bir cesur hamle değildi; Morto Koyu'nun hemen yukarısından tam çaprazlama Zığındere Ağzı'na uzanan bir hat oluşturmak niyetiyle hasımsız bir arazide genel bir ileri hareketti. Sol kanat geride kalmasına ve Zığındere Ağzı'ndan 500 metre kadar uzakta olmasına rağmen, biraz ilerleme vardı. İtilaf Güçleri Seddülbahir'de vakit öldürürken, Türk yedekler bilinçli bir biçimde muharebe alanına doğru yürüyüşe geçti.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder