Kitabın 250. ve 251. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Ona dokundum. Minyatür parmaklarını benim büyük parmaklarına dolamasını seyrettim. Yumuşacık gözkapakları kapalıydı. Çiçek sapı bacaklarını kıvırıyordu. Lizzie Maud onu kollarımın arasına verdiğinde, orada bir güvercin gibi uzandı.
Yalvarmalarım sonucunda kısa bir zaman sonra onu yürüyüşe çıkarabildim. Bir cumartesi öğleden sonra onu bebek arabasına koydum, Lizzie Maud'la beraber hükümet binasının parkına gittik.
Annem de bizimle parka kadar geldi, sonra da dükkâna geçti.
Parkta ben Reba Laverne'yi toprak yolda dolaştırırken Lizzie Maud da bir ağaca yaslanıp karşılaştığı bir arkadaşıyla sohbete dalmıştı. Parkta sabah serinliği hissediliyordu. Bahar yerini yaza bırakmaya hazırlanırken bitkiler hâlâ yeşildi. Ve ben bu cumartesi sabahında banklara yayılmış insanları görünce çok mutlu olmuştum, normalden daha fazla diye düşünmüştüm.
Şöyle şeyler söylüyorlardı: "Ne kadar hoş bir bebek.
Kime benziyor?"
"Biraz kardeşi Sarah Reha'ya, biraz da babası Billy
Sunday'e," diye cevap vermiştim.
Çok geçmeden parkta yeni bir şeyler olduğunu fark ettim. Bir grup adam ahşap ayaklıkların üzerine kaba bayrak kumaşı asıyorlardı.
Bebek arabasını Lizzie Maud'a uzattım. O da parmaklarını hafifçe havada oynatarak harf harf ne yazdığını okumaya çalışıyordu: "CONCORDIA GİRİŞİMCİLER KULÜBÜ ÇARLİSTON YARIŞMASI."
Lizzie Maud'a göre çarliston bir zenci dansıydı. Peki, nasıl olur da o beyaz insanlar burada, parkta "çarliston ya-nşması"yapacaklardı?
Bir cevabım yoktu, tabii ki. Ama Çarliston çok güzel bir danstı, bunu biliyordum. Lizzie Maud onu Miriam'a, o da kendi arkadaşlarına öğretmişti. Bizim evde buldukları en uygun yerde kollarını bacaklarını havalandırarak Miriam'ın deyişiyle çılgınca dans ediyorlardı.
Lizzie Maud bu dansı zencilerle dolu bir tren vagonunda öğrenmişti. Bu vagon kimilerine Chicago'ya kadar keyifle eşlik ediyor, kimilerini de oralardan umutsuzca geri getiriyordu. Dans cumartesi akşamları zencilerin yaptığı bir şeydi: geçici konuklarla karışırlar, onlardan bir sürü dans, oyun ya da kasabalarında, büyük şehirde anlatılagelen şakalar öğrenirlerdi .
Ve şimdi çarliston yarışması olacaktı. Göremiyordum. Lizzie Maud'a beni kaldırması için yalvardım, daha doğrusu başının etini yedim.
Adamlar asma işini bitirmiş, platformun üzerinde kendilerine oturacak bir yer bulmuşlardı. Şimdi kimileri banklardan kalkıp öne doğru geliyor, kimileri sokaktan parkın içini süzüyordu. Kısa bir zaman sonra platformun önünde yarım ay şeklinde bir kalabalık oluşmuştu.
Lizzie Maud en önde, ben kucağında, Reba Laverne yanımızda, bebek arabasında duruyorduk.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Yalvarmalarım sonucunda kısa bir zaman sonra onu yürüyüşe çıkarabildim. Bir cumartesi öğleden sonra onu bebek arabasına koydum, Lizzie Maud'la beraber hükümet binasının parkına gittik.
Annem de bizimle parka kadar geldi, sonra da dükkâna geçti.
Parkta ben Reba Laverne'yi toprak yolda dolaştırırken Lizzie Maud da bir ağaca yaslanıp karşılaştığı bir arkadaşıyla sohbete dalmıştı. Parkta sabah serinliği hissediliyordu. Bahar yerini yaza bırakmaya hazırlanırken bitkiler hâlâ yeşildi. Ve ben bu cumartesi sabahında banklara yayılmış insanları görünce çok mutlu olmuştum, normalden daha fazla diye düşünmüştüm.
Şöyle şeyler söylüyorlardı: "Ne kadar hoş bir bebek.
Kime benziyor?"
"Biraz kardeşi Sarah Reha'ya, biraz da babası Billy
Sunday'e," diye cevap vermiştim.
Çok geçmeden parkta yeni bir şeyler olduğunu fark ettim. Bir grup adam ahşap ayaklıkların üzerine kaba bayrak kumaşı asıyorlardı.
Bebek arabasını Lizzie Maud'a uzattım. O da parmaklarını hafifçe havada oynatarak harf harf ne yazdığını okumaya çalışıyordu: "CONCORDIA GİRİŞİMCİLER KULÜBÜ ÇARLİSTON YARIŞMASI."
Lizzie Maud'a göre çarliston bir zenci dansıydı. Peki, nasıl olur da o beyaz insanlar burada, parkta "çarliston ya-nşması"yapacaklardı?
Bir cevabım yoktu, tabii ki. Ama Çarliston çok güzel bir danstı, bunu biliyordum. Lizzie Maud onu Miriam'a, o da kendi arkadaşlarına öğretmişti. Bizim evde buldukları en uygun yerde kollarını bacaklarını havalandırarak Miriam'ın deyişiyle çılgınca dans ediyorlardı.
Lizzie Maud bu dansı zencilerle dolu bir tren vagonunda öğrenmişti. Bu vagon kimilerine Chicago'ya kadar keyifle eşlik ediyor, kimilerini de oralardan umutsuzca geri getiriyordu. Dans cumartesi akşamları zencilerin yaptığı bir şeydi: geçici konuklarla karışırlar, onlardan bir sürü dans, oyun ya da kasabalarında, büyük şehirde anlatılagelen şakalar öğrenirlerdi .
Ve şimdi çarliston yarışması olacaktı. Göremiyordum. Lizzie Maud'a beni kaldırması için yalvardım, daha doğrusu başının etini yedim.
Adamlar asma işini bitirmiş, platformun üzerinde kendilerine oturacak bir yer bulmuşlardı. Şimdi kimileri banklardan kalkıp öne doğru geliyor, kimileri sokaktan parkın içini süzüyordu. Kısa bir zaman sonra platformun önünde yarım ay şeklinde bir kalabalık oluşmuştu.
Lizzie Maud en önde, ben kucağında, Reba Laverne yanımızda, bebek arabasında duruyorduk.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder