Kitabın 76. ve 77. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
'İşte böyle bir duygu!'
Bilgilerin nasıl geldiğini soruyorsun, öncelikle yaşamla kendini ayrı kılma fikrinden vazgeç. Beni bilgili görme! Bende olan sende de var, sadece içine bakman yeterlidir. Yaşam= sen olduğunda bütünle buluşursun ve bütün oldu-ğunda sorular kaybolur. O zaman sadece cevaplan görürsün. Bütünün olduğu yer senin merkezindir, orası senin özbenli-ğin-gerçek evindir. Orada aldığın her solukta huzur vardır, baktığın her yerde mutluluğu kucaklarsın."
Soruyorsun: "UK, bedenimi sevmiyorum, çok ki falarım var ve bu beni yaşamdan soğutuyor. Bütün motivasyonumu yok ediyor. Nasıl zayıflayabilirim?"
"Sen geçici olan bir şeyden söz ediyorsun, zihninle algıladığın her şey gerçeğin dışındadır. Gelip geçici olan hiçbir şey hakikati işaret edemez, onlar sadece bir gölgedir, her zaman kaybolmaya mahkûmdur.
Yaradan sana ruh verdi ve onun yaşaması için bir de ev. Beden senin evindir, o, Yaradan'ın sana vermiş olduğu bir hediyedir. O bir paket, o bir kılıftır, onun özü budur. Ve yaratıcı bedeni sana verdiğinde bunun bir hediye olduğunu, varlığını içinde barındırman gerektiğini söylemedi. Ona çok iyi bak, demedi.
Çünkü O sana kullanman için bir akıl vermişti. O her şeyi insanlara söylemez, şunu böyle yapın, bu şekilde düşünün, demez; O sana verdiği aklı kullanmanı ister.
O asla bir şey yapman için seni zorlamaz, O sadece senin yol ayrımlarına kadar gitmen konusunda yardımcı olmuştur, yol ayrımına geldiğinde ise hangi yola sapacağına senin karar vermeni ister; yoksa sana neden akıl versin?
O seni sadece düşündürür!
Yaradan sana, 'Bedenine çok iyi bak' demedi, fakat sen ona çok iyi baktın, yalnız çok önemli bir şeyi unuttun; asıl hatırlaman gereken varlığını! Varlığın senin özündür, hakiki olan odur. Bedenin ise sadece varlığın içinde korunması için sana hediye edildi. Ancak sen hakiki olanı duyumsamadın bile. Aklın hep dışarıda, bedeninde kaldı. Onu sahiplendin, sonsuz yaşama gözlerini açtığında yanında sadece varlığını götüreceğini unuttun, toprağa gömülecek bedenine ise süslemeler yaparak ona çok fazla değer verdin!
Ve şimdi bunun için bunalımdasın. Senin hediye paketin kilolu, biraz büyük, epeyce büyük de olabilir, ancak o sen değilsin, o sadece bir zırh! Sen ne bir beden ne de zihinsin, öncelikle bunun farkında ol, bunun üzerine odaklan ve bunu izle!
O kiloları üzerine alınma, bu bedeninden çok varlığını yoruyor, bütün yük varlığının üzerinde. Sen özü unutmuş, bedeninde yaşıyorsun, onu okşuyor, makyajlarla süslüyor-sun, fakat bedenin ağırlaştığında bütün ağırlık varlığının üzerine çöküyor. Seni rahatsız eden bedenin değil, vicdanın! O seni dürtüklüyor, gerçeği görmen için seni uyarıyor, fakat sen dışarıdasın, kapının dışında. O kapıyı çalıyor fakat sen onu duyamıyorsun,
Şimdi sen kiloların olduğu için bütün motivasyonunun yok olduğunu söylüyorsun. Bu durum senin bütün direncini kırıyor. Bırak yok etsin, motive olmak zorunda değilsin, gerekliliklerin hepsini bırak.
Sen çocukken motive olarak mı yürümeyi öğrendin? Sen küçücükken motive olarak mı konuşmayı öğrendin? Büyüyünce değişen sadece kurallar oldu, toplumun sahte kuralları seni bu hale getirdi ve sen kendinden uzaklaştırıldın.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder