29 Mayıs 2014 Perşembe

Aşkname (Cep Boy)

Aşkname (Cep Boy), İskender Pala tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Kapı Yayınları, Divan Edebiyatı, 9786054322824, 286 Sayfa, Ağustos/2012
Kitabın 130. ve 131. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Yokohama'da gurbet, 7 Haziran 1890:
— Japonya'da tıpkı Osmanlı ülkesindeki gibi Batılılaşma çalışmaları yapılıyor. Aydınlarının hemen hepsi teknoloji ve bilgi peşinde. Gelenekler ile değişim rüzgarları arasında sıkışan halk yenilikleri kabullenmekte zorlanıyor ve çoklukla çatışmalar çıkıyor. Japon İmparatoru Meiji atalarından tevarüs ettiği devleti eski ihtişamıyla yaşatmak istiyor, bu uğurda başarılı bir politika da izliyor.
Ali Ruhi Bey Arapça konuşan çekik gözlü adamı dinliyor ve çevresini almış Harp Okulu öğrencileri ile Yusuf Nafi Efendi'ye duyduklarını tercüme ediyordu.
— Bütün bunlar Devlet-i Aliyye'ye ne kadar da benziyor değil mi Üstat ? Çekik gözlerini ve boylarını değiştirsek bunlar İstanbul'da da bizim gibi yaşarlar.
— Belki, ama ben tersini düşünüyorum, biz şurada kaldığımız üç ay boyunca onlarla daha sıkı ilişkiler kurabilir, onlardan alacağımızı alır, karşılığında da onlara pek çok güzel hasletimizi yansıtabilirdik.
Ali Ruhi Efendi bu cümleden sonra çevresindeki bahriyelilerle bazı görüşlerini paylaşabilir, bizdeki tembellik ile bu ülkedeki çalışma azmi arasında paralellikler kurabilir, iki ülkenin tarihinden başlayarak anlayışlarını karşılaştırabilir ve onlara, daha pek çok konuyu saatlerce anlatabilirdi. Hiçbirini yapmadı. Sustu ve kendi içine yürüdü. Derin bir yolculuk gibi uzun tefekkür hummalarında gezindi. Türkiye ile Japonya'yı çeşitli zaviyelerden karşılaştırdı. Sonuçta, kendi ülkesindeki Batılılaşma gayretlerinin boşa gideceğinden, kabukta kalıp ruha inemeyeceğinden korktu ve koca Devlet-i Aliyye'nin geleceği adına hayıflandı, üzüldü, kederlendi...
Japonya'da herkes gibi onlar da ilginç şeyler gördüler, farklı lezzetler tattılar. Osmanlı kimliği her limanda olduğu gibi burada da büyük ilgiyle karşılandı ve resmi görevler bütün ritüelleriyle tam tekmil yerine getirildi. Yokohama'nın Ali Ruhi ve Yusuf Nafi Efendiler için güzelliği, çiçekler ve ceylanlarla dolu koyu gölgelerin altında iki tek atarak geçirdikleri yaz hatıraları oldu. Hasretleri burada iyiden iyiye artmış, gurbet duygusu iki kere üzerlerine çökmüştü.  İstanbul'dan ayrılışlarının birinci yıldönümüne yine böyle bir bahçede girmişler, birbirlerine anlatamadıkları sevgililere dair anıları birbirlerinden gizleyerek yine burada hatırlayıp gizli gizli ağlamışlardı. Aşk üzerine bunca konuşup da aşkın öznesini hep uzaklarda düşünmek ayrı bir ıstırap oluyordu şimdi. Aşka dair ne konuşsalar, uzayan hasretleri bir kat daha artırıyor, aşkı konuşmak bir tür azaba dönüşüyordu. Öyle bir azap ki arttıkça cazibesi de artıyor, olumsuzlukta buluşmak bu iki âşığı neredeyse mutlu ediyordu. Hani bütün olumsuzlukların son ucu olumluya çıkar, hani bütün acıların ötesi mutluluğa açılır, hani trajedinin maverası komediye dönüşür gibi...
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder