6 Mayıs 2014 Salı

İki Göçmen Yürek

İki Göçmen Yürek, Sabit Sümer tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054994403, 353 Sayfa, Nisan/2014
Kitabın 220. ve 221. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Buyur bakalım efendi, senin neyin var? Pek de sağlam görünüyorsun ya!"
"Benim bir şeyim yok da doktor bey, küçük oğlum çok hasta, ishalden, kusmadan bitap düştü, iğne ipliğe döndü bir bakıversen."
"Nerede çocuk?"
"Getiremedim, çok hasta. Yerinden kaldırmaya bile kıyamadım, gelirken bir hal olacak diye."
Yüzünü ekşitti Doktor Suphi. Durum belli ki acildi. Sonra dışarıda bekleyen kalabalığa baktı.
"Allah rızası için doktor, çocuğumun durumu çok kötü."
Doktor Suphi, babanın yüzündeki o acılı ifadeye daha fazla dayanamadı:
"O zaman bir yarım saat daha müsaade et bana, burada
bekleyen acil hastalara bakayım, sonra gelip muayene edeceğim. Nerede kalıyor çocuk?"
"Alt güverte, yirmi iki numaralı kamara doktor bey." "Tamam, sen git, yarım saate gelirim ben." Karşısındakinin tereddüt ettiğini görünce üsteledi. "Söz verdim yahu, geleceğim, git ailenle ilgilen sen hay-di."
Yarım saat değilse bile, kırk elli dakika sonra elinde siyah deri çantası, doktor kamaranın kapısını çaldı. Kendisini içeri buyur ettiler. Küçük İlyas, annesinin kollarında bembeyaz bir surat ve feri kaçmış gözlerle yatıyordu. Gözlerin altı mosmordu çocuğun.
"Burası çok kalabalık, işi olmayanlar dışarı çıksın, lomboz camını da açın, biraz temiz hava girsin içeri, burası tamamen havasız kalmış. Hanım, sen de çocuğu ranzaya yatır da muayene edebileyim."
Muayene esnasında içeridekiler, doktorun yüz ifadesinden durumun vahametini çıkarmaya çalışıyorlardı. Bu yolculuklarda yüzlerce, hatta binlerce hasta muayene etmiş Suphi Bey'in gözlüklerinin arkasındaki bakışları, sanki hep aynıydı, yorgun, hüzünlü, gergin.
"Gelmeden hiç doktor gördü mü bu çocuğu?"
"Hanımların kaldığı evde, yaşlı bir Rum doktor bakmış" diye yanıtladı Süleyman. "Na, bir de şu ilaçları vermiş kullansın diye."
Rum doktorun verdiği, bir eczane tezgâhında, doktorun verdiği formüle göre hazırlanmış iki küçük kahverengi şişeyi uzattı doktora. Suphi Bey, üzerinde yazılı etiketleri dikkatle okuduktan sonra geri uzattı şişeleri.
"Hoca efendi, çocuğun hastalığı, ağır, intani bir hastalık ne yazık ki. Zavallı, hayli de zayıf kalmış. Ona bakan doktor gerekli ilaçları vermiş. Bunlar biterse haber verin, ben elimdekilerden bir şeyler hazırlamaya çalışırım, arada da gelir kontrol ederim. Deniz yolculuğu zordur, alışık olmayan normal İnsanı bile hasta eder. O yüzden çocuğun üstünü örtüp kamarayı sık sık havalandırın. Yalnız hastayla doğrudan irtibattan kaçının. Onunla sadece bir kişi ilgilensin, mesela annesi. O da temizliğine çok dikkat etsin. Allah şifa versin, geçmiş olsun."
Son anda hatırlamış gibi geri döndü:
"Ha, bu arada çocuğa bol, temiz su içirmeyi de ihmal etmeyin."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder