Ayı Eve Dönüyor romanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayı Eve Dönüyor romanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2014 Perşembe

Ayı Eve Dönüyor

Ayı Eve Dönüyor, Rafi Zabor tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Ekslibris Yayınları, Roman, 9786059000017, 615 Sayfa, Eylül/2014
Kitabın 340. ve 341. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Öfff, hadi!" dedi Ayı. Iris, "Olmaz," diye direndi.
"Sırtıma bin. Benimle ormanda bîr gezintiye gel. Yemin ederim ki bayılacaksın. Söz veriyorum, sarkık dallara çok dikkat edeceğim." "Yapamam." "Harika olacak, anlamıyor musun? Koşuya çıkalım."
"O harikayı reddediyorum," dedi Iris. Yüzü kızarmıştı. "Teşekkürler."
"Gerçekten muhteşem bir şeyi kaçırıyorsun."
"Kendimi senin sırtına binerek dolaşacak durumda hissetmiyorum."
Ayı ona göz kırptı. "Sana İyi gelecek bir şey yapabilir miyim?"
"Şu an değil. İzin versen de yerleşsem."
"Pekâlâ, tatlım. Ben Ayı, sen Iris. Önemli değil. Rahatla." "Pekâlâ, tatlım. Ben Ayı, sen Iris. Önemli değil. Rahat etmen yeter." Kızın huyu böyleydi.
Döndüğü için son derece mutluydu Ayı. Eve dönmüştü... Dönmüştü! Dört gün olmuştu geleli. Yerleri süpürmüş, her tarafı temizlemiş, bulaşıkları yıkamış, salondaki raflara birkaç resmini, bazı süslü cam objeleri, mobilyaları çekiştirmiş, ortalığı kendince düzene koymuştu. Zevkli bir kadın olduğu kesindi. Ev çok güzel olmuştu.
Ayı'nın tek itirazı, veranda kapısına o mevsimde tel takılması-naydı. Havanın hâlâ serin olduğunu hatırlattı ona. Iris de gündüzleri çok sıcak olduğu, açık havada oturacak bir yere gereksindiği cevabını verdi.
"Bahçede, kırlarda oturabiliriz, tatlım" dedi Ayı
"Bizi görmeleri için mi?"
Ayı onun kendisi için kaygılandığına karar verdi; bir ayıyla görülmekten çekinmiyordu herhalde.
Razı oldu ve tel kapıyı takmak için kalktı.
Iris, "Önce yıkayalım," dedi.
Tam anlamıyla birlikte yaşamak, Iris'in apartman dairesinde konaklamaktan çok farklıydı. Aralarındaki mesafe, hatta evin içindeki tüm mesafeler yepyeni bir elektrikle yüklenmişti ve Ayı her an mutfağın ortasında minik şerareler ya da salonun köşesinde kıvılcımlar belirmesini bekliyordu. Aralarındaki alansal konular da çok belirgin düzeyde karmaşıklaşmıştı.
İyi bir şey varsa... Aslında oldukça dokunaklı bir şey varsa, o da Iris'in dönüşünde de aynı gecenin ileri saatlerinde de ağızlarından salyalar saçarak yatağa atlamamış olmalarıydı. Yattıklarında ikisi de çıplaktı ve alçak sesle bir sohbet tutturup olağan şeylerden söz ettiler, sonunda da birbirlerine sarılarak uyudular. Iris bir ara kıpırdanınca Ayı onun soluklarını dinledi, sonra kolunu onun altından çekip kurtardı ve uyudu.
Bu dünyada yaşayan, birbirini birçok yönden çok seven, sevgilerini bazen dalışlarla ve ürpertilerle ifade eden iki canlıydılar.
İkinci gece nasıl bir engel çıktığını Ayı garip şekilde hatırlamıyordu; Iris erken yatmış ve o gelene kadar uyumuştu galiba ama üçüncü gece seviştiklerinde yine harikaydı. Ayı'nın öyle bir şeyi daha önce yaşamadığı kesindi. Iris'in o küçük ve narin vücudu! Zamanında onu kendi gücüne dayanamayacak kadar kırılgan bulmuş.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

18 Mayıs 2014 Pazar

Ayı Eve Dönüyor

Ayı Eve Dönüyor, Rafi Zabor  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Ekslibris Yayınları, Roman, 9786059000017, 615 Sayfa, Mayıs/2014

Kitabın 322. ve 323. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

O tığ gibi insanlara bakınca kendini son yılların modası olan zayıflığın ötesinde hissederek kanepenin yastıklarına biraz daha gömülmek istedi ama epey sert olduklarından yapamadı. Ayı'nın işi için gelmiş olsa, üzerine çullanan aşağılık duygusuyla daha kolay başa çıkabilirdi. Bu sefer kendisi için iş aramaya geldiğinden zayıflık hissediyor, suçluluk duyuyor, oraya ait olmadığı duygusuna kapılıyordu. Eski günler geri dönmüştü sanki. Belki büyük orkestralar da dönerdi.
Karşı masada oturan resepsiyonist röfleli saçlarını toplayıp ağırbaşlı bir topuz yapmıştı ama yine de harika görünüyordu. Bir an başını kaldırıp bakınca Jones gülümsedi, canının sıkılmadığı, biraz beklemekte sakınca olmadığı konusunda güvence vermeye çalıştı. Kız başını tekrar indirince de o bakışın rastlantısal olduğunu ve kendisine odaklamadığını anladı. Kıza odaklanacak bir kişilik su-namamıştı çünkü.
Yirmi yaşlarındayken ne zaman düzgün bir işin peşine düşse, yani gazetelerdeki ilanlara bakıp kendini değirmene koşulmuş kör katırlar gibi hissetmeye başlasa, son mülakata varamadan elenirdi. Başvurduğu şirketi zekâ testinin sonuçlarıyla etkiler ama sıra karşılıklı görüşmeye geldiğinde, sahte özgeçmişiyle, bilgiç konuşmasıyla, kimsenin ihtiyaç duyamadığı pırıltılı nesneler üretme peşine düşmüş şirketlerin doğayı yiyip bitirdiğinden falan dem vurmasıyla şiddetli bir karşıt kültür tavrı yaratırdı; sonunda soluğu Onuncu Cadde'deki Ninth Circle'da alır, hamburgerle Bermuda soğanı yiyip bira içerken müzik otomatında 'Filthy McNasty' ya da 'Senor Blues' dinlerdi.
İnsan tabiatı kendini Önce bin bir eziyetle biçime soktuktan sonra o biçimi överek göklere çıkarmaya, en azından savunmaya yönelikti ve bundan kurtuluş yoktu.
Ninth Circle önce eşcinsel barına dönüşmüş, sonra da büsbütün ortadan kalkmıştı, şirketler de artık başvuranlara zekâ testi uygulamıyordu. Herkes üniversite mezunuydu, herkes akıllıydı-Karşıt kültür de değişmiş, bir bakıma üstkültür olmuştu. Aslında
Jones bile Aynım plak kontratı konusunda sorumluluk üstlenmişti. Sybil'in ısrarı olmasa oraya hiç gitmez, o kanepede klimaya rağmen terleyip durmazdı. Ertesinde tatlı niyetine sıkı seks yapılacağı imalarla belirtilen mükellef bir ev yemeğinin sonunda bu konuda söz almıştı ondan Sybil
Jones'in önünden beyaz gömlek giymiş geniş omuzlu iki Amerikalı delikanlı ve şık bir Japon kızdan oluşan bir grup geçti. Neden o kadar uzun boyluydu oğlanlar? Japon kız bile uzundu! Jones ise orta boyluydu. Yoksa değil miydi? New York'ta 1.75 orta boy sayılmaz mıydı? Kendisi başka şeylerle meşgulken bu da mı değişmişti?
Ufacık bir apartman dairesine ayda iki bin dolar kira ve bir o kadar da aidat veren tipler bunlar mıydı? (Sybil'in aidat makbuzunu görmüştü.) Klas bir arabaya verilen otuz ya da kırk bin dolar, vergiler, öbür giderler falan derken, Megaton küçülmeye karar verdiği anda onun gibi insanlar ne kadar özgüvenli olurlarsa olsunlar kendilerini kapının dışında bulurdu. Jones'a gereken yalnızca bir gömlek, başının üzerinde bir dam, birkaç Charlie Parker plağı, birkaç at ve şatoyu çevreleyen su dolu bir hendekti. Geri kalan tüm gereksiz Amerikan palavraları cehennemin dibine gidebilirdi!
İşin asıl korkunç yanı, koşumlar bir kez vuruldu mu büyük ihtimalle oldukça iyi bir şirket çalışanı olacağıydı.
Resepsiyoncu seslenince dönüp baktı ve kızın telefonu havada tuttuğunu gördü. "Beklettiği için özür diliyor ama birkaç dakikaya kadar biri gelip sizi alacak"
Jones sırıtarak nezaket jesti olarak kabul edileceğini umduğu bir el hareketi yaptı.
Kendini en az kendi olduğu zamanlara, bir dizi davranışsal kaydının henüz gerektiği şekilde güncellenmediği, konuşan bir ayıyla neşe içinde geçirdiği, renkli ama sığ geç gençlik günlerine indirgenmiş gibi hissediyordu. O anda etrafındaki insanların hepsi -görü-nüşlerine bakılırsa- tutturdukları yaşam konusunda ustalaşmıştı ve o, hâlâ dört ayağının üstünde bocalıyordu.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap