Kitabın 120. ve 121. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
SIZMA...
AP seçim kazanma ümidini, sağ oyların toplanıp sol oyların parçalanmasında buluyor, hesaplarını bunun üzerine yapıyor.
Süleyman Demirel, iki aydır sağ oyları AP çatısı altında toplamak için çaba harcayıp duruyor. CHP ise, sol oyları toplamak için herhangi bir girişimde bulunmuyor. Üstelik parti üst kesiminde de "parti dışı sol" olarak adlandırdıkları çevrelere karşı oldukça yoğun tepkiler var.
CHP, çok partili düzenimizin çok "doğurgan" partilerinden biridir. Demokrat Parti, CHP içinden çıkmıştır. Yani Celal Bayar'ı, Adnan Menderes'i, Fuat Köprülüyü, Refik Koraltan'ı CHP doğurmuştur. CHP içinden üreyen Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 yılında ancak bir ihtilal ile alaşağı edilmiştir.
Siyasal hayatımızın en tutucu partilerinden biri olan CGP, yine CHP içinden kopan bir grupça kurulmuştur. CGP Genel Başkanı Turhan Feyzioğlu yıllarca, CHP'nin "ağır topu" olarak görev yapmış, partinin en üst kademelerinde yer almıştır.
Ya 12 Mart hükümetlerinin başbakanları kimlerdir? Bunlar da CHP'nin, "parti büyüğü" olarak tanıttığı Nihat Erim ve Ferit Melen değil miydi? Bu dönemde birçok CHP milletvekili ve senatörü, ortanın solu lideri Ecevit'i sırtından hançerlemek için sıraya girmemişler miydi? Kemal Satır, Ali İhsan Göğüş, Orhan Kabibay, Sezai Orkunt... Bunlar Ecevit'i ve CHP'yi en bunalımlı günlerde terk edip 12 Mart döneminden yana tavır almamışlar mıydı?
Cephe hükümetinin kaç bakanı eski CHP'lidir bilir misiniz? Sıralayalım mı? Turhan Feyzioğlu, Orhan Öztrak, Selahattin Kılıç, Gıyasettin Karaca ve geçenlerde bakanlıktan istifa eden Kemal Demir... TRT Yönetim Kurulunda, Şaban Karataş'ı destekleyen Demirel hükümeti temsilcisi kimdir bilir misiniz?
Yine eski CHP'li Sezai Orkunt... Cephe hükümetinin güvenoyu alacağı sırada, Hatay Milletvekili Sait Reşa ve Urfa Milletvekili Necati Aksoy, CHP'ye ihanet etmemişler miydi?
Bütün bu örnekler gösteriyor ki, CHP için tehlike, sağdadır. Çünkü CHP bir oluşum içindedir. CHP bundan sonraki gelişmesiyle ya ilerici toplumcu bir parti olacaktır, ya da düzenin kurumlarıyla barışacak, iktidar döneminde de düzenle bir ölçüde bütünleşecektir. Bu oluşum sürecinde, CHP için gerçek tehlike, bu bozuk düzenden yana olanların, şu ya da bu yolla partiye sızmalarıdır.
İşte, tehlikeli "sızma" budur. CHP içinden çıkıp, en tutucu partilerde yer alanlar görülmüştür. Yine CHP içinden çıkıp, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en gerici hükümetlerinde sandalye kapanlara rastlanmıştır. Fakat CHP içinden çıkıp da TİP, SDP ve TSİP ya da TBP gibi sol partilere girene tanık olunmamıştır.
CHP'nin açık hava toplantılarında, bazı sorumsuz grup-çukların olumsuz gösterilerine tanık olunuyor diye, bu tür olayları abartarak sol ile bütün "diyaloğu" koparmak CHP için ne ölçüde yararlıdır, bilinmez, Bilinen şu ki, 1973 seçimlerinde dağlara taşlara "Umudumuz Ecevit" diye yazılar kazıyanlar, bugün, birçok aday adayı tarafından köy köy dolaşılıp suçlanan ilerici gençlerdir.
CHP büyük olasılıkla, 5 Haziran seçimlerinden sonra iktidara gelecektir. CHP iktidara geldiğinde, parti programında yer alan dönüşümleri gerçekleştirirken, parti içinde tıpkı Feyzioğlu, tıpkı Satır gibi tutucu direniş odaklarıyla karşılaşmayacağını kim söyleyebilir?
Korkarız ki, soldan gelen sızmaları önleyeceğiz diye bir başka sızmaya, kapılar ardına kadar açılacak ve bu kapıdan girip parti içinde köprü başı tutanlar, CHP'yi düzenle bütünleştirmek için "tarihsel görevlerini" yapacaklardır.
Tehlike solda değildir, sağdadır. Bunun yarasını taşıyor CHP. Bu sızmalara karşı da köklü ve kalıcı önlemler alıyor mu acaba?
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.AP seçim kazanma ümidini, sağ oyların toplanıp sol oyların parçalanmasında buluyor, hesaplarını bunun üzerine yapıyor.
Süleyman Demirel, iki aydır sağ oyları AP çatısı altında toplamak için çaba harcayıp duruyor. CHP ise, sol oyları toplamak için herhangi bir girişimde bulunmuyor. Üstelik parti üst kesiminde de "parti dışı sol" olarak adlandırdıkları çevrelere karşı oldukça yoğun tepkiler var.
CHP, çok partili düzenimizin çok "doğurgan" partilerinden biridir. Demokrat Parti, CHP içinden çıkmıştır. Yani Celal Bayar'ı, Adnan Menderes'i, Fuat Köprülüyü, Refik Koraltan'ı CHP doğurmuştur. CHP içinden üreyen Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 yılında ancak bir ihtilal ile alaşağı edilmiştir.
Siyasal hayatımızın en tutucu partilerinden biri olan CGP, yine CHP içinden kopan bir grupça kurulmuştur. CGP Genel Başkanı Turhan Feyzioğlu yıllarca, CHP'nin "ağır topu" olarak görev yapmış, partinin en üst kademelerinde yer almıştır.
Ya 12 Mart hükümetlerinin başbakanları kimlerdir? Bunlar da CHP'nin, "parti büyüğü" olarak tanıttığı Nihat Erim ve Ferit Melen değil miydi? Bu dönemde birçok CHP milletvekili ve senatörü, ortanın solu lideri Ecevit'i sırtından hançerlemek için sıraya girmemişler miydi? Kemal Satır, Ali İhsan Göğüş, Orhan Kabibay, Sezai Orkunt... Bunlar Ecevit'i ve CHP'yi en bunalımlı günlerde terk edip 12 Mart döneminden yana tavır almamışlar mıydı?
Cephe hükümetinin kaç bakanı eski CHP'lidir bilir misiniz? Sıralayalım mı? Turhan Feyzioğlu, Orhan Öztrak, Selahattin Kılıç, Gıyasettin Karaca ve geçenlerde bakanlıktan istifa eden Kemal Demir... TRT Yönetim Kurulunda, Şaban Karataş'ı destekleyen Demirel hükümeti temsilcisi kimdir bilir misiniz?
Yine eski CHP'li Sezai Orkunt... Cephe hükümetinin güvenoyu alacağı sırada, Hatay Milletvekili Sait Reşa ve Urfa Milletvekili Necati Aksoy, CHP'ye ihanet etmemişler miydi?
Bütün bu örnekler gösteriyor ki, CHP için tehlike, sağdadır. Çünkü CHP bir oluşum içindedir. CHP bundan sonraki gelişmesiyle ya ilerici toplumcu bir parti olacaktır, ya da düzenin kurumlarıyla barışacak, iktidar döneminde de düzenle bir ölçüde bütünleşecektir. Bu oluşum sürecinde, CHP için gerçek tehlike, bu bozuk düzenden yana olanların, şu ya da bu yolla partiye sızmalarıdır.
İşte, tehlikeli "sızma" budur. CHP içinden çıkıp, en tutucu partilerde yer alanlar görülmüştür. Yine CHP içinden çıkıp, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en gerici hükümetlerinde sandalye kapanlara rastlanmıştır. Fakat CHP içinden çıkıp da TİP, SDP ve TSİP ya da TBP gibi sol partilere girene tanık olunmamıştır.
CHP'nin açık hava toplantılarında, bazı sorumsuz grup-çukların olumsuz gösterilerine tanık olunuyor diye, bu tür olayları abartarak sol ile bütün "diyaloğu" koparmak CHP için ne ölçüde yararlıdır, bilinmez, Bilinen şu ki, 1973 seçimlerinde dağlara taşlara "Umudumuz Ecevit" diye yazılar kazıyanlar, bugün, birçok aday adayı tarafından köy köy dolaşılıp suçlanan ilerici gençlerdir.
CHP büyük olasılıkla, 5 Haziran seçimlerinden sonra iktidara gelecektir. CHP iktidara geldiğinde, parti programında yer alan dönüşümleri gerçekleştirirken, parti içinde tıpkı Feyzioğlu, tıpkı Satır gibi tutucu direniş odaklarıyla karşılaşmayacağını kim söyleyebilir?
Korkarız ki, soldan gelen sızmaları önleyeceğiz diye bir başka sızmaya, kapılar ardına kadar açılacak ve bu kapıdan girip parti içinde köprü başı tutanlar, CHP'yi düzenle bütünleştirmek için "tarihsel görevlerini" yapacaklardır.
Tehlike solda değildir, sağdadır. Bunun yarasını taşıyor CHP. Bu sızmalara karşı da köklü ve kalıcı önlemler alıyor mu acaba?
kitap
