Kumral Ada Mavi Tuna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kumral Ada Mavi Tuna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2014 Salı

Kumral Ada Mavi Tuna

Kumral Ada Mavi Tuna, Buket Uzuner tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9789752890244, 499 Sayfa, Ekim/2013

Kitabın 144. ve 145.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Kim söyleyebilir, belki nice zamanlardır ölmediğimizi..."
Ingeborg Bachmann
Her şey çok çabuk oldu.
Yangının cephaneliğe yakın bir yerde çıkması ve sabotaj olasılığı panik yaratmış, ortalık aniden karışmıştı. Garnizonu kasıp kavuran siren sesleri arasında aceleyle ciplere binen ve koyu bir dumanın yükseldiği doğuya doğru giden askerlerin arasında buluverdi kendini Tuna.
Etraftaki bütün karmaşa ve paniğe rağmen, askerlerin hızlı bir emir-komuta zinciri içinde hâlâ düzenle hareket edebiliyor oluşlarını hayranlık uyandırıcı buldu.
Tıpkı Vietnam filmlerindeki sahneler gibi...' diye düşünmeden edemedi.  
Onun yaşında birinin İkinci Dünya ya da Kore Savaşı filmlerini anımsaması da beklenemezdi. Kıbrıs Savaşı sırasında on yaşlarındaydı ve Kıbrıs'ı çok uzakta bir 'ada' sanıyordu.
Savaş romanlarını ve filmlerini sevmezdi ama onun ilkgenç-lik yıllarında salgın olan Vietnam filmlerine insan istese de istemese de yakalanmak durumundaydı. 0 yıllarda dünyanın hemen her yanında Amerikalılara 'iyi iş' yaptıran Vietnam filmleri zorunlu bir moda olmuş ve tabii Türkiye de bundan kaçamamıştı. Herkese göre ayrı bir senaryo vardı. Gülmek, ağlamak, şiddet görmek ya da savaş karşıtı olmak, birkaç tane Vietnam filmi görmek için ayrı ayrı birer nedendi. Para verip bilet almayanlar bile, evine sakat dönen Vietnam gazileriyle, geride bıraktıkları karıları veya dostları arasında geçen iç burkucu filmlere ya televizyonda, reklamlarda veya dergilerde mutlaka yakalanıyordu. Ya Jane Fonda, Jon Voight, ya da Robert de Niro ve Meryl Streep, o da olmadı Robin Williams ile dünyanın hemen her yerinde bir parça Vietnam yaşanmıştı.
"Haydi atla teğmen!"
Birisi kolundan yakaladığı gibi, hareket etmekte olan cipe doğru çekti Tuna'yı. Buna hiç hazırlıklı olmadığı için gövdesini cipin içine çekmekte gecikince ayak bilekleri aracın çamurluğuna sürtünerek feci berelendi. Cipe yerleşince acıyla dişlerini sıktı Tuna. Eğilip baktığında sağ paçasının yırtıldığını, yırtılan yerde kanayan bileğini gördü. Onu kan tutuyor ya, hemen bakışlarını kaçırdı.
"Canım bu kadar yandığına göre yoksa bu bir rüya değil mi?" diye söylendi acıyla dişlerini sıkarak.
Kimsenin onu duyacak hali yoktu. Neresinin yaralanıp ka-nadığı kimsenin umrunda değildi. Cipin içindeki askerler patlamaya hazır bomba gibi ürkütücü görünüyorlardı. Hepsinin makineli tüfeği vardı ve hiçbiri konuşmuyordu. Artık dünyadan kopmuş, başka bir boyuta taşınmış gibiydiler.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

14 Şubat 2014 Cuma

Kumral Ada Mavi Tuna

Kumral Ada Mavi Tuna, Buket Uzuner tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9789752890244, 499 Sayfa, Ekim/2013

Kitabın 254. ve 255.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Sevgili kardeşim, ne zaman bir sal yapacağız kendimize ve yelken açacağız gökyüzünden aşağıya?"
Ingeborg Bachmann
Ben geldiğimde o da öbürleri gibi bizim evde yaşıyordu; tıpkı annem, babam ve tıpkı dedem gibi.
Ben geldiğimde Araş da bizim evde yaşıyordu. Aileye en son katılan bendim ve öbürlerinin varlığını doğal bir miras gibi hiç düşünmeden kabul etmiştim. Beni sevmelerini, beni koruyup beslemelerini doğal olarak beklediğim gibi... Çocuktum ve çocuklar sahip oldukları şeylerin nasıl kazanıldığını hiç bilmezler. Çocukluk böyle yaşandığı zaman güzeldir!
Aras da onlardan biriydi. Vardı ve hep olacaktı. Onsuz yaşamanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum, aklımın ucuna bile getirmemiştim. Neden getirecektim ki? Benden önce gelmişti, oradaydı, sağlamdı, güvenilirdi, akıllıydı. Beni sever, beni korurdu. Ağabeyimdi, ağabeyim olarak da kalacaktı.
Ama öyle olmadı.
Aras bir gün gitti.
Öylece ansızın, hiç haber vermeden ve bizi yokluğuna hiç hazırlamadan...
Aras bir gün çekip gitti. Temelli gitti.
Gidişi de kendi efsanesine uygundu. Tam kahramanlara özgü biçimde ayrıldı Aras. Yakışıklı, genç ve cesur! Zeki, yetenekli ve başarılı! Yine yapacağını yapmış, giderken de bir kahraman olmayı başarmıştı ağabeyim.
Oysa gitmek isteyen Ada, kalmak isteyen Aras'tı. Ve aslında temelli gidecek olanın Aras olduğuna dair hiçbir işaret yoktu.
O yaz bir sınav hengamesiyle geçti Aras için. Liseyi okul birincisi olarak bitirmişti. Karate ve yüzmede liseler arası dereceler yapmış, satrançta bölge şampiyonu olmuştu. Deniz Kuv-vetleri'nin askeri öğrenci sınavlarını kazanmış, üniversite sı-navlarına girmiş, sonuçları bekliyordu. İlk tercihi İTÜ gemi mühendisliğiydi. Aras'ın başka tercihi yoktu.
ÖSYM sonuçlarını beklerken boş duracak değildi ya?.. Amerika'da gemi inşaat mühendisliğiyle ünlü Michigan Üni-versitesi'nirı mühendislik öğrenci derneğine yazıyor, denizcilik, savaş gemileri teknolojisi, navigasyon konusunda ne bulursa sömürürcesine okuyor, gözlerinden ve ellerinden taşan zekâsını nerelere yönlendireceğini bazen şaşırıyordu.
Ve tabii Ada...
Ada'yla daha sık ve daha uzun ortadan kaybolmaya başlamışlardı. Ada tamamen Aras'a hayran, Aras Ada'nın hayranlığını kaybetmemek için her şeyi yapmaya hazır görünüyordu. Aşk bu muydu, bilmiyordum?
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap