ziyan hakan günday oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ziyan hakan günday oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2013 Perşembe

Ziyan

Ziyan, Hakan Günday tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Doğan Kitap, Roman, 9786051113302, Eylül/2009


Kitabın 40. ve 41. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır. 

Ölü adamdan kimseye söz etmeyi düşünmüyordum. Tatvan'a gitmeye niyetim yoktu. Askeri psikiyatri polikliniği oradaydı. Üstelik oraya varmak için KTM'deri geçmek gerekiyordu. Kabul ve Toplama Merkezi. Stadyum projektörleriyle aydınlatılan üç yüz kişilik koğuşlarda yatmayı düşünmüyordum. Zor bölgede asker nakli için kurulmuş kışlalar. Adındaki baş harflerin açılımını kimsenin merak etmediği PKK adındaki boktan bir örgüt yüzünden böyle bir yol izleniyordu. Birlikte hareket ediliyor ve bir yerden diğerine koruma eşliğinde gidiliyordu. Güvenlik açısından şarttı. Garip olan tek şeyse, iki dağın arasında verilen ihtiyaç molasında, yamaçlardan inen onlarca herifin, ellerindeki çuvallardan çıkarttıkları İran sigaralarını, tarihi geçmiş meyve sularını satmaya çalışmalarıydı. Gizli olması gereken, askeri bir konvoy geçişini takip edecek istihbarata sahip seyyar satıcıların varlığı bölgenin zorluğuna ilişkin inancımızı arttırıyordu. Bölge o kadar zordu ki seyyar satıcılardan bile kaçamıyorduk!
Hayır, ölü adamı kimseye anlatmayacaktım. Karşıma sadece nöbetlerde çıkan bir hayaletle konuştuğumu kimse bilmeyecekti. Nöbet tutmanın ne demek olduğunu biliyordum. Belki de sadece yan etkilerinden biriydi. Saatlerce yalnız kalmanın, sabit durmanın etkilerinden biri halüsinasyon görmek olabilirdi. Nöbet sırasında başına garip olayların geldiği o kadar çok asker tanımıştım ki, buna şaşırmazdım. Hikâyelerini dinlediğimde bir belgesel hayal ederdim. Soru, "Nöbet sırasında ne yaptın?" olacak ve askerler sırayla yanıt verecekti:
Sigara içtim.

"Ağladım."
"Önümden geçen çocuğa para verip, karşıdaki lokantadan yemek
getirtip yedim."
"Kulenin duvarlarına yazılar yazdım."
"Kulenin arkasına diktiğim tohumlar yeşerince sarıp içtim."
"Bir pezevengin getirdiği çingene kadını siktim,"
"Ağladım."
"Mermileri söküp içindeki barutları boşalttım."
"Ağladım."
"326784 seri numaralı silahımın namlusunu ağzıma sokup tetiğe
bastım." "Ağladım." "Kapısında beklediğim cezaevinin mahkûmları tarafından rehin
alındım."
"465382 seri numaralı silahımın namlusunu sağ ayak bileğime dayayıp tetiği çektim."
"Ağladım."
"Bir köpek kulübesini söküp yaktım ve postallarımı ısıttım."
"Kabanı yere serip, üstünde uyudum ve donarak öldüm."
"Karda çukur açıp içine sıçtım."
"Köpeköldüreni şarap zannederdim. Oysa bir soğuk çeşidiymiş. Kışlanın köpeklerinden birinin donarak ölmesini seyrettim."
"Ağladım."
"0906584 seri numaralı silahımı hedef gözetmeksizin ateşledim ve
altı sivili öldürdüm."
"Ağladım."
"Her gün aynı saatte önümden geçip "Hayırlı nöbetler, asker ağa!" diyen bir herif tarafından havaya uçuruldum."
"Cep telefonuyla konuştuğum karımdan, çocuğumun ölü doğduğunu öğrendim."
"Ağladım."
Belgeselin sonundaysa, aynı sırayla hepsi şu cümleyi söyleyecekti:
"Ama nöbet yerini terk etmedim!"

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap