Kitabın 11.12. ve 13. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
"Tekrar yeni bir barmene ihtiyacım olduğuna inanamıyorum." Sandalyeme yaslanıp ayaklarımı masaya dayadım. Luke'un bardan ayrılmasının geçerli bir nedeni vardı ama bu neden hoşuma gitmek zorunda değildi. Yeni aldığım Shawn isimli vampir de onun yerini doldurmamıştı. İki haftalık beceriksiz garsonluğu ve berbat müşteri ilişkileri sonrasında kovmuştum onu. Shawn'ı sürekli müşterilerimden bazılarına dişlerini geçirmeye çalışırken yakalamıştım. Kendimi kaybedip onu hemen bardan attım. Kimse benim sürekli müşterilerimle uğraşamazdı, özellikle de benim barımda.
Ama bu yüzden de bir boşluk oluşmuştu. Wayfarer da tüm diğer yerler gibi tatil zamanı çok doluydu. Yardım edebilecek herkese ihtiyacımız vardı. Öteki Dünya Şükran Günü için mangal ziyafeti yaparak işe başlamıştık. Sonra da o hafta köşeye sahte bir ağaç yerleştirip çalışanlarıma alışveriş yapmaları için ikramiye dağıtmıştım. Şimdi ise aralığın ilk haftası yaklaşıyordu, kış dönümü -ve kutlayan müşterilerim için Noel- önümüzdeydi. Alışverişten yorgun düşmüş, tatilin karmaşasından boğulmuş insanlar bara akın ettikçe partiler daha çılgın ve gürültülü olmaya başlıyordu.
Nerissa sen ne yapabilirsin, der gibi ellerini iki yana açtı. "Ne diyebilirim ki, bebek? Üzgünüm ama işler böyle yürüyor." Arkamda durup yanağımdan boynuma kadar küçük küçük öpücükler kondurdu. "Gündüz işim olmasa, senin için çalışırdım."
"Harika bir barmen olurdun. Hem sonra ne zaman istesek seni ofisime atıp sevişebilirdim."
"O zaman hiçbir iş yapamazdık," diye karşı çıktı. Kahkaha atıp omuz silktim. "Biliyorum, biliyorum, bar sahibi olmanın bir parçası insanları işe almak, ama bu çok berbat bir iş."
Başımı geri atınca dudaklarıma yapıştı. Altın sarısı Tanrıçamın dudaklarının tadını iyice içime çektim. Nerissa tüm bedenime bir şok dalgası yayıyordu. Tek düşünebildiğim onu ne kadar istediğimdi. Burada. Şimdi. Tam parmaklarım onun göğsüne uzanıp vücudunun kıvrımlarında gezinmeye başladığı sırada kapı çalındı.
"Kötü zamanlama." Yüzümde acı dolu bir ifadeyle ona baktım. "Hakkımı sonra kullanabilir miyim?"
"Her zaman." İsteksizce geri çekilip tekrar masamın yanındaki sandalyeye oturdu.
Bir puma kadın olan Nerissa, sapkın bir Afrodit'ti; ama aynı zamanda da benim profesyonel görüntü vermem gerektiği zamanları bilmek konusunda son derece diplomatikti. Sandalyesinde ağırbaşlı bir şekilde oturdu. Tayyörü ve sarımsı topu-zuyla çıldırmak üzere olan bir kütüphaneciye benziyordu. Birlikte olduğumuzu herkes biliyordu ancak çalışanlarımın yanında uygunsuz bir görüntü vermenin anlamı yoktu.
"Girin." Chrysandra kapıyı açıp başını içeri uzattı. "Ne oldu?" dedim.
Önce Nerissa'ya baktı. Sonra bana dönüp sırıttı. "Rahatsız ettiğim için özür dilerim, patron, ama iş arayan biri geldi. Emin değilim ama belki konuşmak istersin."
"Doğaüstü biri mi?" Sadece Doğaüstü Varlıklar Topluluğuma ait birilerini işe almak gibi bir politikam vardı. Wayfarer bir sürü belayı çeken bir yerdi. Safkan bir insanı işe alma riskine tekrar giremezdim. Chrysandra her türden doğaüstü varlığın yanında çalışmaya alışıktı ama barmen olarak ben yokken ortalığı toparlayacak bir fedaiye ihtiyacım vardı.
Bir dev olan Pieder iyi iş çıkarıyordu ama o gündüzleri çalışıyordu. Benim gece vardiyası için birine ihtiyacım vardı. Bu işe girişmişken ikinci bir fedai daha işe almalıydım belki de, ama çoğu geceler barda ben çalıştığım için boşlukları tamamlıyordum. Akıllı insanlar vampirlere bulaşmıyorlardı ve düzenli müşterilerimin çoğu benimle didişmemeyi kısa sürede öğrenmişlerdi.
Chrysandra başıyla onayladı. "Evet, ama ne tür olduğunu çıkaramadım. Tuhaf bir his veriyor." Yüzündeki ifadeden anladığım kadarıyla ya adam onu endişelendirmişti ya da o kadar ilginçti ki, Chrysandra onun ne tür olduğunu çıkaramamıştı.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder