Kitabın 7.8. ve 9. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Giriş
1970
Laos - Kuzey Vietnam sınırı
Muong Sam'in otuz kilometre dışında, ilk mermilerin gökyüzünü yarıp geçtiğini gördüler.
Pilot William "Vahşi Bill" Maitland, gövdenin arkasından bir yerden aldıkları yarayla birlikte, DeHavilland Twin Otter'in bir kısrak gibi sıçradığını hissetti. İçgüdüsel olarak irtifanın beraberinde getireceği güvenliği tercih edip hemen yükselişe geçti. Sisli dağlar altlarından kayıp giderken, yeni bir mermi tufanı, arkalarında çizgiler bırakarak yanlarından geçti; kokpiti uçaksavarla tarıyorlardı.
Maitland yardımcı pilotuna, "Lanet olsun Kozy, sen uğursuz bir adamsın," diye homurdandı. "Ne zaman seninle uçsak ağzımda kurşun tadı beliriyor sanki."
Kozlowski, koca bir çikleti ağzına atıp sesli bir şekilde çiğnemeye devam etti. Paramparça olan ön camı işaret ederek, "Endişelenecek bir şey yok," diye ağır ağır söylendi. "Seni en az beş santim ıskaladı."
"Üç desek?" "Arada büyük fark var."
"İki santim, inanılmaz derecede büyük bir fark yaratabilir."
Kozy güldü ve pencereden dışarı baktı. "Evet, karım da aynısını söylüyor."
Kokpitin kapısı hızla ardına kadar açıldı. Kargocu Val-dez, omuzlan paraşüt çantası yüzünden çökmüş bir halde kafasını içeri uzattı. "Burada lanet olası..." Diğer bir mermi daireler çizerek yanlarından geçince donup kaldı.
Kozlowski, "Buradaki sivrisinekler muazzam büyüklükte," dedi ve ellerini kocaman açarak tarif etti.
Valdez, "O da neydi?" diye sordu. "AK-47 mi?"
Maitland, "Daha çok .57-milimetreye benziyor," dedi.
"Bize .57'lere dair hiçbir şey anlatmadılar. Her neyse, siz nasıl bir bilgi aldınız?"
Kozlowski omuz silkti. "Bunlar sadece senin vergi adı altında ödediğin dolarlarla alınabilecek türden şeyler."
Maitland, "Kargomuz nasıl korunuyor?" diye sordu. "Kıçındaki pantolon hâlâ kuru mu?"
Valdez öne doğru uzandı ve itiraf etti: "Adamım, garip bir yolcumuz var." '
Kozlowski, "Ee, ne var bunda?" dedi.
"Demek istiyorum ki, gerçekten garip. Her tarafta mermiler vızıldıyor ama o gözünü bir kez olsun kırpmadı. Bir nilüfer yaprağı üzerinde suda yüzüyormuş gibi öylece oturuyor. Boynundaki madalyonu görmelisiniz, en az bir kilo çekiyor olmalı."
Kozlowski, "Hadi ama," dedi.
"Söylüyorum sana Kozy, adamın düz ve küçük boynundan bir kiloluk altın sallanıyor. Kim o?"
Maitland, "Bir Lao, üst düzey," dedi.
"Size sadece bu kadarı mı söylendi?"
"Ben sadece teslimatçıyım. Bundan daha fazlasını bilmeme gerek yok." Maitland, Dehavilland'ı iki yüz kırk beş metre irtifaya sabitledi. Açık kokpit kapısından dışarı bakınca, teçhizat sandıkları arasında uysal uysal oturan yalnız yolcularını fark etti. Loş kabinde, Lao'nun yüzü vernikli bir maun gibi yanmaktaydı. Gözleri kapalıydı, dudakları da kımıldıyordu. Maitland, dua mı ediyor diye merak etti. Evet, bu adam kesinlikle en ilginç kargolarından biriydi.
Maitland daha önce de garip yolcular taşımıştı. Air America'da çalıştığı şu on yıl içinde, Alman kurt köpeklerini, generalleri, şebekleri ve kız arkadaşlarını taşımış, onları gitmeleri gereken her yere götürmüştü. Eğer cehennemin bir iniş pisti olsaydı, onları oraya götüreceğini büyük bir memnuniyetle söylerdi; tabii biletleri olduğu sürece. Her şey, her zaman, her yere; Air America'nın kuralıydı.
Kozlowski, gür ormanların üzerinden akan sise bakarak, "Song Ma River," dedi. "Bitki örtüsü çok kalın. Eğer ellerinde daha fazla. 57'lik varsa, inmekte oldukça zorlanacağız."
Maitland, her iki taraflarında uzanan kadifemsi yeşil yamaçlara bakarak, "Her halükârda iniş zor olacak zaten," dedi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder