Yıldırım Bayezid: İhanet Çemberi ve Yükseliş, Okay Tiryakioğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Timaş Yayınları, Roman, 9786050811865, Eylül/2013
Kitabın 7.8. ve 9.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Assos, 22 Mayıs 1380
O akşam yağmur bastırdı. Dalgakıranlarda patlayan dalgaların kuvvetli uğultusunu bile bastıran bir yağmur... Uzun müddettir yanan gemilerin acı dumanı, puslu ufukta ağır ağır yiten güneşi kül rengine çevirmişti. Şehzade, bulundukları yükseltiden, antik limanın iç kısmına doğru şiddetlenen çarpışmaya bakarak, bir müddet daha korsanların birbirlerini kırmasını izledi. Sonra beraberindeki yirmi hassa yeniçerisi ve Karatuğ istihbarat teşkilatının beş seçkin neferine işaret ederek, önceden hedefledikleri kuşatma planının detaylarını hatırlatmaya başladı."Sen! Alkan Boğa, sana söylüyorum karındaşım!"
Bıyıkları yeni terlemiş, uzun boylu, zarif delikanlı, miğferinin altından dökülen kara saçlarını gözlerinin önünden çekerek, "Emredin Şehzadem!" dedi.
"Yanına Deli Batur'u da al ve şehirden, limana uzanan taş yol boyunca siperlen. Kılıç artıklarımızı siz durduracaksınız. Mümkünse çatışmaya girmeyin. Adamların birbirlerine girmiş, şaşkın ve yorgun olmaları bize muazzam bir üstünlük sağlıyor. Bunu biz dahi beklemiyorduk. Meraklanmayın, sizi görür görmez aman dileyeceklerdir."
"Emredersiniz!"
"Zira iki taraftan da birkaç kişi sağ kalsın istiyorum. Sorgulamamız ve gemilerimize bu melun tuzağı kimin kurduğunu tespit etmemiz kolaylaşır. Ayrıca neden durduk yerde bu haramzadelerin birbirlerine saldırdığını da merak ettim doğrusu. Yakınlarda mevcut bulunan bir ganimet sebebiyle olabilir."
"Hakkınız var Efendim, endişe etmeyiniz."
O esnada Deli Batur'un o karşı konulmaz, devasa bir kaya parçası gibi sert ve dengesiz gövdesini aralarında buldular. "Beni mi emrettiniz?" diye sordu Batur, gür bıyıklarını alışkanlıkla burarak. Kapkara birer cehennem çukuruydu gözleri. Çarpışma önceleri böyle olurdu. Yaklaşan gecenin soğuk, kara bir madeni hatırlatan sertliğiyle bakardı insana.
"Kardeşliğin Alkan'la gidiyorsun Batur! O sana ne yapacağınızı söyler."
"Emredersiniz Şehzadem!"
"Batur!"
"Buyurun!"
Şehzade uzanıp, ham granit bloklar kadar sert omuzlarını kavradı Batur'un, "Bir delilik yapma karındaşım. İşin ehemmiyetini biliyorsun! Bu defa olmaz! Şehzade Bayezid üstlendiği işi eline yüzüne bulaştırdı dedirtmemeliyim!"
Batur, başını anlayışlı bir tavırla salladı, "Siz içinizi ferah tutun!"
"Haydi o halde karındaşım, göreyim sizi!"
Alkan Boğa ve ezelden ebede kardeşliği Deli Batur, rüzgârın rengine ve yağmurun kokusuna bürünerek kayboldular.
"İmdi" dedi Şehzade buyurgan bir sesle. Keskin hatları arasından süzülen damlalara aldırmıyor, gözünü dahi kırpmıyordu. "Sancar Bey, sen ve kardeşin Yaralu Atmaca, yanında on hassa muhafızıyla birlikte şu karşı güney yamaçlarından sokulacaksın. Yanınıza muhafız birliğinin kumandanı Haseki İbrahim Ağayı da alın. İbrahim Ağa yanına istediği kadar asker alabilir. Ben de İlimdar Bey ve geri kalan yeniçerilerle birlikte, batıdaki eski dere yatağı boyunca sokulacağım. Onları öyle bir şaşırtacağız ki, ya bizimle de çarpışmaya kalkacaklar ya da doğrudan rıhtım boyunca koşup şu dalgalı denize atlamak zorunda kalacaklar."
On dakika içinde korsan gruplardan biri, ötekine kesin bir üstünlük sağlamıştı. Yorgun ve yaralı bedenlerini, daha güçlü arkadaşlarına siper edip, Antik Assos'un lahitlerle kaplı mezarlığına doğru geriliyorlardı. Şehzade Bayezid ve Karatuğlan tarafından, iki ayrı koldan kuşatıldıklarını anladıkları anda, birbirleriyle vuruşmayı bırakıp, hayretle etraflarına bakındılar. Sonra tek kaçış istikameti olan kuzeye doğru yöneldiler. Enikonu kararmış gökyüzünün altında can havliyle koşuyorlardı. Kıyımdan geriye kalmış bu takribi yirmi kişinin, kurtuluş için makul görünen tek fırsatları buydu çünkü.
Az önce birbirlerine amansızca kılıç üşüren korsanları, bir an sonra yan yana kaçarken görmek, tuhaf olduğu kadar, sarsıcı bir manzaraydı. Ancak tam yollarının üzerinde dikilen dev gibi iki muharibi fark edince yeniden durakladılar. İhtiyatlı bir tavırla birbirlerinden uzaklaşarak kendi arkadaşlarına doğru sokuldular. O zaman üstün olan tarafın on iki kişi kaldığı anlaşıldı.
Ne var ki bundan sonrası pek de Şehzade'nin umduğu gibi gelişmedi. Korsanların bir anda sırt sırta vermeleri ve şaşırtıcı bir metanetle karşı saldırıya geçmeleri beklenmedik bir davranıştı. Göğüs göğüse, şiddetli bir çatışma başladı. Bayezid Han, çift ağızlı savaş baltasını tek eliyle kullanarak daldı düşman içine.
Duraksamıyor, hiç kararsızlık göstermiyor ve adamlarını tetkik edebileceği bir açıdan, çarpışma sahasına hakim konumda kalmaya çalışıyordu.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder