11 Ekim 2013 Cuma

Şairlerin Barbar Sofraları


Şairlerin Barbar Sofraları, Hikmet Temel Akarsu  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Doğan Kitap, Öykü, 9786050916980, 228 Sayfa, Ekim/2013


Kitabın 13.14. ve 15. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Kadıköylü Şairlerin Barbar Sofraları (Şairlerin Barbar Sofraları)
Intro
Kadıköy'ün kırık meyhanelerinde "rate" şairlerin fukara masaları kurulduğunda ilk başta hatır gönül bilen, efendi ve sinik, kaybetmiş ve mahcup, yüce gönüllü ve hatırşinas eski asker arkadaşları dertleşmek için bir araya geldiler sanırdınız. Verzalit masalara kondurulmuş, çatalı değdirdiğin anda kayan tabaklardaki en ucuz mezelerden sanki eşantiyon diye seçilmiş iki üç tanesinin yanı başında tüm azametiyle duran "bir büyük", masanın tartışmasız hâkimi ve fetiş nesnesi olurdu her zaman. Onlardan kaç tanesi gelir kaç tanesi boş olarak geri giderdi; bunun hesabı her zaman karışırdı. Bu, garsonlarla şairler arasında sürüp giden entrika sanatının en sofistike olanıydı. İşi karanlık hesaba çevirmek kuşkusuz şairlerin en büyük amacıydı. Çünkü hesabın nereye kadar yükseleceğini o masalara oturan hiç kimse bilemezdi. Niza çıkarmak için kıyıda köşede bir nedensellik bulundurmakta büyük fayda vardı. Yine de Kadıköy'de şairlerin derlendiği o fukara masalarda bir tek rakıdan tasarruf edilmezdi. Geri kalan her şey kıttı. Ama rakı bol!
Araya karışmış dostlar arasında şiire dair hevesleri kursağında kaldığından iş dünyasını seçmiş ve hayat yollarında eli paraya değmiş biri yoksa büyük olasılıkla meyhaneye hesap takılacak demekti ve bunun yaratacağı gerilim büyük olmasın diye hesabı sadece rakı kanadından kabartmak rasyonel olurdu. Muhayyel dünyaların, büyük duyguların, irrasyonel sevdaların ve hayatı takmazlıkların büyük şairleri sıra rakıya geldi mi birer strateji ustası kesilir, her hamlelerini hesaplı kitaplı yapar, binbir tasarım içinde adım atar ve her yudumlarını bir plan dâhilinde mideye indirirlerdi. Neyse ki her akşam şu ya da bu şekilde hesabın ağırlığının yıkılacağı iş hayatında istim tutmuş bir şair eskisi bulunurdu ortamda. Yine de onun da istiap haddini, kaldırma kuvvetini aşmamak, sabrını taşırmamak ve isyanını yatıştırılabilir kılmak adına meze olayında dikkatli gidilmeye devam edilir, masaya mütemadiyen bol ekmek istenirdi. Sonra beyaz peynirin lezzetini artırmak için, sadece gusto ve damak zevki aranıyormuş gibilerden zeytinyağı istenir, tabağa boca edilen zeytinyağı, limon, kekik ve pul bibere banarak ekmekle karın doyurulurdu. Peynir hiç bitirilmezdi. Sürekli kuver kapsamında görülen zeytinyağı ve ekmek istenirdi. Bir ondan, bir öbüründen ve bataçıka saatlerce işret eylenirdi. Bunlar züğürt şair sofralarını betimleyen şifrelerin ilk harfleriydi.
Kadıköylü şairlerin, kırık meyhanelerde, çevresinde toplandığı işbu barbar sofraları genelde askerlik şubesi gibi olurdu. Hepsi de abazan erkeklerden kurulu birer barbar meclisi! Nadiren araya şiir dünyasına adım atmaya çabalayan mektepli küçük hanımlar karışırdı. İşte o zamanlar masanın ahvali tümden değişirdi. Bir anda ilgi alâka cins-i latife yönelir; bütün strateji ve karizma savaşları, ne kadar kaknem ve gudubet olursa olsun, söz konusu hatun kişi üzerinden yürütülmeye başlanırdı. Herkes küçük hanımı elinden tutarak edebiyatın zirvelerine taşımak için kendini adamaya talip olurdu. Çoğu da meğerse onun şiirlerini yakından takip ediyormuş olurdu. Şiirlerinin hepsi de harikaydı ve genç şaire bir büyük yetenekti. İhtiyacı olan tek şey elinden tutacak bir büyük edipti, işte o da şimdi oradaydı. Bunu onun için zevkle yapacaktı. Çünkü o, buna layıktı.
Edebiyat ve iletişim fakülteleri mahreçli fettan şaireler şimdilik bir kenarda dursun; biz işret meclisimize geri dönelim...


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder